Kültür ve Emperyalizm’e Genel Bakış

Emperyalizm, bir ülkenin başka ülkeleri siyasi ve iktisadi hâkimiyet altına alma faaliyetidir.

“Diyorlar ki terör örgütleri yeni bir devlet kurma derdinde. Hayır, hiçbir örgüt devlet kuramaz. Ortadoğu’daki tüm örgütler Büyük İsrail Devleti kurulsun diye kurulmuştur.”  Mahir Kaynak

Kültür sözcüğü dilimize iki kaynaktan girmiştir. Fransızcada kültür; Arapçada ise medeniyet…  

“Kültür, insanın kendi kendini fethi, bugünü dünle zenginleştirmek, dünle ve yarınla, diye” ifade eder değerli düşünürümüz Cemil Meriç…                                                

Kültür emperyalizmi, Larousse’ un tarifi ile “Belli bir hayat görüşünü, belli bir hayat üslubunu zorla yaymaya çalışan emperyalizm” olarak ifade edilir. Emperyalizmi ise Capitant şöyle ifade eder: “Başka ülkeleri siyasi veya iktisadi hâkimiyetleri altına almak isteyen bir devletin siyaseti.” Camus “emperyalizmin tek amacı vardır dünyayı dize getirmek.” der.  Bu kapsamda ABD’nin günümüzde uyguladığı emperyalist politikaları açık ve somut olarak görmekteyiz.

Emperyalizm hakkında Suaveticleise şöyle diyor “sömürgeciliğe ve askeri işgale dayanmadan bir devletin başka bir devlet üzerinde kurduğu hâkimiyet.”

Biliyoruz ki; emperyalizm, bir ülkenin başka ülkeleri siyasi ve iktisadi hâkimiyet altına alma faaliyetidir. Günümüz modern devletlerinin birçoğu, bağımsız gibi gözükse de iktisadi bakımdan aynı güce sahip değildirler. Anlıyoruz ki; güçlü olan devletler herhangi bir ülkenin üretim kaynaklarını sömürebilir. Zora başvurmak ve askeri müdahalede bulunmak gibi tehditlerle onun siyasi hayatına karışabilmektedirler.                                                         

Son zamanlarda özellikle gündemde olan Venezüella’nın başta petrol olmak üzere yeraltı zenginlikleri bulunmaktadır. Ancak onları yeterince işletecek mali imkânları olmadığından, ABD’nin değişik yaptırımlar uygulayarak özellikle petrolünü ucuza kapatıp diğer devletleri sömürmeye çalıştığını görüyoruz.                                   

Bunun dışında ayrıca; başta ABD olmak üzere Rusya, Çin ve Batılı emperyalist devletlerin Irak, Suriye, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika ülkelerindeki sömürgeci politikalarını gözlemliyoruz. Bugün emperyalizm denilince; öncelikle akla ABD gelir. Emperyalizmin beyninin de Siyonizm olduğunu belirtmeye gerek yoktur. Özellikle Ortadoğu’daki gelişmelerin önce İsrail’in güvenliğini sağlamak ve gelecekte büyük İsrail devletini kurmak olduğunu emekli MİT mensubu Mahir Kaynak şöyle ifade eder: “Diyorlar ki terör örgütleri yeni bir devlet kurma derdinde. Hayır, hiçbir örgüt devlet kuramaz. Ortadoğu’daki tüm örgütler Büyük İsrail Devleti kurulsun diye kurulmuştur.”

Özellikle Ortadoğu’da olmak üzere terör örgütlerinin askeri ve diğer giderlerinin ABD ve diğer emperyalist devletler tarafından karşılandığının dünya tarafından bilinmesine rağmen, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere hiçbir devlet ve kuruluş bu duruma sesini çıkaramamaktadır.                              

Ayrıca yapılan araştırmalarda; ABD emperyalizminin dayandığı temelin teknolojik emperyalizm olduğunu görüyoruz. Bununla beraber psikolojik emperyalizmi de kullanarak toplumların vicdanlarını yoğurmakta ve yaşayış tarzına da yön vermektedir.

Bilindiği gibi her toplumun kendine özgü kültürel değerleri vardır. Ancak ABD’nin temsil ettiği ve uygulamaya çalıştığı çağdaş medeniyetin kültürsüz bir medeniyet anlayışı olduğunu görüyoruz. O halde; emperyalizmin büyük sefaleti kültürsüzlüktür. Emperyalizmin kültürü olmadığı gibi kültürün de emperyalizmi olmaz. Gerçek kültür, insanı insan yapan değerlerin bütünüdür. Günümüz emperyalistleri yalnızca alan ve sömüren bir anlayışa sahiptir. Hatırlarız, yıllar önce Uganda devlet başkanı İdi Âmin emperyalistler için şöyle demişti; “Yıllarca ineği sağmışlar ancak önüne bir tutam ot atmamışlar.” Bunun aksine ecdadımız gittiği yere hak adalet sunmuş, aldığının fazlasını vermiştir.                                   

 Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi vasiyetinde oğlu Orhan Gazi’ ye; devletin amacını şöyle özetlemiştir; “Bizim davamız kuru bir cihangirlik davası değildir. Bizim davamız ilayıkelimetullahtır.”                 

Ecdadımız bu sözden hareketle hak ve adaletten ayrılmamış, savaşa giderken dahi Mohaç seferi yollarında, bağlardan üzüm koparıp kul hakkı geçmesin diyerek üzümün dalına parasını bağlamıştır. Ecdadımızla ilgili Bernard Rasıl şöyle diyor. “Farklı kavimleri adaletle bir arada beş asır gibi uzun bir zaman yaşatan ve ideal devlet anlayışına pratikte en çok yaklaşan Osmanlı devletini takdir insanlık borcumuzdur.”

Değerli merhum devlet adamı Aliya İzzet BegoviçBatıyı şöyle tanıtıyor; “Bunu hiç unutma evlat! Batı, hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı, devam ede gelen sömürgeciliği, döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.”                           

O halde geçmişimizi unutmadan günümüze yön veren kültürel değerlerimize sahip çıkmalıyız. Şunu anlıyoruz ki; bir topluluğun yaşama imkânı kendi hayat ideallerine bağlılığı ile ölçülür. Türk Milleti üzerinde geçmişte her türlü ihanet ve iç çekişme oyunları oynanmış halen oynanmakta ve gelecekte de oynanmaya devam edilecektir. Çünkü Türk Milleti, Türk dünyasının direği, İslam dünyasının umudu ve mazlum insanların hamisidir.

Biliyoruz ki; milletler kendilerine vücut veren orijinal kültürleri ile düşünürler. Kültürler, milletlerin varlıklarının baş amilidir.                                                                                

Milletler, kendi kültürlerinde yaşamak ve gelişmek isterler. Aksi bir durumun milletlerin yıkımına neden olduğunu asla unutmamalıyız. Bu kültürel değerlere sahip olmak ve vicdanımızın sesini duyarak geleceğe güvenle bakmak için sorumluluğumuzu ne derece yerine getirdiğimizi sorgulamalıyız. Bu duygular içinde hareket ederken, şu güzel ve mana yüklü sözü ifade etmek gerekir. Osmanlı devleti şeyhülislamlarından Zembilli Ali Efendi’ye kıyametin alameti nedir diye sorulur; “Allah bilir ama nemelazımcılıktır.” der.                        

Şehitlerimizin, mazlumların ve torunlarımızın sorumluluğunu duyarak “nemelazım” demeden hareket etme dileğiyle…

Related posts

BAŞYAZI: Kanserli Hücre Yasasını Kabul Edenler Derhal İstifa Etmelidir! #36

Vekil Güçler Girdabında Türkiye

Çerçevenin İçindeki Af Yasası