Celal ÖZSOYLU
Ülkemizde her gün yaşanan ve kader algısı ile, neredeyse oluruna bıraktığımız “Orman ve Fabrika Yangınları” yaşanmaktadır.
Bugün 21.07.2025 tarihi itibari ile ülke genelinde ki orman ve fabrika yangınlarının değer kayıpları izan ile açıklanamaz.
Başlığımızda da belirttiğimiz üzere vakaların hemen hemen hepsi, beşeri kaynaklı. Peki toplumun kanayan bu yaralarını nasıl tedavi edeceğiz.?
Bu sorunun şu an ülkemizde cevabı yok. Rasyonel olarak gerçekten yok. Devlet yetkilileri sorunları en iyi bilenlerdir. Peki cevap ne ? Çünkü adı geçen acıları ve dramları ilk defa yaşamıyoruz. Yıllardır bürokrasi ve halk soruları soruyor ve kendileri cevaplıyor. Değişen hiçbir şey yok. İddia bu.
Çözülebilecek sorunlar, bugüne kadar olduğu gibi kaderine terk edilecek. Ufuktaki görüntüler hala belirsizliğini koruyor.
Aslında düşünenler için çözüm ve cevap var. Hem maddi ve hem de manevi katkısı olan çözümler var.
Bunun için, önce suçlamaları bir tarafa bırakarak, kendimizden başlamalıyız. Herkes kendi gücü ve yetkisi sınırları içinde katkıda bulunabilir.
Yetki ve gücü siyasiler ortaya koyacak. Şu an özel veya devlet TV’lerinin sayısını bilmiyorum. Günlük saatlerce spor, dizifilm, yemek programları v.b sayısız yayın var.
Peki ülkemizin içinde bulunduğu yangından, iş kazalarından, trafik kazalarından v.b. risk ve tehlikelerden koruyacak, eğitecek yol haritası gösterecek yayınlar var mı? bunlarla ilgili programlar hazırlanamaz mı ?
Yöneticilerimiz, siyasiler iktidarı ile muhalefeti ile, bu sorunlara dört elle sarılmalı ve sahiplenmelidirler. Birbirimizi suçlamakla çözüm üretemeyeceğimiz kesin gerçek.
Orman yangını, iş kazaları ve trafik kazalarını önlemek istiyorsak, bu işin içinden gelen birisi olarak yazıyorum. (Her konuda bilirkişilikler yaptık.)
Çözümler;
-Etkin bir eğitim programı. Bu eğitim programı olayları dramatize ederek görsellerle, her gün görsellerle, özel veya resmi tüm TV kanallarında zorunlu programlar düzenlenmeli ve yayınlanmalı. Resmi gazetede ilan edilmeli. Olaylarda suç ve kusuru olanlar, yasal olarak yargılanmalı.
-Caydırıcı ceza sistemi sarih geliştirilmeli. Ülkenin genel hastalığı olan duygusallık, kayırmacılık ve sahtekârlık bir kenara bırakılmalı.
-Yangın ve kazaların kök nedenlerine inilmeli, bu konuda bilimsel çalışmalar yapılmalı. Eğitim ve cezalar bilimsel verilerle desteklenmeli.
(Bilindiği üzere tarihte “Samanoğulları devleti” vardır. Bu devletin hukuk sisteminde ki uygulamalar güncellenmeli diye düşünüyorum. Güncellenmesi gereken ne derseniz.? Samanoğullarında suç işleyenler, işledikleri suçların maddi ve manevi çözümüne ilişkin hazırladıkları eğitim programları ile, tabir caiz ise beyinleri yıkayıp, normal hayata döndürerek suçların tekerrürü önlemişlerdir.)
Yazımızın girizgah bölümünde yaralarımızı kanatarak, yürekleri yakarak ve vicdanları sızlatarak cümlelerime başlamak istemedim.
Sadece bu gün (21.07.2025) yaşanan orman yangınları (Türkiye’nin dört bir köşesinde), fabrika yangınları (Bize ulaşan bilgilere göre, Gebze’de demir çelik, Torbalı’da kağıt ve Bursa’da tekstil fabrikasında v.b.) otobüs ve otomobil kazaları ile yaşanan faciaları saymakla bitiremiyoruz.
En kısa zamanda faciaların yaşandığı her sektör ile, özellikle pratiği ve uygulaması olan (yaşanmışlıklardan ve tecrübelerden yola çıkarak) ekiplerden oluşan komisyonlar kurulmalı. Bu komisyonlara masa başı bürokratlar dahil edilmemeli ve siyasi boyut bir tarafa bırakılmalı.
Aksi takdirde yıllarda geçse, Fransız yazarın öykülerini (siyaset, tababet ve diyanet hastalığı) okumaya ve ne kadar da haklıymış diyerek devam edeceğiz.
Aklımız kendimize yeter. Yeter ki düşünen ve çözüm üretecek beyinleri, hür ve bağımsız çalışmalarına ve uygulamalarına izin verelim. Üzerlerinde ki algı operasyonları kaldıralım ve siyasi entegrasyondan uzak tutalım.
Özet olarak, beşeri çözümler üretmek ve hayata geçirmekte insanımızı hür bırakarak, acılarımızı minimize etmek hedefimiz olmalı.