Devlet Bahçeli’nin TBMM’de partisinin grup toplantısında terörist başı Öcalan’a TBMM de konuşma çağrısı yaptı.
Abdullah Öcalan’a 43 ay sonra görüş izni verilmesinden sonra Öcalan, DEM partili yeğeni Ömer Öcalan ile görüştü. Bu görüşmede halen tecritte olan Öcalan’ın yeğeni ile gönderdiği mesaj ile Bahçeli’ye cevap vermiş oldu.
Böylece tecrit mahkûmu Apo ile Bahçelinin diyalog içine girmesi gerçekleşti. İkinci çözüm süreci de denebilecek diyalogun ilk adımı 1 Ekim 2024 de Bahçeli’nin DEM partililerle tokalaşması ile başlamış oldu. Devlet Bahçeli 22 Ekim 2024 günü TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmasında; “Terörist başı buyursun, terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin. İkinci hüküm cümlem şöyledir: terörist başı işin içinde olmazsa bir şey çıkmaz diyenlere sesleniyorum. Şayet terörist başının tehdidi kaldırılırsa, gelsin TBMM de DEM parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse umut hakkının kullanımı ile ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açıktır. Ne Kandil ne Edirne; adres İmralı’dan DEM’e uzansın bu ağır ve tarihi terör sorunu ülke gündeminden tamamen çıkarılsın.” diyerek Öcalan’a “af” getirecek olan beyanatlarda bulundu.
4 Kasım 2024 de İçişleri Bakanlığı Mardin, Batman ve Halfeti Belediye başkanlarını görevden aldı. D. Bahçeli 22 Ekim’de yaptığı konuşmasındaki Apo çağrısını 5 Kasım’da tekrar gündeme getirdi. Bahçeli’nin konuşmasını yorumlayan DEM partililer, “Terörizm sorununun siyasi temele oturtulması” ve “konunun meşruluğunu vurguladığını” ve AKP’nin bugüne kadar yapamadığını, Bahçeli’nin yaptığını gördükleri yorumunu yapmışlardır. Bahçeli açıklamasıyla, Apo’ya “Kürt halkı adına sen konuşabilirsin”, Umut hakkını gündeme getirerek “serbest kalabilirsin” diyor. Böylece işin hukuki bir mesele değil, siyasi bir mesele olduğunu otaya koymuş oluyor.
Bahçelinin pazarlık cümlelerinde görüldüğü üzere “ilgili yasal düzenleme” yapılıp terörist başının bundan yararlanarak serbest kalması ile, “İmralı’dan DEM’e” uzanan bir yolla terörist başı hürriyetine kavuşacak, partisinin başına geçecek, sonra da Kuzey Suriye’de kurulmuş olan terörizm devletinin (Kuzey Suriye Federasyonu) başkanlık koltuğuna oturacak.
Umut hakkı vaadi ile örgütün silahı bırakıp lağvedilmesi çağrısına Öcalan, “Tecrit devam ediyor. Koşullar oluşursa bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekecek teorik ve pratik güce sahibim.” Diyerek Bahçeli’nin teklifini kabul ediyor.
Devlet olmaya giden terörist yapılanma
Apo liderliğinde çalışan PKK örgütü BOP planı doğrultusunda, Ortadoğu’da bağımsız bir devlet kurmayı hedef olarak belirlemiştir. 17 Ekim 2003’te PKK 8. Kongresinde Apo’nun İmralı’dan verdiği talimatlarla Türkiye, Suriye, İran, Irak topraklarında yeni bir yapılanma kararı alınmıştı. Bu suretle PKK/KCK terör örgütü kendine geniş bir hareket alanı tespit etmiştir. Bu hareket alanı içinde Suriye bölgesi yapılanması kapsamında PYD (Demokratik Birlik Partisi) adıyla bir örgütlenmeye gidilmiştir. PKK/ KCK’nın Suriye yapılanması olarak faaliyet gösteren PYD uluslararası siyasi ve lojistik destek almaktadır. Suriye’nin iç karışıklıklarından istifade eden PYD, YPG (Halk Savunma Birlikleri) adını verdikleri silahlı örgütlenme ile DEAŞ’a karşı sözde mücadele eden bir teşkilatlanma oluşturdu. PYD/YPG’nin oluşturulması sonucunda PKK/KCK’nın Suriye yapılanmasında silahlı bir birlik olarak görevlendirilmiştir.
PYD/YPG silahlı terör örgütü kuzey Suriye bölgesinde baskıcı terör yoluyla hâkimiyet kurmaya çalışmıştır. PYD/YPG otoritesini kabul etmeyen yerleşik halklardan Türkmen, Arap, Yezidi gibi kim varsa yok etmeyi hedef almıştır. Yerleşik halkın toprakları işgal edilmiş, evleri yıkılmış, yakılmıştır. Halk göçe zorlanarak resmi daireler ve belgeler talan edilmiştir. Zorunlu askerlik adıyla genç ve çocuklar askerliğe alınarak eğitilip silahlandırılmıştır.
1979 dan itibaren Kuzey Suriye’yi bir üs olarak kullanan PKK terör örgütü, 25 yılı aşan bir sürede kitlesel bir tabana sahip olmuştur. Abdullah Öcalan’ın 1998 de tutuklanmasından sonra da PKK yapılanması Öcalan’ın talimatları ile devam etmiştir.
Terörist Kürt Devleti (Kuzey Suriye Federasyonu) kuruluyor
Kuzey Suriye yapılanması 2014-2016 yılları arasında devam etmiş ve kanton yönetimi ilan edilmiştir. Kuzey Suriye’de, Ayn-el Arap, Cezire, Afrin ve Kobani bölgelerinde kanton yönetimine başlanmıştır. Kürt örgütleri toplanmaya çağırılıyor. Kuzey Suriye Haseke bölgesindeki Rimelan kasabasında 200 delege ile toplanan terörist kurucu meclis (Rojava ve Kuzey Suriye Kurucu Meclisi) kantonların birleştirilip federatif Kürt devletinin kurulmasına karar veriyor. Kuzey Suriye yerleşim yerlerini içine alan Federasyona “Kuzey Suriye Federasyonu” adı veriliyor. Devlet idaresi için “Rojava-Kuzey Suriye Demokratik Federalizmi Kurucu Meclis Sözleşme Komitesi” adında bir yönetim kurulu oluşturuluştur. Bu kurul yeni bir toplumsal sözleşme (Anayasa) hazırlamıştır. Bu sözleşmenin içeriği kanton bölgelerinde tanıtım toplantıları yapılarak anlatılmıştır. 12-18 Eylül 2016 tarihlerinde yapılan toplantılarda çekilen görüntülerde A. Öcalan’ın posterinin kullanıldığı gözlenmiştir. Bu toplantıların çoğunda öne çıkan isim, “Kuzey Suriye Demokratik Federalizmi Kurucu Meclisi Eş Başkanı Hediye Yusuf olmuştur. Bu suretle kurulmuş olan “teröristan” federe devleti Ocak 2014 te kanton ilan edilen Afrin, Kobani ve Cezire kanton idarelerini içine alan federatif devlet olarak ilan edilmiştir. Birkaç batı ülkesinde temsilcilik açan Kuzey Suriye Demokratik Özerk Yönetimi temsilcilikleri ile faaliyet gösteriyor.
Teröristan Federasyonunun Yapısı
Kanton yönetimi haritasına bakıldığı zaman bütün kuzey Suriye bölgesini içine aldığı görülmektedir. Bu bölge ile Terör örgütlerinin aynı zamanda Türkiye’nin güney doğu sınırının kuşatılması da gerçekleşmiştir. Kanton yönetimi yapılanması federe devlet statüsünde çalışmaktadır. Yerleşik toplumun ihtiyaçlarının düzenlenmesi için 20 komite (bakanlık) oluşturulmuştur. Bölgesel yönetimler yanında belediye örgütlenmesi de vardır. Komite temsilcileri aynı zamanda başkan danışmanı olarak görevlendirilmişlerdir
TSK Sınır Bölgesi Harekâtları
Kuzey Suriye’deki kanton yapılanması ve Kuzey Suriye Federasyonunun kurulmasının ardından, Türkiye’deki PKK DEAŞ terör saldırıları artmaya başlamıştı. Türkiye açısından tehlikeli boyutlara ulaşan terör olayları karşısında Türk Silahlı Kuvvetleri öncülüğünde resmi söylem olarak Fırat Kalkanı Harekâtı başlatıldı. 24 Ağustos 2016 da başlatılan Fırat Kalkanı harekâtının (FKH) gerekçesi şu şekilde açıklandı: “Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları ve BM sözleşmesinin 51’inci maddesinde yer alan Meşru Müdafaa Hakkı ile BM’nin DEAŞ’le mücadeleye yönelik almış olduğu kararlar çerçevesinde sürdürülmektedir. Fırat Kalkanı Harekâtı temel olarak bölgenin terör örgütlerinden temizlenmesi ve hudut güvenliğinin artırılmasına katkı sağlanarak, aynı zamanda Suriye’nin toprak bütünlüğünün öncelemesi ve desteklenmesi hedeflenmektedir”.
Fırat Kalkanı hareketi ile PYD nin Fırat’ın batı yakasında ilerleyerek kantonları Afrin ile birleştirme çabası hezimete uğramıştır. TSK’nın, destek verdiği Suriye Milli Ordusu 2015 km alanı teröristlerden temizlenerek 2647 DEAŞ lı terörist etkisiz hale getirilmiştir. Bu harekâttan bir süre sonra, PKK diğer terör unsurlarından destek alarak kuzey batı Suriye sınırından, Afrin bölgesinden Türkiye’nin hudut bölgelerine saldırılar düzenleyerek halkın can ve mal güvenliğini ortadan kaldırmaya çalışmışlardır. Bu kere 18 Mart 2018 itibaren başlatılan Zeytin Dalı Harekâtı ile 2000 km lik alanda DEAŞ ile PKK/PYD/YPG terör unsurlarından temizlenmiştir.
Güvenli Bölgeye ABD Destek Vermiyor
2019 Şubat ve Eylül arasında Kuzey Suriye’deki terör tehlikesini tamamen kontrol altına alma, milli güvenliğimize yönelik PKK/PYD/YPG terör örgütleri tehditlerini ortadan kaldırmak için Türkiye sınır bölgesine mücavir Kuzey doğu Suriye bölgesinde güvenli bölge kurulması ABD yetkilileri ile gündeme alınmıştı. ABD yetkilileri tarafından güvenli bölge kurulması için ortak bir karar alınmıştı. Türkiye, güvenli bölgenin 5-14 km arasında olup, ağır silahların çekileceği bir bölge olmasını istiyor. Güvenli bölge konusunda ABD açıklamasında; “Bu, bizim Kuzeydoğu Suriye’deki insanlara da (Kuzey Suriye Federasyon Yönetimi) kabul ettirebileceğimiz bir anlaşma. Bu da, çok önemli.” Demiştir. ABD bu olumsuz tutumu ile Federasyon yönetimini tanımayı ve korumayı seçmiş olmaktadır. Sonuç olarak güvenli bölge kurup ortak çalışma konusunda ABD ile uyum sağlanamamıştır. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu açıklamalarında şöyle konuştu: “Esas bu güvenli bölgenin derinliği, buraları kimin kontrol edeceği konusu ve buradaki PKK/YPG’lilerin tamamen çıkarılması konusu bizim için hassa olan konulardır. Bu 3 konuda henüz bir mutabakat sağlamış değiliz.”
DEAŞ ile PKK/PYD/YPG terör örgütlerinin işbirliği yaparak Türkiye’ye yönelik tehditlere karşı meşru müdafaa haklarımızı mahfuz tutarak, ABD nin güvenli bölge konusunda üzerine düşen görevleri yerine getirmesi takip edilmiştir. Bu bağlamda ABD üzerine düşen müttefiklik görevlerini yerine getirmemesi karşısında TSK ve SGH işbirliği ile 9 Ekim 2019 da Barış Pınarı Harekâtı başlatılmıştır. Daha çok ABD ve Rusya ile yapılan temaslar neticesinde ülkemize yönelik terörist tehditlere karşı meşru müdafaa hakkımızı kullanmaya devam edileceğimiz vurgulanmıştır. 1 Şubat 2022 PKK/PYD/YPG ve destek çıkan diğer terör örgütlerine karşı hava harekâtı yapılmış ve Karacak, Sincar ve Derik bölgelerindeki terör yuvaları yok edilmiştir. 19-20 Kasım 2022 ile 1 Ekim 2023, 23-28 Aralık 2023 ve 13-16 Ocak 2024 tarihlerinde de muhtelif hava harekâtları ile operasyonlar yapılmıştır.
Apo’ya Af mı Geliyor?
Bütün bu olaylara rağmen süper güçlerden lojistik destek alan PKK/PYD/YPG terörünü bitirmek mümkün olmamaktadır. Terör karşısında etkili bir çözüm bulamayan yetkililerin tekrar yeni bir çözüm sürecine niyetlendikleri görülmektedir.
2012 yılından bu yana Kuzey Suriye’de Güvenli bölge kurulması için çalışan Türkiye’nin önünü tıkayan ve direnen ABD ile yeni bir uzlaşma mı sağlandı? Trump’ın seçilmesi ile değişen bir politika mı var? Kuzey Suriye Federasyonu Terör devletini tanıma ve APO’yu bu devletin başına geçirme zamanı mı geldi? APO serbest bırakılıp teröristan devletinin başına mı geçecek? Bunları zaman gösterecek.