Geçtiğimiz yıl Ekim ayında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin TBMM’de MHP Grup kürsüsünden terörist başı Abdullah Öcalan’a terörün bittiğini, PKK’nın lağvedildiğini açıklamasını istemesi ile başlayan, ardından DEM Parti ekibinin İmralı’ya gidiş gelişleri ile yaşanan hareketlilik, kamuoyunda yeni bir çözüm süreci mi başlıyor? diye uzun süre tartışıldı.Öncesinde isim konulmayan yeni sürece İktidar ve Cumhur ittifakı tarafından “Terörsüz Türkiye” adı verildi.
Yarım yüzyıla yaklaşan ve ellibin civarında can alan büyük bir ekonomik maliyeti olan PKK terörünün bitmesi elbette tüm milletin en büyük arzusu özlemiydi.
Terörist başı Öcalan’ın PKK’ya gönderdiği “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” başlıklı yazısı ile artık silahlı mücadelenin sonlandırılması gerektiği, örgütün feshi ve silah bırakması talimatını vermesi ile bu yeni süreçte bir yol alınmaya başlandı.
5-7 Mayıs 2025 tarihindeki kongrede yapılan açıklamada,“Kongremizin aldığı PKK’nın fesih ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırma kararı kalıcı barışa ve demokratik çözüme güçlü bir zemin sunmaktadır” denildi.12 Mayıs’ta fesih kararı açıklandı. Böylece fesih tamamlandı.
Ancak akıllardaki en önemli sorun silahların teslimi idi. MHP lideri Bahçeli akıl almaz bir şekilde bu konuda sürekli silahların gömülmesini dile getiriyordu. Oysaki dünyada ilk defa silah bırakan, kendini fesih eden, silahlarını teslim eden terör örgütü PKK olmadığı gibi bunun bir kuralı vardı.
İngiltere’de İRA, İspanya’da ETA ve Kolombiya’da FARC.Her biri elli yıl üzerinde faaliyet gösteren ayrılıkçı örgütlerdir. Farklı koşullarda silah bırakıp, örgütü feshetseler de silah teslimi aynı şekilde gerçekleşmiştir.
Silah bırakan terör örgütleri:
İRA: İngiltere hükümeti ile uzun süren müzakereler sonucunda 1998’de “Belfast Anlaşması” ile siyasal çözüm zemininde anlaşarak silahları bırakma fesih kararı aldı. Silahlar, uluslararası gözlemciler gözetiminde teslim edildi.
ETA: İspanyol devletiyle doğrudan müzakereler uzun sürse de ETA 2011’de silahlı mücadeleyi bıraktığını ilan etti, 2017’de tamamen silahsızlandı. Süreç, “Sivil toplum ve uluslararası arabulucularca yürütüldü.” ETA elindeki silah mevcudunu hem Fransa hem de İspanya devletine bildirdi. Silahlar, uluslararası gözlemciler gözetiminde teslim edildi.
FARC:2016’da Kolombiya devletiyle “Barış anlaşması imzalandı.” Birleşmiş Milletler denetiminde silah teslimi yapıldı. Örgüt, siyasi partiye dönüştü.
Görüldüğü üzere, İRA, ETA ve FARC Silahsızlanma süreçleri çoğunlukla “BM, AB veya uluslararası arabulucular” gözetiminde, şeffaf biçimde yürütüldü.
PKK ise; silah bırakma ve teslim etme sürecinde en büyük adımı 11 Temmuz günü attı.Örgüt, uluslararası denetimden uzak, PKK ve sivil siyasi aktörlerin katılımıyla Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki Süleymaniye şehrinin ellikilometre batısında bulunan “CaseneMağarası”’nda düzenlendi. Sembolik olarak birkaç adet silah bir kazana konularak yakıldı.
Neden Casene Mağarası?
Birinci Dünya Savaşı sonrasında bölgedeki İngiliz yönetimine karşı isyan başlatan Şeyh Mahmud HafidBerzenci, uzun yıllar bu mağarayı sığınak olarak kullanmıştır. Kendisini “Kürdistan Kralı” ilan eden Berzenci, Şubat 1923’te şehir bombalanırken buraya sığınır. Burada saklanırken mağara silahlı ayaklanmanın organize edilmesinin yanı sıra, Kürt kültürünün yaşatılması için yapılan çalışmaların da merkezi haline gelmiştir. Hatta burada bir gazete dahi çıkarmışlardır.
Geri kalan silahlar ne olacak?
PKK’nın elinde sembolik olarak yakılan uzun namlulu silahların dışında, uçaksavar, havan topu, roketatar, doçka vb. ağır silahlar yüksek imha gücüne sahip patlayıcılar bulunmakta. Bunların miktarı ve teslimi hakkında net bir bilgi henüz kamuoyuna ne iktidar tarafından nede örgüt tarafından açıklama yapılmadı. Kamuoyunda bu konuda ciddi endişeler bulunuyor.
Öcalan’ın mektubunda sadece PKK’nın silah bırakması ve fesih edilmesinden bahsediliyor. PKK’nin Suriye’deki Uzantısı PYD/YPG lideri Salih Müslim Öcalan’ın kararı bizi kapsamıyor derken“Suriye Demokratik Güçleri” (SGD) lideri Mazlum Abdi, “PKK’nın silah bırakma çağrısı onları ilgilendirir, bizim Rojova’daki güçlerimizi ilgilendirmez” diye açıklama yapmıştı.
İran’da faaliyet gösteren, “Kürdistan Özgür Yaşam Partisi”’nin (PJAK) eş genel başkanı Emir Kerimi, Türkiye’deki “yeni süreci” desteklediklerini ancak kendilerinin PKK gibi silah bırakma ve fesih kararının olmadığını ifade ediyor.
Bütün bunlardan anlaşıyor ki, PKK’nın Suriye ve İran’daki uzantıları silah bırakmayarak faaliyetlerine devam edecekler.11 Temmuz’da silah yakma töreninin K.Irak topraklarında yapılması PJAK ve YPG’den katılım olmaması bir anlamda bunu destekliyor kanaatindeyim.
Şu an PKK’nın militan ve silah gücünün büyük çoğunluğunun Suriye topraklarında olduğu göz önüne alınınca, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin İRA, ETA ve FARC örneğinde olduğu gibi uluslararası gözetim dâhilinde silah ve mühimmatların yerinde toplanarak teslim alınması veya imha edilmesi sağlanmadığı takdirde, silah ve mühimmatların YPG/SDG’ye geçmesi ihtimali çok yüksektir.
Son bir dip not olarak bir noktayı belirtmekte yarar görmekteyim. Terör örgütlerinin şiddet yoluyla hedeflerine ulaşma olanağı kalmadığında, lider kadroları hapsedildiğinde ve destek gördüğü tabanın öncelikleri değiştiğinde silahlı mücadeleyi sona erdirmek zorunda kaldıkları genel olarak değerlendirilse de ancak buçoğu zaman baştaki hedeflere ulaşma amacından vazgeçildiği anlamına gelmemektedir.