AKSA EY!

AKSÂ, EY!
                                                               
Sude Şaffak
Başını yaslayana beşiktir Kudüs
Çocuk yetiştirmeden önce çocukluk yetiştirir burada analar
Ninnileri O’ndan hikâyelerle beslenen
Farklı çağların başkentinde şahadet emmiş bir çocukluk
‘Kudüs anadır.’ yazanla doğrulanır.
Ey canı ve cananıyla müjdelenmiş mümbit!
Geçmişin ve hüznün tünediği coğrafyaya sesleniştir
Zulmü sabır dağarcığında yumuşatanlar
Zalimden evvel zulmün ıstırabını konuşan
Kalbinde Burak akınları ağırlayan
Affın da sahibiyle kucaklaşır
Ey sayeler ardından yetişen gönül eczası!
Dünya daraldıkça genişler bazı vakitler
Aynı anda işitilen ibadet çağrılarının avlusunda,
Kendi davetlisini gözleyen ezanlar, çanlar, hazzanlar
Tevazu gıdasını yaratılana saygıyla kazanan
Kudüs, her inancın biraz doğusudur.
Ey serin muhabbetlilerin kelâm otağı!
Aksâ’da bir soluk çekilir, memlekette Kudüs doğar.
İnsanlığa fıtratın esasını anlatan
Es geçilmez bir tüccarlıktan bereket taşıyan
Hizmetle tek mecliste buluşan babalar
Kudüs’ün bir ramazan çarşısında, yeniden yorumlanır.
Ey fıtratın bağrında kınalananların ilim ocağı!
Kalemi en çok sulh şiirlerine randevulu
Zeytindağı’ndan fetihler beldesini temaşaya duran,
Yâr ile ırakları yakın kılan
Yürümek ki kutlu vuslatın sekizinci kapısıdır.
Ey gökle sıra tutanların daim sızısı!
Diriliş hitaplarının arka safında hizmet pankartları açan çocuklar
Memleket naralarında üslûbu karar kılan,
Umuda set çekilen gecede bir çiçekle davranan
Aksa genciyle selâmlaşır.
Ey kısık âh’lara saklı hayır dualarının miracı!
Gökle barışık kubbeler el-Basîr’i hatırlatır
Altın güneşin ‘’Eşhedü!’’sündedir tesellisi mazlumun
Şehirde yan yana durmakla sınanan insanlar
Kalbiyle genişledikçe teslim eder kâğıdını, devirir sırasını
Kâinatın hüznü sanki burada bütünlenir.
Ey mazlumlarla yâren olanların serabı!
Rahman ve Rahîm himayesiyle hitabı sayıklar mümin
İsra teslimiyetiyle çiçeklenirken dimağlar,
Başlar secdede, hâlet-i ruhiyesindedir mescidin
Taşından keskin âmentüler yükselir.
Ey şer zamanı bir secde daha kazananların nasip pınarı!
Vakit gelip sormanın ilmine yanaşınca
Sual çıkar yayından: Sen kaç yaşında Aksâlı oldun?
O beldenin Süleyman surlarında yükselen
Sözlü peygamber savunmasında kınlar,
‘‘Kandilinde bir damla yağ olsaydım.’’ ile kuşanılır.
Ey nebîler gündeminde soluk kazanan gönül sadâsı!
Kendimi bulana kadar sana yürüyorum,
Sesimi bulana kadar terennüm sana.

Related posts

Böyle Biline

En Büyük İnkilapçının Huzurunda

Alaylılar