Bu Bayram’da Hüzünlüyüm Gardaş

Bayramlar inananların coğrafyasında bir mutluluk atmosferi oluşturur. Bayramlar kardeşçe yaşamanın zevkini tattırır mü’minlere.  Küslerin barışmasını tavsiye eder dinim tüm inananlara. Bayram gelmeden önce yoksulları kimsesizleri, öksüzleri sevindirmemiz için fıtır sadakası ve zekatlarımızla dertlerine çare olmamızı ister benim dinim teslim olanlarına. Hatta bizim bayramlarımız ölenlerimizi ziyaret ederek hem vefa duygularımızı geliştirmeyi hem de hayata dair dersler çıkarmamızı öğütlüyor. Önce yaşlıları ziyaret etmemizi, hastaları ziyaret etmemizi ister bizim bayramımız. Bayramlarımız insanidir, bayramlarımız barışçıdır, bayramlarımız kucaklayıcıdır. Velhasıl biz bayramlarda kucaklaşırız toplum olarak.

 

  Ama benim sınırlarımın dışında kalan coğrafyamda kardeşlerim kan ağlıyor. Avrupa’dan Asya’ya kadar kardeşlerim kıvranıyorlar esaretten. Balkanlarda Arnavutluk, Kosova inliyor savaş canavarından. Ne zaman saldıracaklar endişesiyle korku içinde geçiyor günleri. Bosna Hersek Diğer Avrupa devletlerine savaş günlerinde kaçırılan evlatlarına ağlarken, barışın yeniden bozulması endişesini yaşıyor. Bulgaristan ve Yunanistan’da Kırcaali, Deliorman gibi Osmanlı’dan kalma Balkan şehirlerindeki kardeşlerimiz ikinci BELENE ızdırabını yaşamak endişesini taşıyorlar.


Ya Filistin, Ya Gazze… Filistin’deki kardeşlerimize reva görülen insanlık dışı kamplara ne demeli? İsrail ve ABD’ nin oyunu ile başlatılan savaş soykırımı… Kadın, yaşlı, çocuk var demeden fırlatılan bombalarla savaştığını zanneden bu caniler karşısında acizlikten kanıyor yüreğimiz. Zaten kendi peygamberlerini  öldüren bu siyasal Yahudilikten ne beklenirdi ki? Bu manzaraları gördükçe boynumuz bükülüyor. Bırakın Allah aşkına!.. “Bayram bizim neyimize?” Nerede Selahattin-i Eyyubilerimiz, nerede Yavuz Sultan Selimlerimiz, nerede Kanunilerimiz? Hani bir türkü söylenir memleketimizde;

Bayram gelmiş neyime
Anam anam garibem,
Kan damlar yüreğime
Anam anam garibem.

Artık rahatımız kaçmalı, kan damlamalı gözlerimizden. Belki o zaman bayramlarda bayramlaşırken ellerimiz yüreğimizin sahibine açılır da dillerimiz, kardeşlerimizin kurtuluşu için niyaz eder, kim bilir? Lübnan’da çekilen acılar dağlamaz mı sanırsınız yüreğimizi? Kendi icat ettikleri, yetiştirdikleri teröristleri hedef aldıklarını söyleyerek bütün bir milleti imha etmek, esir almak, evsiz yurtsuz bırakmak hangi kitaba sığar acaba?


Ben ağlamayayım da kimler ağlasın halime? Yönümü ne yana çevirsem iniltiler dağlıyor yüreğimi. İşte Mezopotamya. Medeniyetler coğrafyası IRAK. Gecelerini baskınlarla, işkencelerle,  kabuslarla geçirirken Bağdat, esaretin zilletine dayanamıyor da gündüzleri hayatını patlatıyor canlı bomba olarak. Heyhat! Fay hatları sarsılıyor, lakin vicdanını sarsamıyor Amerikalıların, Avrupalıların…


Ya Afganistan… Yıllarca Moskof askerlerine karşı destanlar yazdı. Atalarımızın dediği gibi Çinlilerin değil de Amerikalıların tatlı vaatlerine kanıp kardeşine düşman oldu. Vay benim talihsiz vicdanım vay! Kime acıyayım, kimlere yanayım, şaştım vallahi… Kartallar yurdu, destanlar burcu, Şamillerin vatanı olan Çeçenistan’a ne oldu da Moskof’un hangi fitnesi susturdu istiklal ateşini? Veya kardeşlerinin kayıtsızlığı boynunu mu büktü acaba? Tarih ağlıyor halimize, biz nasıl güleriz bu bayramda nasıl?


Ya benim Kerküklü Türkmen kardeşlerimin üstünde oynanan oyunlara seyirci mi kalacağız? Onların feryatlarına kulaklarımızı mı tıkayacağız? Hoyratların hüznü ne zaman son bulacak Ya Rab!


Daha bu yaralarımızı saramadan şimdi sıra hangimizde? Hangimizin yurduna konacak leş kargaları, diye diken üstünde geçiyor günlerimiz? Ülke olarak Cani İsrail ile ticaretimiz sürerken, ülke olarak hala ciddi bir yaptırım yapamamışken ve İslam alemi olarak bir baskı uygulayamadığımız halde bir de Papaya mektup yazmak da neyin nesi? Böyle bir acizliğe nasıl katlanır yüreği olanlar? Biz İslam aleminin sorununu Haçlıların lideri çözecekse bu zilleti Allahü Teala hepimize sormaz mı? Uyan ey Müslüman! Uyan ey Türk milleti! Vatanına sahip çık. Toprağına sahip çık. Kardeşlerine sahip çık. İstiklaline sahip çık.

 

Kendi konforundan fedakarlık yapmaya yanaşamayan toplumlar nasıl direnebilir zulmetin karşısında? Nasıl cezasını verebilir zalimlerin? Ve Rabbimiz böyle bir toplumu yıkılmaktan, yok olmaktan korumayacağını söylemiyor mu? Böyle bir toplumun yerine layık olan bir toplum getireceğini buyurmuyor mu? Şimdi söyleyin, bu bayramda biz nasıl bayram yapalım?

 

Milli, dini, insani ve vicdani görevlerimizi yerine getirmek için İsrail katliamı bizi uyandırmalı, sarsmalı, ahlaka, fazilete, adalete ve Allah’ın ipine sımsıkı sarılarak hazreti insan olmalıyız da  kurtulmalıyız bu zilletten.İnsanımız sevinçle, bir ulvi heyecanla ve bir büyük fedakarlıkla ehil kadroların liderliğinde bir güzel toplum olur, bir güzel medeniyet oluşturur da müjde olur inleyen mazlumlara o zaman.

 

O zaman İslam Rönesans’ı kök salar bu topraklarda, bayramlarımız bir güzel bayram olur. Muhteşem Türkiye hedefimizle medeniyetimizin şefkat eli savaşlara son verir de o zaman bayramların huzurunu yaşayabiliriz inşallah.

Related posts

BAŞYAZI: Kanserli Hücre Yasasını Kabul Edenler Derhal İstifa Etmelidir! #36

Vekil Güçler Girdabında Türkiye

Çerçevenin İçindeki Af Yasası