Abdulkadir TÜRK
İnsan, aklettikçe insandır; insanlaştıkça yücelir, değer kazanır.
Dumanı dışarı çıksa da, insanın asıl yangını içindedir.
Dışı belki başkalarını yakar; fakat içi, yalnızca sahibini kavurur.
Bu bakımdan yoktur birbirimizden farkımız.
Ateşimizin nedeni ayrı olsa da, insan oluşumuz aynıdır.
Kendini bilmeyen, kendi bendini nasıl onarabilir?
İnsan bir kişidir; insanlar ise çok kişi…
Hayatta sen varsın ve bir de sana yakın ya da uzak olan diğerleri:
Ana-baba, kardeş, eş, evlat, akraba, komşu, arkadaş, dost ve daha niceleri…
Önce kendini bil; önce kendini dinle.
Önce kendinle barış, kendinle başa çık; diğer her şey ancak ondan sonra gelir.
Akıl; soruların da cevapların da mihengidir.
İnsanın hayali sınırsızdır fakat yetkisi ve etkisi sınırlı…
İnsan; hisleriyle, öfkesiyle, arayışları ve sorularıyla bir bütündür.
Kendini bilmeyen, başkalarını nasıl bilebilir?
Kendiyle başa çıkamayan, birçok insanla nasıl baş edebilir?
Kendini yenemeyen, başkalarını nasıl yenebilir?
İç savaşını kaybeden, dış savaşını kazanabilir mi hiç?
Her dış yıkımın temelinde bir iç yıkım yok mudur?
Unutma ki, diğerleri de senden farklı değildir.
Aynı gemide, aynı maceranın yolcularıyız;
fakat gönlümüz, derdimiz ve hayallerimiz farklıdır.
Her insan; kalbi kadar, derdi kadar, yüreği kadar, bileği kadar,
ve ufku kadar insandır.
Gerisi ise yalnızca hikâyenin süsüdür…
