Lütfü KILIÇ
Günah sevap ekseninde kaderin;
Gizemli bir kapı açtı, ne haber?
İnsanlığa bahşedilen dünyayı;
Firavunlar ölçtü biçti, ne haber?
Geçerli söz ağasında, beyinde;
Her birisi bin bir türlü oyunda!
Kodamanlar göstererek düğünde;
Tomar tomar dolar saçtı, ne haber?
Yorulmadan yakaladı kârını;
Sonra dedi: “Herkes bilsin yerini!”
Çaldı çırptı senin alın terini;
Yurt dışına aldı kaçtı, ne haber?
Sinsi olan ince eler, sık dokur;
Bilemezsin ne heceler, ne okur!
Sen heveslen, umut besle, hayal kur;
Talih kuşu tezden uçtu, ne haber?
Korumaya gayret eyle izzeti,
Hak yolunda esirgeme gayreti.
Azrail’in ikramıyla şerbeti;
Görmedin mi kimler içti, ne haber?
Saniyelik nefes sayın sıklaştı,
Yolculuğun son menzile yaklaştı…
Uyan artık; gölge bastı, gün aştı!
Bir gün derler: “Kervan göçtü!”, ne haber?
Lütfü sen de kulak kabart fermana,
İbadetin kalkan olsun imana,
Amellerin iz bıraksın zamana;
Garip ömrün geldi geçti, ne haber?