Tarihin Şahitliğinde Gerçekler Değişmez

Barış istemek başka, eli silahlı bir örgütü meşrulaştırmak başkadır. Bu iki kavramı bilinçli olarak birbirine karıştırmak, toplumun zihninde terörle mücadeleyi kötü göstermek için yapılan bir manipülasyondur.

Ali RIZA 

Bu topraklar, binlerce yıllık bir medeniyetin; vatan, bayrak ve millet uğruna canını feda eden kahramanların bize emanet ettiği mirastır. Her karışında şehit kanı bulunan bu vatanda, terörist başı ve bebek katili Abdullah Öcalan’ı “kurucu önder” gibi yüceltilmeye çalışılması sadece milletimizin değerlerine değil, şehitlerimizin aziz hatırasına da yapılmış büyük bir saygısızlıktır.

Öcalan’a bu tür sıfatlar yakıştırmak hem tarihimize hem de milletin vicdanına açıkça aykırıdır. Bu tür ifadeler, terörle mücadelede hayatını kaybeden kahramanların hatırasını incitirken, onların yakınlarına da derin acılar yaşatmaktadır. Vatan için can veren yiğitlerimizi “şehit” olarak anan bu milletin, onların canına kasteden bir ismi övmesi ne özgürlükçülük ne de fikir hürriyetiyle açıklanabilir.

PKK terör örgütünün başı olan Öcalan hakkında ısrarla kullanılan “kurucu önder” ifadesi, sadece tarihi çarpıtmakla kalmaz; aynı zamanda Türk milletinin hafızasına, yaşadığı acılara ve teröre karşı verdiği mücadeleye ağır bir saygısızlıktır.

Bu noktada sormak gerekir: Eğer eli kanlı bir teröriste “kurucu önder” diyorsanız, yıllardır PKK’ya karşı mücadele eden, şehitler veren, gazi olan, milletin kalbinde yer etmiş kahraman güvenlik güçlerimizi nasıl tanımlayacaksınız? Bu soru milletimiz adına derin bir endişe kaynağıdır.

Gerçekle bağdaşmayan bu çarpık bakış açısı, yalnızca terörle mücadeleyi değil, toplumun vicdanını da hedef almaktadır. Çünkü bu ülkede barış, ancak terörün kökünün kazınmasıyla mümkündür. Ve bu barışın gerçek mimarları, Öcalan değil; vatanı için gözünü kırpmadan mücadele eden, teröre karşı dimdik duran kahraman güvenlik güçlerimizdir.

Barış; teröre boyun eğmekle değil, hainlere karşı dik durmakla gelir. Kardeşlik; milletin birliğini, dirliğini savunmakla mümkündür. Unutulmamalıdır ki; gerçek barış, adaletin, hakkın ve şehitlerimizin ruhunun huzur bulduğu yerdedir. Vatanını seven her insan için Öcalan, sadece bir teröristtir; sadece bir bebek katilidir. Tarih ve millet onun adını “önder” olarak kabul etmez.

PKK Gerçeği ve Türkiye’nin Bedeli

PKK, 1984 yılından bu yana kadın, çocuk, yaşlı demeden on binlerce insanın hayatına mal olmuş, sivilleri katleden kanlı bir terör örgütüdür. Bu süreçte binlerce askerimiz, polisimiz, köy korucumuz ve sivil vatandaşımız şehit düşmüş; bölge halkı uzun yıllar boyunca korku ve baskı altında yaşamıştır. Kahraman güvenlik güçlerimiz, sadece sınırda değil, şehirlerde, dağlarda ve sınır ötesinde, bu vatanın birlik ve bütünlüğü uğruna canını ortaya koymuştur. Bu uğurda nice ocaklar sönmüş, gencecik fidanlarımız PKK tarafından haince şehit edilmiş, birçok evlat kolunu-bacağını kaybetmiş, nice anne-baba evlatlarının ardından gözyaşı dökmüştür. Tüm bu acılar henüz tazeyken, bir dönem “barış ve kardeşlik” adı altında yürütülen süreçlerle, Öcalan ve terör örgütü meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. Oysa hepimiz biliyoruz ki; terörle barış olmaz, katille kardeşlik kurulmaz, bebek katilinden umut devşirilmez. Bu örgütün başını meşrulaştırma çabaları, terörü aklama ve toplumu yönlendirme girişiminden başka bir anlam taşımaz.

Bugün özgürce konuşabiliyor, güvenli şehirlerde huzur içinde yaşayabiliyorsak, çocuklarımız okullarına güvenle gidebiliyor, sabahları ezan sesiyle uyanabiliyor ve bayrağımız gökyüzünde özgürce dalgalanıyorsa, bunu terörle değil, kahraman güvenlik güçlerimizin özverili mücadelesine borçluyuz. Şehit ailelerinin ve gazilerimizin duygularını yok sayarak, terörün mimarlarını meşrulaştırmak; sadece ahlaki değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir felakettir.

Gerçekleri Tersyüz Eden Tehlikeli Algı Oyunu

Milletçe en çok dikkat etmemiz gereken tehlikelerden biri; gerçekleri ters yüz eden, hainleri kahraman, kahramanları ise suçlu gibi gösteren kirli algı oyunlarıdır.  “Barış” kavramı, kimi zaman öyle ustaca kullanılıyor ki; sanki barışa en büyük engel bu vatan evlatlarıymış gibi gösteriliyor. Oysa hepimiz biliyoruz ki bu ülkede barış, teröre karşı silah tutan Mehmetçiğin sayesinde ayakta durmaktadır. Eğer bugün şehirlerimizde çocuklar rahatça okula gidebiliyorsa, sabahları ezan sesiyle uyanabiliyorsak, bayrağımız göklerde özgürce dalgalanıyorsa; bu, teröre karşı duran o kahramanların eseridir.

Ne hazindir ki, bir dönem “çözüm süreci” adı altında terörist başına meşruiyet zemini hazırlanmış, şehit analarının yüreği dağlanmıştır. Terör örgütüyle yürütülen masa başı siyasetlerde, askerimizin mücadelesi görmezden gelinmiştir. Bugün de benzer çabalar, askerimizin fedakarlığını hiçe sayarak, hainleri “barış elçisi” gibi sunmaya çalışıyor. Bu tehlikeli bir algı oyunudur.  Barışı, teröre teslimiyet sananlar şunu iyi bilmelidir: Gerçek barış; hak, adalet ve milletin değerlerine sahip çıkmakla mümkündür. Bu ülkenin barışını sağlayanlar, teröre karşı mücadele eden güvenlik güçleridir. Asıl barış karşıtı, milleti ayrıştıran, şehirleri yakan, bebekleri katleden zihniyettir. En büyük tehdit ise bir katili barışın simgesi gibi göstermeye çalışan çarpık bakış açısıdır.

PKK terör örgütü lideri Öcalan’a “kurucu önder” diyen bazı kesimlerin, Türkiye’nin terörle mücadelesini “barış karşıtlığı” gibi sunma çabaları, sadece tarihsel gerçeklerle değil, aynı zamanda vicdanla da örtüşmemektedir. Bu, oldukça tehlikeli bir algı yönetimidir ve toplumsal barışı zedeleyen ciddi bir tehdittir.

 Barış ile Terörü Karıştırmak Bilinçli Bir Tutumdur

Barış istemek başka, eli silahlı bir örgütü meşrulaştırmak başkadır. Bu iki kavramı bilinçli olarak birbirine karıştırmak, toplumun zihninde terörle mücadeleyi kötü göstermek için yapılan bir manipülasyondur. Barışın gerçek düşmanları, sivil halkı hedef alan bombaları patlatanlardır. PKK’yı bir “özgürlük hareketi”, Öcalan’ı bir “önder” gibi sunmak; buna karşı çıkan herkesi “barışa karşı duran güçler” gibi göstermek, ancak düşmanlıkla açıklanabilecek bir niyettir.

Gerçek liderler, bu topraklar uğruna şehit olanlardır. Onlar unutulmaz, unutulmasına da asla izin verilmez. Tarihimize ve değerlerimize sahip çıkmak hepimizin görevidir. Terörün propagandasına karşı uyanık olmalı, her türlü meşrulaştırma çabasını reddetmeliyiz. Gerçek barış; teröre teslimiyetle değil, ona karşı verilen haklı mücadeleyle sağlanır.

Related posts

BAŞYAZI: Kanserli Hücre Yasasını Kabul Edenler Derhal İstifa Etmelidir! #36

Vekil Güçler Girdabında Türkiye

Çerçevenin İçindeki Af Yasası