Bu sene Malazgirt zaferinin 955. Yılını ve vatanımızı düşmanlardan temizleyen Büyük Taarruz zaferinin de 104. Yılını kutluyoruz.
Tarihi şeref, kahramanlık ve zaferlerle dolu olan yüce milletimizin önemli dönüm noktalarından biridir ağustos ayı. Şu bir gerçektir ki, asırlardır içerisinde yaşadığımız vatanın temelleri nice bedeller ödenerek atılmıştır. Malazgirt’ten Sakarya’ya, Büyük Taarruza, bizi biz yapan kahramanlık destanlarının ve zaferlerimizin ayıdır ağustos…Bu zaferler ayını büyük bir onurla, milli heyecanla idrak etmenin coşkusunu, mutluluğunu yaşıyoruz. Zaferlerimiz kutlu olsun…
30 Ağustos Zafer Bayramı, yalnızca askeri bir başarının değil, aynı zamanda bağımsızlık ve özgürlük uğruna verilen büyük mücadelenin simgesidir. Büyük Taarruz ‘un zaferle sonuçlanması, milletimizin birlik ve kararlılıkla neleri başarabileceğini tüm dünyaya göstermiştir…
Siyasal açıdan bakıldığında, 30 Ağustos; işgale, manda ve himaye anlayışına karşı verilen mücadelenin kesin zaferle sonuçlanması ve millet iradesinin, devlet yönetimindeki belirleyici güç hâline gelmesinin önünü açmıştır.
Millî açıdan ise bu zafer, ortak tarih, ortak hedef ve ortak fedakârlık etrafında kenetlenen bir milletin, neler başarabileceğinin en güçlü örneklerinden biridir. Farklı bölgelerden, farklı yaşam biçimlerinden, insanların aynı ideal uğruna omuz omuza mücadele etmesi, millî birlik ve beraberliğin en anlamlı göstergesidir.
Bugün bizlere düşen görev, bu anlamlı zaferi sadece kutlamak değil; onu mümkün kılan fedakârlıkları unutmadan, Cumhuriyetimizin temel değerlerine sahip çıkmaktır. Geçmişten aldığımız güçle, geleceğe güvenle yürümek, bu mirasa gösterebileceğimiz en büyük saygıdır.
30 Ağustos’u anarken, geçmişte kazanılan bu büyük başarının sadece tarih kitaplarında kalan bir hatıra olmadığını hatırlamalıyız. Bağımsızlık, millî birlik, hukuk devleti, demokrasi ve ortak geleceğe duyulan güven gibi değerleri koruyup geliştirmek, bu zaferin günümüze yüklediği en önemli sorumluluklardan biridir. Çünkü milletler, tarihlerini yalnızca anarak değil, o tarihten aldıkları dersleri geleceğe taşıyarak güçlenirler.
Özgürlükler, insanlık, barış ve adalet uğruna mücadele veren Türk milletinin tarihi şerefle, şanla kahramanlıklarla doludur. İşte, yüzyıl önce milli mücadele ruhunun şahlanışıyla, ecdat kanıyla sulanmış bu mübarek topraklarda, batılı istilacı güçlere karşı kazanılan şanlı zaferin adıdır 30 Ağustos.
Bir Milletin Yeniden Doğuşu!
İşgal edilen vatanımız, bundan 104 yıl önce Sakarya Savaşında; Türk’ün kara talihini ak yazıya çevirmiştir. Birinci Dünya Savaşında, güzel yurdumuzun emperyalist güçler tarafından işgal edilmesini kabul etmeyen yüce Türk milleti, ordusu ve Baş komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 26 Ağustos 1922’de büyük Taarruzu başlatır ve 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Savaşıyla düşmanı tarumar eder. Anadolu’dan atılması istenen Türk Milleti, kutlu zaferi ile sayısı bilinmedik şehitler vererek, Anadolu’nun Türk yurdu olduğunu ve Türk milletinin bağımsızlığını tüm dünyaya ispat eder…
Millet ve devlet düşmanları, dünden bugüne milletimiz ve ordumuz üzerindeki düşmanlıklarından vaz geçmemişlerdir. Düşmanlarımız, Türkleri Anadolu’dan çıkarmak, Müslümanları yok etmek ve Orta Asya’ya sürmek için 10’dan dan fazla haçlı seferi düzenlemiş, Moğol İstilası, Anadolu’nun İşgali ile Türklere karşı tarih boyunca Anadolu’ya birçok Önemli Seferler düzenlemişlerdir. Bu planlara karşı devletimiz ve kahraman ordumuz her zaman başarıyla mücadelesini sürdürmüştür…
30 Ağustos 1922 tarihi ise, bin yıldır vatan topraklarımızın işgali ve milletimizin esir edilme projesinin yok edilmesidir. Öyleyse, şimdi de vatan coğrafyası için ufukta görünen tehlikelere karşı umut ışığı, birlik, dirlik ve yekvücut olma, Müslüman Türk milleti için yeni zaferler ve destanlar yazma vaktidir. Zaferlerimizden aldığımız ilhamla, yeni heyecanla, hedefe doğru seferler yapmalıyız. Zaferler bize ‘Muhteşem Türkiye’ yollarını gösteriyor. Türk milletinin buna göre madden ve manen kendisini hazırlaması gerekir.
Bu destansı zafer, bir toprak parçasının nasıl vatanlaştırıldığını, yüce milletimizin; aç, susuz, elbisesiz, silahsız, iman ve inançla bir mücadele örneği göstererek devletiyle, kahraman ordusunun birlik ve beraberlik içerisinde nasıl büyük zaferler kazandığının ispatıdır…
Güçlü Ordu ve Güçlü Millet Olmak Zorundayız!
Türkler tarihte, güçlü orduya sahip olduklarında devlet de millet de güçlü olmuştur. Bu coğrafya ve tarihi misyonumuz, bizleri her yönden güçlü olmaya zorluyor… Tarihte milletimizden tokat yiyenler, kin ve intikamlarını, haçlı zihniyetlerini günümüze kadar taşımışlardır. Bugün, ülkemiz üzerinde oynanan değişik oyunlar da bunların sonucudur. Amaç; Türk milletini, İslam dünyasındaki saygınlığını yok etmek, İslamın sancaktarlığından düşürmek, mazlum milletlerin hamisi olmasını engellemek ve bu aziz vatan topraklardan Asya bozkırlarına sürmektir!
Günümüzde uygulanan hatalı politikalar yüzünden sınırımıza kadar gelen emperyalist projeler, İslâm coğrafyası ve ülkemizde istikrarı bozmaktadır. Bu sömürgeci ülkeler, emellerine ulaşabilmek için; etnik ayrımcılık, iç savaşlar, ekonomik ve siyasi krizler çıkartmakta ve onları körüklemektedirler. Türk Milletinin asırlar boyunca huzur içerisinde, adaletle yönettiği İslâm beldelerinde oluk oluk akan kan “Vekalet Savaşları’nın ürünüdür. Savaşan güçler, isimleri sürekli değişen terör örgütleri değildir! Savaşın esas sebebi, emperyalist ideolojilerin, İslâm bölgesindeki rant kavgasıdır. Akan kan Müslüman kanı, yıkılan şehirler Türk-İslâm şehirleridir. Ülkelerdeki yıkım, maalesef basiretsiz ve ferasetsiz yöneticiler ve siyaset yüzündendir. Sonuçta kazanan emperyalist devletlerdir.
Bugün de milletimizin varlık ve bekası aynı şekilde batılı emperyalist güçler ve ABD’nin ağır baskısı ve tehdidi altındadır. Türkiye, dünyanın en hassas coğrafyasında yer alan bir ülkedir. Bugün milletimize ve İslam’a karşı kurgulanmış bir küresel senaryo vardır. Emperyalistler bu bölgede tam egemenlik sağlama adına terör, etnik ve mezhep ayrışmasını körüklemektedirler. Din, devlet, vatan, millet düşmanları “böl, parçala, yut” oyunlarını ve BOP projelerini uygulamaktadır. Türk milleti ve ordusu inşallah bu oyunları bozacaktır.
Yeniden dirilmeye, Muhteşem Türkiye olmaya var mıyız?
Biz, meçhul bir maziden gelen millet ve devlet değiliz. Geleceğimizin şekillenmesinde bize ışık olacak milli ve manevi kültürümüzden ilham alarak geleceğimize yön vermeliyiz.! Biz aslımıza, değerlerimize döner, bunları yaşar, ilimle, kültürümüzle sentezlersek, bugün de muhteşem tarihimizdeki gibi yine mazlumların hamisi, şefkat timsali adil, yüce devlet unvanına sahip olabiliriz. Yiğit düştüğü yerden kalkar misali, özümüze, dinimize, tarihimize, kültürümüze, kardeşliğimize, birliğimize, vatanımıza, devletimize, bayrağımıza sahip çıkmak zorundayız.
Malazgirt’te, Sakarya’da, Dumlupınar’da şahlanan bizdik, günümüzde bu emanetler korunursa güçleniriz. Biz asırlar boyu insanlığı emperyalizmin ağından, batının zalim, kudurgan, maddeci eğilimlerinden koruyan, bu emelleri dizginleyen muhteşem bir millet isek, bugün de bu yolda yürümeliyiz. Tarihin yeniden yazılmasında “Muhteşem Türkiye” modelimiz, hedefimiz olsun!..
Büyük devlet olmanın elbette ki belli bedelleri de vardır. “Türk Milletinin varlık ve bekasının” devamı için, ilimle, hikmetle çalışmaya, milletimizi uyarmaya, dostunu düşmanını öğretme çabasına her an ihtiyaç duyulmalıdır. Artık Türkiye, dünyada ve bölgesinde etkin güç merkezi durumuna geliyor ki, bunun sorumluluğu da faturası da ağırdır. Hedefimiz, tarihi misyonumuzun ne olduğunu anlayarak, tarihi mirasımızı yok etmeden, değerlerimizi yarınlara taşımak olmalıdır.
Ordusuna, vatanına, özgürlüğüne ve şerefine büyük önem veren Türk milletinin, milli varlığı ve istiklali uğruna yapamayacağı fedakârlık yoktur. Bugün yeni başarılar, görevler bizleri bekliyor. Atatürk tarafından Hatay’ın Türk topraklarına katılması ve hedefi; Misak-ı Milli sınırlarımız, ordumuzun ecdat yadigarı Kıbrıs’ı alması ile başlayan ikinci fetih Hareketi’nin “Bağımsız Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ilanı ile taçlanması, Suriye ve Irak’ta Türkmeneli Cumhuriyetinin kurulması, Türk illerinin kurtarılması, büyük milletimizin bu büyük hedeflere yönelmesi bizleri bekliyor… İstikbalimiz açık olsun…
Kahraman yüce Türk milleti ve ordusu, tarih boyu mazlum milletlerin gönlünde muazzam bir taht kurmuş, onlar için bir kurtuluş ümidi ve meşalesi olmuştur. Türkiye’nin en büyük güvencesi ise, her zaman kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri olmuştur ve olacaktır.
Türk Milletinin Varlık Ve Bekası Önemlidir!
Zaferlerimizi idrak etmek ve bu uğurda can veren şehitlerin emanetine sahip çıkmak demek, bu cennet vatanda hür ve bağımsız yaşama iradesini ortaya koymak demektir. Bugün de her türlü sömürüye karşı çıkarak dik durmak, üretmek, güçlenmek, birlik olmakla bu toprakların ilelebet Türk yurdu olarak kalmasını sağlayacaktır. Bu vatanı bize emanet eden kahraman şühedaya rahmet diliyor, minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.
Yüce Türk Milleti mazlumların, İslamın son kalesi, son sözüdür. Allah devletimizin ve ordumuzun kudretini daim; kılıcını keskin eylesin. Direnişin, diriliş neslinin sancağı olan Türk ordusunu düşmanlarına karşı muzaffer kılsın.
Ağustos ayı ve 30 Ağustos, tarihimizin gurur dolu sayfalarından biridir. Bu anlamlı günde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatan uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyor; Zafer Bayramı’nı gurur ve coşkuyla kutluyoruz. Yüce milletimizin ve ordumuzun 30 ağustos zaferinin 104.yılı kutlu olsun…