Kıbrıs’ta yaşanan katliamlara dur demek, Kıbrıslı Türkleri zor durumdan kurtarmak ve Kıbrıs’ın, Yunanistan’a bağlanmasını isteyenlere karşı, 20 Temmuz 1974’te Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Kıbrıs’a düzenlenen barış harekâtı, Kıbrıs Türklerini, egemenlik ve eşitliklerine kavuşturdu. Bu yıl temmuz ayı, Kıbrıs Rumlarının, Kıbrıs Türklerine karşı uyguladığı zulme son vermek için Ada’ya düzenlenen Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünü kutluyoruz, kutlu olsun…
Adada tek bir yönetimi öngören Kıbrıs Cumhuriyeti Türkiye, İngiltere ve Yunanistan ile Kıbrıs’taki Türk ve Rum toplumları arasında 1959’da imzalanan Zürih ve Londra Anlaşmalarıyla Ada’nın kaderi, Türk ve Rum halklarının ortak yönettiği Kıbrıs Devleti kuruldu. Anlaşmada imzası bulunan bu 3 ülke, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörü oldu. Uluslararası antlaşmalar uyarınca 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasasında Kıbrıs Türklerine ve Rumlara eşit siyasi hak ve statü verildi.
Kıbrıs Rum tarafı, Türkleri devlet kurumlarından uzaklaştırma, Türklerin adadaki varlıklarını bitirme ve Yunanistan ile birleşmeye (Enosis) giden yolu açmaya yönelik girişimlerde bulunmaya devam etti. Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıslı Rumların tek taraflı girişimleriyle1963 de anayasayı feshetmesiyle son buldu. Enosis hedeflerini gerçekleştirmek için silahlanan Rumlar, Yunanistan’ın da desteğiyle 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türklerine reva görülen kan, gözyaşı ve göçler oldu…
Kıbrıs Neden Önemli?
Akdeniz’in üçüncü büyük adası olan Kıbrıs, konumu nedeniyle her zaman stratejik bir öneme sahiptir. Yüzyıllar boyunca çeşitli medeniyetlerin egemenliği altına giren Kıbrıs, Osmanlılardan önce 82 yıl Venediklilerin elindeydi. Kıbrıs, 1 Ağustos 1571’de Osmanlılar tarafından fethedildi. Ada’daki Osmanlı hakimiyeti, ada halkını Venedikliler zamanında yaşanan baskıdan kurtardı. Toprağa bağlı kölelik kaldırıldı. Hristiyanlara mezhep hürriyeti tanındı. Anadolu’dan, çoğunlukla da İçel ve Konya bölgesinden Yörük ve göçmenler getirilerek Kıbrıs’a yerleştirildi. Türk halkının esası bu göçle oluştu. Ada’ya ilk Türklerin yerleşmesinin üzerinden 455 yıl geçmesine rağmen halen oyunlar devam ediyor.
Stratejik ve Güvenlik Önemi;
Kıbrıs, konumu nedeniyle, Türkiye’nin güney kıyılarına oldukça yakındır. Ada, Doğu Akdeniz’deki deniz yollarını ve bölgedeki askerî hareketliliği etkileyebilecek bir konumdadır. Akdeniz’den Atlas okyanusuna ve Anadolu güney sahiline, Hint Okyanusuna, Süveyş kanalıyla açılan kapı ile de uzanır …Bu nedenle Kıbrıs, Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından önemlidir. Türkiye’nin Akdeniz’de bir savunma üssü yanında, stratejik bir adasıdır.
Doğu Akdeniz’deki Enerji Kaynakları;
Son yıllarda, Doğu Akdeniz’de doğal gaz rezervlerinin keşfedilmesi, Kıbrıs’ın önemini artırmıştır. Türkiye, deniz yetki alanları ve enerji kaynaklarının paylaşımı konularında Kıbrıs’taki gelişmeleri yakından takip etmektedir. Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynakları ve deniz yetki alanları üzerindeki anlaşmazlıklar, Kıbrıs’ın jeopolitik önemini artırmıştır. Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları ve enerji kaynaklarında söz sahibi olunması konusunda Kıbrıs bir güçtür. Bununla birlikte aşağıdaki etkenler önemlidir.; Türk Toplumunun Varlığı; Adada yaşayan Türk toplumu, Türkiye’nin Kıbrıs politikasının temel unsurlarından biridir. Türkiye, Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliği, güvenliği ve haklarının korunmasını önemli bir dış politika hedefi olarak görmelidir. Tarihî ve Siyasi Boyut; Ada üzerinde etkili olmak, bölgedeki siyasi ve ekonomik dengelerde söz sahibi olma imkânı sağlayabilir.1974 yılında gerçekleşen, Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında, ada fiilen ikiye ayrılmıştır. Kuzeyde 1983’te ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, güneyde uluslararası alanda tanınan Kıbrıs Cumhuriyeti yer almaktadır.Bölgesel Etki ve Dış Politika; Kıbrıs meselesi, Türkiye’nin ilişkilerini özellikle Yunanistan ve Avrupa Birliği ile etkileyen önemli konulardan biridir. AB, uluslararası alanda Kıbrıs Cumhuriyeti’ni adanın tek meşru hükümeti olarak tanımaktadır. Bu nedenle ada, Türkiye’nin dış politika gündeminde sürekli yer almaktadır. Türkiye, KKTC’yi tanıyan tek ülkedir.
Özetle; Kıbrıs, Türkiye için sadece yakın bir ada değil güvenlik, enerji, dış politika ve Kıbrıs Türklerinin geleceği açısından stratejik öneme sahip bir bölgedir!
Millet Partililer yıllarca Kıbrıs, Kudüs, Türkistan dediler ve demeye devam ediyorlar…
Kıbrıs konusu her zaman müzakere masasındadır. Müzakerelerde, millî menfaat esastır. Batılı ülkelerin dayatmaları, yıllarca hep aynı emperyal düşünce ve Enosis olmuştur. Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye’nin sürekli taviz vermeye zorlandığı, tüm çözüm modellerine tarihi müktesebatla karşı çıkılmalıdır. Çözümü, Türk milleti ve KKCT olarak biz belirlemeliyiz. Anadolu’nun, güneyden savunulmasının ayrılmaz bir parçasıdır Kıbrıs. Türk milleti ve Türkiye’nin millî menfaatlerine uygun, adada iki toplumlu devlet olmalıdır.
Kıbrıs’la ilgili dikkat edilmesi gerekenler!
*Türk askeri, Kıbrıs’ın ve ada Türklerinin güvencesidir, adada varlığı her zaman devam etmelidir. Ada üzerinde Türkiye’nin ve Türk silahlı kuvvetlerinin etkisinin kaybolması, yalnızca Kıbrıs Türklerinin değil, Türkiye’nin de güvenliğini tehlikeye atar.
* Türk tarafının siyasî etkinliğinin ve garantörlüğünün azaltılması öngörülemez.
* Maraş, Güzelyurt veya stratejik bölgelerde tavizler verilmesini düşünülemez. Önerilerde, Türkiye’nin millî menfaatlerine uygunluğuna bakılmalıdır.
Kıbrıs’la ilgili, uluslararası toplumun beklentilerinden önce, Türk milletinin güvenliği esas alınmalıdır. Yapılacak görüşmeler, Kıbrıs Türkünün geleceğini güvence altına alıyorsa kabul edilir, aksi düşünülemez. Küresel dünya, kafasına koyduğunu cebren, hileyle yapmaya çalışıyor. Biz bu konuda projeler üretip, tedbirleri almalıyız! Her Müslüman Türk evladı, yüreğinde Kıbrıs’ın, İslam ve Türk coğrafyasının derdini hissetmelidir. Kıbrıs’ta yaşananların unutulmaması bilinciyle, Kıbrıs’taki Türk varlığını yeniden dünyaya duyuracak olan bağımsız Kıbrıs Türk Cumhuriyetidir.
Yapılacak görüşmelerde can ve kanla vatan yapılan, asırlar evvelinden de Türk yurdu olan 15 Kasım 1983’te kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığı, bütün dünyaya kabul ettirilmelidir. Tarihsel, kültürel ve dilsel bağlar nedeniyle Kıbrıs, emperyal güçlerin insafına terk edilmeyecek kadar önemli Türk yurdudur.
Öneriler ve yapılması gerekenler
1.Kıbrıs bir güvenlik meselesidir. Kıbrıs, Anadolu’nun güneyden savunulmasının ayrılmaz bir parçasıdır. Ada üzerinde Türkiye’nin etkisinin kaybolması, yalnızca Kıbrıs Türklerinin değil Türkiye’nin de güvenliğini tehlikeye atabilir.
2. Müzakerede, millî menfaat esastır. Dayatma ve icazetli politikalarla Kıbrıs meselesi çözülemez…
3. Adada Türk askerinin yerine NATO birimi gibi düşünceler, garantörlük sistemini delme, Türk toplumunun güvenliğini tehlikeye atmadır.
4. Uluslararası beklentileri içinde, Türk tarafının siyasî ağırlığını artırmak, Kıbrıs Türk devletinin tanınmasını sağlamaktır.
5. Günümüzde mavi vatan çerçevesinde, Doğu Akdeniz enerji havzaları ve deniz yetki alanlarını korunması önemlidir. Rahmetli Edibali’nin dediği” Kıbrıs’tan çekilen Türkiye, Doğu Akdeniz’den de çekilmek zorunda kalır.!.
6. İsrail- ABD-İngiltere ve Yunanistan iş birliklerine ve egedeki Lozan anlaşmasına muhalif tavır ve hareketler önlenmelidir.
Müzakere ve Anlaşmalar Taviz Vererek Olmaz!
Sonuç olarak, Kıbrıs Türk tarafının geçmişte gösterdiği haritalar dahil bütün esnekliklerin, yeni müzakerelerin başlangıç noktası haline getirilmiş olması tarihî bir müzakere hatasıdır. Barışı istemek ile doğru bir barışı inşa etmek aynı şey değildir. Barış mimarlığı, büyük dikkat, strateji ve öngörü gerektirir. Eğer gerçekten kalıcı bir barış inşa etmek istiyorsak, o yapının bir gün üzerimize yıkılmamasını sağlayacak siyasi basirete, müzakere maharetine ve stratejik öngörüye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır.
Hala Sultan’dan beri şehit kanları ile tapulanan vatan topraklarından, ‘Mavi Vatan’ sularından ve ‘Gök Vatan’dan zerre taviz verilemez! Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin egemenliğinden vazgeçilemez!
Türkiye, Kıbrıs devletinin varlığının, bağımsızlığının ve toprak bütünlüğünün bir daha hiçbir şekilde tehdit edilemeyeceği ve Türk toplumunun haklarının ve güvenliğinin korunacağı bir hukuk düzeninin korunmasını tek başına sağlamak zorundadır. Bunun yolu da Bağımsız Kıbrıs Türk Cumhuriyetidir!
Kıbrıs’ta, Türk varlığının güvenliği ve geleceği bugün de ciddi tehlikelerle karşı karşıyadır. Avrupa Birliğinin ve Birleşmiş Milletlerin; Türk varlığının güvenlik ve geleceğini yok sayan dayatmalarını kabul etmek mümkün değildir. 1974 çıkartmasının kazanımlarının tartışma konusu haline getirilmesi, Kıbrıs şehit ve gazilerinin emanetine ihanet sayılır… Kıbrıs’ın stratejik konumunun güçlendirilmesi, Türk toplumunun güvenliği ve siyasi çıkarlarının korunması esas olmalıdır. Millî menfaatlere uygun olmayan bir çözüm arayışı her zaman problem doğurur.
Lala Mustafa Paşa, Dr. Fazıl Küçük, Rauf Denktaş ve Kıbrıs’ın manevi mimarlarından Aykut Edibali ile, tüm şehit ve ahirete irtihal etmiş gazilerimizi rahmetle yad ediyoruz. Al bayrağa, birliğe, kardeşliğe selam olsun. Var olsun Kıbrıs Türk Cumhuriyeti…