Ali RIZA
Kıymetli Uyanış Dergisi okuyucuları; iki hafta önce bir yolculuk yaptım. Yolculuk sırasında bir şey dikkatimi çekti. Sürücüler genellikle trafik kurallarına uymama konusunda veya trafik polislerine karşı birbirlerini çok nazik bir şekilde uyarıyorlar. Örneğin radar olan yerlerde karşıdan gelen sürücüler selektör yaparak uyarıyor veya hızlı giden sürücüleri diğer sürücüler elini arabadan çıkararak yavaşla işareti yapıyorlar. Başka zamanlarda trafikte birbirlerine kaba, saygısız hatta zaman zaman şiddete varan davranışlar sergileyen sürücülerin istedikleri zaman birbirleri ile yardımlaştıklarını hem de yardımlaşma sırasında çok nazik davrandıklarını gözlemlemiş oldum. Bu durumda aklıma şöyle bir başlık geldi. Ahlaksızlığın nezaketi ya da kuralsızlığın nezaketi. Bu yazı trafik kurallarına uyma konusunda nezaketli bir şekilde yardımlaşma gözlemimin sonucunda ortaya çıkmıştır.
Nezaket; insanlara saygılı ve seviyeli davranmak, kötü davranışlardan sakınmak, erdemli bir tutum takınmaktır. Nezaket, toplumlar arası ilişkiyi geliştiren ve yönlendiren önemli ahlaki bir davranıştır. Sosyal hayatın temelini nezaket kuralları oluşturur. Nezaket, insanlar arasında olumlu ilişkiler kurma amacı güder.
Nezaket ve Ahlaksızlık Arasındaki İnce Çizgi
Ancak, nezaket her zaman dürüst ve samimi bir niyetin yansıması olmayabilir. Bazen, ahlaksızlık ve kötü niyet, nezaket maskesi altında gizlenir. Bu erdemli davranış bazen çıkarcı ve samimiyetsiz niyetlerle de kullanılabilir. Bu durumda, nezaket, ahlaksızlık ve etik dışı davranışların bir aracı haline gelir.
Asıl konumuz, trafikte insanların birbirleriyle dayanışma ve yardımlaşmaları olmamakla beraber, görevlilere karşı birbirlerini uyarmalarının sebeplerine kısaca bakalım. Bu davranışın ardında yatan sebepler genellikle sosyal, psikolojik ve pratik nedenlerle ilişkilidir. İşte bu davranışın bazı ana nedenleri:
Dayanışma Duygusu: İnsanlar, aynı durumdaki diğer sürücülerle bir dayanışma duygusu hissedebilirler. Bu dayanışma, sürücüler arasında bir tür “biz” duygusu oluşturur ve birbirlerini koruma isteği doğurur.
Empati: Birçok sürücü, trafik cezalarının mali yükünü ve stresini anlar. Başkalarının aynı duruma düşmesini istemedikleri için empati gösterirler ve onları uyarırlar.
Karşılıklı Yardım Beklentisi: Sürücüler, bir gün kendilerinin de benzer bir uyarıya ihtiyaç duyabileceğini düşünerek başkalarına yardım ederler. Bu, karşılıklılık ilkesine dayanan bir davranıştır; yani, bugün başkasına yardım eden kişi, gelecekte benzer bir yardım diğerlerinden de bekler.
Otoriteye Karşı Direniş: Bazı insanlar, otoriteye karşı doğal bir direnç gösterebilirler. Trafik polisleri ve hız kameraları gibi otorite sembollerine karşı diğer sürücüleri uyarmak, bu direnişin bir ifadesi olabilir.
Cezaların Haksız Olduğunu Düşünmek: Bazı sürücüler, trafik cezalarının adil olmadığını veya aşırı olduğunu düşünebilir. Bu düşünce, onları başkalarını uyarmaya ve onları cezadan korumaya yönlendirebilir.
Alışkanlık: Trafikte birbirini uyarmak, bazı insanlar için alışkanlık haline gelmiştir. Uzun süreli sürücüler, bu tür davranışları rutin olarak yapabilirler.
Trafikte insanların görevlilere karşı birbirini uyarması, birçok sürücü için doğal bir refleks haline gelmiş olabilir ve toplumsal bağları güçlendirme, stres ve mali yükü azaltma gibi çeşitli olumlu sonuçlar doğurabilir. Ancak, bu tür uyarıların trafik güvenliği ve kuralların uygulanması üzerindeki etkileri de dikkate alınmalıdır.
İnsanların huzurlu bir yaşam sürdürebilmeleri, büyük ölçüde belirli kuralların varlığına ve bu kurallara uyulmasına bağlıdır. Ancak, kuralsızlıkta dahi insanların bir araya gelerek yardımlaşma ihtiyacı hissetmeleri, insanın ne kadar da dayanışmacı olduğunun bir göstergesidir. O halde bu yardımlaşma ve dayanışmayı kötülüklerin ortadan kalkması ve iyiliklerin yaygınlaşması için kullanamaz mıyız? Yüce Allah, Mâide suresi 2. ayette“…iyilik ve takvada (sorumluluk bilincini geliştirmede) birbirinizle yardımlaşın, kötülüğü ve düşmanlığı artırmada değil; Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun…”buyurarak bizlere bu konuda bir ölçü vermektedir.
O halde ahlâkî değerleri yeniden yücelterek iyilikleri yaygınlaştırma ve kötülükleri engelleme konusunda birbirimizle yardımlaşmak gerekir. Tabi ki bu yardımlaşma biçimi aktif ve teşkilatlı bir şekilde olursa başarılı olur.
