İhanetin Suriye ayağı…
ABD Elçisi Barrak; Mazlum Abdi’ye övgüler düzüyor. Ahmet El Şara’yı takdir ediyor. Anlaşılan o ki Mazlumun SDG’si de şüphesiz Suriye’de kendi başına özerklikten ve nihayetinde büyük ve bağımsız Kürdistan’dan yana. Çünkü bu hayali kurmasını isteyenler, bize de “Terörsüz Türkiye” diye ambalajlayıp dayattıkları yeni ismi ile “Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” aracılığı ile teröristlerle barışmamızı tavsiye ediyorlar. Kapalı kapılar ardında yürütülen çalışmalar ile geldiğimiz noktada yarınlara dair ne gibi tuzaklar ile karşılaşacağımızı şimdiden bilemiyoruz. Ne pahasına olursa olsun ülkemizi ve milletimizi geri dönülmez bir yola sokmak isteyenlerin hedefi çok açık. Bu adımın bir sonraki durağı Allah korusun milletimizi etnisite yığınları haline dönüştürmek ve ülkemizi parçalamaktır. Deniliyor ki Suriye’de SDG, PYD, YPG her ne ise, siyasal olarak ne yaparsa yapsın yeter ki silah bıraksın.
Bize dayatılan başta anayasa değişikliği olmak üzere ana dilde eğitim, özerk bölgeler, yerinden yönetim gibi ülkeyi bölünmeye götüreceği açık ve buna kapı aralayacak adımların atılmasından başka bir şey değil. Sonrasında ne mi olacak? Gayet basit(!) -sözüm ona- silah bırakan terör örgütleri, başta terörün ve ihanetin kurucusu Apo ve katilleri meclise, bugün öncüleri DEM’in yaptığı gibi daha kalabalık meclise dolacaklar. Silahla alamadıkları ne varsa beynelmilel güçlerin yardımı ve baskıları ile alacaklar.
Sevr de İstenen Türkiye!
SonrasındaMilli Mücadele ileyırtıp attığımız Sevr artığı bir Türkiye ya kalacak veya kalmayacak. İstenen bu! Çanak tutan da ne yazık kisuret-i haktan görünenler. Bugün Irak Devletinin başında Cumhurbaşkanı Abdüllatif Reşit kim? Irak Hükümeti, Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin ve hükümetinin, Barzani’nin Özerk yönetimi üzerinde bir etkisi var mı? Maalesef hayır! İsimlerini bile bilen yok! Suriye’de kurulacak, kurulmakta olan Özerk yönetim üzerinde Ahmet El Şara ve Hükümetinin de bir etkisi olmayacak. Hatta Mazlum Abdi’nin Suriye Cumhurbaşkanı olarak hazırlandığı gizli değil. Sonrasında ise sıra İran PEJAK’ına mı gelecek veya Türkiye ile ikisini birlikte mi hal edecekler?
Türkiye, şimdiki adı DEM ve geçmişte bir sürü isimle anılan ve yarın adının ne koyulacağı belli olmayan bölücülerle dayanışarak, -sözüm ona- kardeşlik ve demokrasi naraları atarak ülkenin geleceğini tehlikeye atanlar “süreci engelliyor” diye SDG’yisözüm ona uyarıyorlar. Şunu açıkça ifade etmek gerekir ki SDG dediğiniz yapı ABD’nin izni ve bilgisi olmadan bir tek adım atmaz. İçeride; “Dönülmez akşamın ufkunda” yolumuza devam ederken; Suriye’de olan bitenler sonuç noktasında bizi ne kadar ilgilendiriyor? Türkiye’de bölünmenin eşiğine geldiğinizde, bölündüğünüz de Suriye’nin ne önemi var? Siz Suriye ve Irak’taki parçalara bir parça ilave etmek için çabalarken aslında aynı hedefe yürüdüğünüzü görmüyorsunuz.
Siyasal Bölücülük Hep Aynı Yerde; Vatanseverler de!
Arı duru kardeşlerimiz; Diyap Ağa, Hamcuoğlu Osman ve onlar gibi nice yiğitler bizimle omuz, omuza düşmanla savaştı. Siyasal bölücü hainler dün; Seyit Rıza, Molla Mustafa Barzani, Oğlu Mesut Barzani, Şeyh Sait gibi adamlar ve beynelmilel emperyalizmin maşası taşeronu PKK gibi örgütler ise devletin en zor zamanlarında dün İngiliz’le bu günlerde ABD, Rusya gibi ülkeler ile iş birliği yaparak hep arkamızdan vurdular. Musul meselesinde, Halep meselesinde, Hatay meselesinde her zaman düşmanlarımızla işbirliği yaptılar. Bu taşeronlaryarın sırf biz adına “Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” koyduk diye bizimle kardeş olacaklar öyle mi? Bizimle milli birlik ve kardeşlik içinde yaşayıp gidecekler(!) Dün ne ise yarında aynısının olacağını söylemeye gerek bile yok. Vatanını sevenler hüzün ve endişe ile olanları izlerken diğer kısım ise sevinçten ellerini ovuşturuyor. Beyler ham hayal kuruyorsunuz? Ülkemizde yaşayan vatandaşlarımız zaten eşit vatandaş ve tamamı bir tek milleti; Türk Milletini meydana getiriyor.
Herkes bilir ki, milletimizin dört bir yanında yaşayan insanımız terörden bıkmıştır. Elbette kimse evinden sevdiklerinin yakınlarının ölmesini ve kaybını istemez. Kim bir sevdiğinin en küçük zarar görmesini ister? Lakin böyle olduğu halde vatan ve milletin birliği tehlikeye düştüğünde bütün Müslüman Türk Milletinin mensupları en yakınlarını, şehit ve gazi olmaları için vatan savunmasına göndermekten çekinmez. Hatta gönderirken “Ya Şehit ol, Ya gazi!” “Vatanı kurtarmadan gelme!” diyerek evlatlarının eline, saçına kına yakarak gönderirler. Hem de bir daha dönmeyeceğini bile bile! Tarihimiz bununla ilgili binlerce hikâye ile doludur.
Deli Halit Paşayı pek kimse bilmez! Ömrü cephelerde geçmiş istiklal harbi kahramanlarından birisidir. Evlenmeye bile vakti olmamış 42 yaşında paşa ve nihayet zaferden sonra milletvekili. Mecliste muhalefeti ve nihayet dilinin sertliği yüzünden, Mecliste içinde muhalifleri tarafından vurulur ve vefat eder. Bu Deli Halit Paşa pek çok cephede savaşmış ve hatta Dersim gönüllü birlikleri komutanlığını yapmış, Afyon cephesinde savaşırken kolundan yaralanır. Bahaneyle annesini ziyarete gider bir süre dinlenmek için! Annesinin kapısını çalar kapıyı açan annesi sorar; “Zafer kazanıldı mı?” Deli Halit Paşa; “Yok anne yaralandım da dinlenmeye geldim.” Deyince annesinin boynuna sarılarak içeri davet etmesini beklerdiniz değil mi? Deli Halit Paşanın annesi;” Ölseydin o zaman!” der ve kapıyı yüzüne kapatır. Vatan sevgisinin annelerde tezahürü!
Candan Öte Ne Vardır?
Sözün özü odur ki; candan öte değerler vardır ve vatan, millet, ülkülerimiz, milli değerlerimiz bizim için kutsaldır ve onların uğruna canımızı ve ailemizi, en sevdiklerimizi bile bedel olarak vermekten çekinmeyiz. Göz aydınlıklarımız bile söz vatan olunca gözümüzde değersizleşir. Siz sanır mısınız ki; terörde evlatlarını Mehmetlerini şehit veren ana babalar evlatlarının mücadelesinden pişmandır. Büyük ekseriyeti şehit ana, şehit babası olduğu için “Vatan sağ olsun” diyerek şehit anası ve şehit babası oldukları için iftihar makamındadırlar.
Birileri diyor ki; “Analar ağlamasın.” Elbette analar ağlamasın, babalar, kardeşler ve evlatlarda ağlamasın. Lakin vatanımız, milletin birlik ve bütünlüğü de elimizden gitmesin. Ülkemiz, milletimiz güçlü müreffeh, dünya ülkeleri arasında sayılır bir ülke olsun. Mazlumların hamisi, güçsüz ve çaresizlerin çaresi olsun. “Analar ağlamasın” tarih boyunca kucak kucağa, vatan toprağında yatan milletin evlatları yarın başka milletlere, ayrı devletlere bölünmesin. Birbirinin içine karılmış, tek millet olmuş, birleşmiş, can cana yaşamış ve kendini gittiği her yerde Türk olarak ifade etmiş, ayrısı gayrısı olmayan insanımız; yarın evlatlarını, torunlarını birbirinden ayırmak için çareler aramasın. “Güneydoğu bizim Türkiye hepimizin” sözü yanlış! Türkiye hepimizin kendini bu ülkenin sahibi, Türk Milletinin bir parçası, bu milletten sayan hepimizindir. Her zerresi, her katresi bu ülkenin toprakları üzerinde yaşayan dört bucağı ile bizimdir.
Komisyondan Önce Yapılması gerekenler
İnsan merak ediyor ve anlamakta zorlanıyor. Milli politikalar uygulamak için özel komisyonlar kurmaya ne gerek var? İktidar politikalarını millileştirir, eğitimini millileştirir, başta sosyal medya olmak üzere bütün kültür faaliyetlerini, filim sektörünü, dizilerini ve yayınlarını millileştirir mesele kalmaz. Hayatının her alanında milletin milli değerlerini önceler ve manevi değerlerinin toplum hayatında yaşanması için çalışmalar yapar. Bunun için ayrıca siyasi partileri tek tek toplayıp komisyonlar kurmaya ne gerek olabilir?
Kardeşlik dediğinizde ise devletimiz ve milletimiz bin yıldır bu topraklarda ve kardeşliğinden zerre taviz vermedi. Hainleri katilleri lanetleyerek ve tenkil ederek bu günlere ulaştı. Ülkemizde son zamanlara gelene kadar komşuluk, vatan sevgisi, insanlar arasında dayanışma bütün dünyaya örnek olacak kadar güzel ve harika yaşandı. Peki, neyin kardeşliği ve kimin kardeşliğinden bahsediyorsunuz? Deprem olduğunda Anadolu’nun, ülkenin her yanındaki insanımız deprem bölgesine ölümü pahasına, canı ile başı ile koşmadı mı? Deprem bölgesindeki insanlarımızı yardım götüren insanlarımız ömründe belki de hiç görmediği halde “kardeşlerim” diyerek koşmadı mı? Neyin kardeşliğini tesis edeceksiniz? Kiminle kardeş olacaksınız? Terörle kardeşlik olur mu? Dayanışmanın en güzel örneklerini vermedik mi? Kiminle dayanışmadan bahsediyorsunuz? Hain ve tarih boyunca ihanet etmişlerden bahsediyorsanız bu milleti sakın onların çürük payandasına dayandırmayın çünkü çöker, ne zaman ihanet edeceklerini bilemezsiniz, yıkılırsınız. Bu millet dayanışmanın kitabını yazmış bir millettir, millete dayanın.
Demokrasi derseniz işte orada durmak gerekir. Demokrasiyi de hukuku da bu ülkede 23 yıldır iktidarınızda sizler siyasallaştırdınız. Sizler demokrasiyi istediniz de bu millet istemedi mi? Millet size “Bize tek adam rejimi verin” mi dedi? Ülkemizde katılımcı demokrasiyi, gerçek adaleti ve hukuku maalesef icraatlarınız ve siyasi ikballeriniz uğruna iktidar ve yandaşları olarak sizler katlettiniz. Şimdide PKK ve yandaşları için, bölücüler için “milli kardeşlik dayanışma ve demokrasi” istiyorsunuz. Bu istediklerinizi öncelikle milletimiz için isteyiniz ki milletin birlik ve dirliği kuvvetlensin. Milletten milli kardeşlik dayanışma ve demokrasi istediğiniz hainler; bu milleti bölmek, parçalamak ve ülkemizi Sevr’in şartlarına getirmek için istiyorlar. Adamların hayali Sevr ve Sevr’de istenenler. Uyanın, Allah (CC) aşkına uyanın.
Halka İneceklermiş!
Acı olan ise Cumhur İttifak ortakları, vatandaşa yani sahaya inmekte oldukları; milleti kendi inandıkları yanlışlara inandırmak için mektuplar yazarak, şehit ailelerinin evlerine götürecekleri, gidecekleri haberlerde söyleniyor. Billboardlara afişler asarak milleti ikna etmeye çalışarak politikalarını gerçekleştirmek istiyorlar. Zaman kimin haklı kimin haksız olduğunu gösterecek. Milletimize kim yanlış yapmışsa gerek gaflet ile gerekse kasten milletimiz ve tarih af etmeyecek. Mahkeme-i Kübra’da ise elbette hesap verecekler.
Millet Partisi’nin, Millet Partililerin söyleye söyleye dilinde tüyler bitti. Fakat acıdır ki ülkemizi idare edenler ya uyanmadı veya uyanmak istemedi. Hoş milletimiz, Müslüman Türk Milleti ülkesini bölmek isteyenlere ve kardeşliğini bozmak isteyenlere cevabını verecektir. Bu necip milleti bölmeyin, terörle kardeş olunmaz! Milletimiz zaten dört bir köşesi ile kardeş kardeş yaşıyor. Bu mazlum milleti terörün eline terk etmeyin.