İhanet, Terör ve Sessizlik



İyi okumalar saygıdeğer uyanış okuyucuları. Takip ettiğiniz üzere “İhanet Süreci” bir tıkanma noktasına geldi. Peki zaten ölü doğmuş bu süreci tıkanma noktasına getiren nedir?

İhanetin ilk gününden beri katil bir terörist başından “Meşru bir siyasi figür” çıkarılmaya çalışılıyor ve terör örgütü binlerce insanımızı canice katletmesine rağmen meşru bir zemine sahip olmak istiyor. Bu isteklerini de zamanla dile getirmeye devam ediyorlar.

Örneğin geçtiğimiz günlerde sosyal medyada çok fazla paylaşılan terör örgütünün üst düzey yetkililerinden, Bese Hozat kod adlı Fatma Yıldız şunları söylüyor;

“Türkiye bu süreci geliştirmezse Türkiye’nin geleceği çok karanlıktır. PKK kadroları af, maf istemiyor. Eve dönüş yasası falan da istemiyor. Af, suç işleyenler için yapılır. Biz suç işlememişiz ki af isteyelim”

Bir diğer örnek Amed Malazgirt kod adlı terör örgütü elebaşlarından Fehmi Atalay şunları söylüyor;

“Öcalan serbest bırakılmadıkça başka adım atmayacağız, Türk devletini bekleyeceğiz; adım atması gereken taraf onlardır. Silahlarımızı teslim etmedik ve bunu sembolik olarak yaktık. Atılması gereken ilk adım Önder Apo’nun özgürlüğüdür.”

Yani terör örgütü mensupları yaptıklarından asla pişman değil ve üstüne yaptıkları terör ile gurur duyuyorlar. Aslında bu bize “PKK” terör örgütünün insanlıktan çıkmış ve kandan beslenen bir katil sürüsü olduğunu bir kez daha gösteriyor. Terör kelimesi ile Barış kelimesi asla yan yana gelemez, bu yaklaşımı insanlık ve tarih reddeder. Ortada mücadele edilmesi gereken bir terör örgütü var. Ancak söylemeliyim ki hükümette, mücadele edilmesini sağlayacak bir siyasi irade yok.

Bir diğer konu Mesud Barzani’nin Türkiye ziyareti. Ziyaret sırasında çok sayıda uzun namlulu silah taşıyan üniformalı peşmerge bulunması ve Barzani’nin Cizre’de yaptığı konuşmasına terörist başına teşekkür ederek başlaması doğal olarak tepkilere yol açtı. Ayriyeten AKP Milletvekili Arslan Tatar Mesud Barzani’ye milletvekilliği yeminini unutmuşçasına şu sözleri söyledi;

“Sen bizim gözümüzün nurusun. Biz senin anıların ile büyüdük. Biz Kürtlüğü senden öğrendik.”

Bu olaylar açık bir şekilde ülkemizin bağımsızlığına karşı gelinmesidir. Mesud Barzani’nin şu an Irak Merkezi Hükümeti’nde de Kuzey Irak yönetiminde de herhangi bir görevi ve yetkisi bulunmuyor. Ayrıyeten ülkemize bir devlet başkanı gelse bile, tören subayı ve yaveri dışında korumaları asla askeri üniforma giyemez ve uzun namlulu silah taşıyamaz. Terör ve teröristi övmek ise son zamanlarda hükümet eliyle yaygınlaşsada hala anayasal suç teşkil etmektedir.

Bir diğer konu ise eski AKP’li Başbakan ve şuan Gelecek Partisi Genel Başkanı olan Ahmet Davutoğlu’nun katıldığı bir programdaki şu sözleri;

“Beşar Esad 2005 yılında bize ‘Kuzey Irak’a ve Kuzey Suriye’ye birlikte operasyon yapalım, bu işi bitirelim’ dedi. Buna ben şiddetle karşı çıktım.”

Terör örgütüne yapılacak operasyona şiddetle karşı çıkmak hangi akıl ve mantıkla açıklanır. Bu terör örgütünü korumak, güçlendirmek değil midir? Öyle ise bu durum, bize günümüzde olduğu gibi gösteriyor ki AKP hükümeti, terör örgütünün en büyük destekçilerinden biridir.

Destek demişken terör örgütünün siyasi uzantısı olan sözde partinin eş başkanı Tuncer Bakırhan’da olası bir erken seçim için şu sözleri söylüyor;

“Eğer bu süreç başarıyla giderse, DEM Parti erken seçim için, Erdoğan’ın aday olabilmesi için oy verecek. Seçimde de dolaylı veya direkt, en azından CHP’ye destek vermeyecek.”

Recep Tayyip Erdoğan 4. Kez aday olmaya hazırlanıyor. Ama anayasa buna izin vermiyor. Yasalara bağlı olan ve ülkesini seven insanların ayrım gözetmeksizin bu adaylığa karşı çıkması gereklidir. İktidar gücü elinizdeyken yasaları istediğiniz gibi çiğnerseniz gelecek nesillere nasıl demokratik bir hukuk devleti bırakabilirsiniz? Ama tabi gelecek nesilleri önemseyen kim? Eğer “Ben koltuğumda oturayım yeter” diyorsanız bu da sizin bileceğiniz iştir. Ama unutmayın hak eden, er ya da geç hak ettiğini alır.

Son olarak erken seçimde Erdoğan’ı destekleyecek olan terör örgütünün siyasi uzantısı partinin milletvekili 26 Kasım günü Meclis Plan ve Bütçe komisyonunda Türk ordusuna “kanla beslenen işgalciler, tecavüzcü, katil” gibi alçakça iftiralarda bulunuyor. Ama şehit annesine “Hadsizlik yapma, sen şehit anasısın, o kadar” diyen Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, orada olmasına rağmen ağzını açıp hiçbir şey demiyor.

5 aralık cuma günü, korkmadan ihanet sürecine karşı duran ve Türk milletinin sesi olan polis memurumuz Onur Şener’e selamlarımı yolluyorum. Sizin gibi vatan evlatları olduğu sürece bu memlekete zeval gelmez inşallah. Unutmayın hakikatin duyulması için her ses kıymetlidir.

Uyanık olun, uyanışta olun.

Related posts

BAŞYAZI: Egemenlik ve tam bağımsızlık hakkından taviz verilemez #37

Mekke Paktı Stratejik Başarı Mı, Tehlikeli Bir Girişim Mi?

Kanun Kılıflı Mağduriyetler: Bu Kaçıncı Soygun?