Tilki Postu ve Gaflet Uykusu

Kendi zenginliğinin farkında olmayan toplumlar, bir gün kendi servetleriyle başkalarının sofralarını donatır.

Bir toplumun en büyük zaafı, sahip olduğu değerlerin farkında olmadan gaflet içinde yaşamasıdır.

İki tilki, aç karınlarını doyurmak için dağda dolaşırken tazılarıyla ava çıkan bir grup avcıyla karşılaşmış.

Avcıları ve tazıları gören tilkiler, tehlikeyi fark eder etmez kaçmaya başlamışlar. Önde tilkiler, arkada tazılar… Uzun ve nefes kesen bir kovalamaca başlamış. Ancak tazılar daha hızlı olduğundan aradaki mesafe giderek kapanıyormuş.

Yakalanacaklarını anlayan tilkilerden biri diğerine dönerek:

— Bu avcılardan da tazılardan da kurtuluşumuz yok. Anlaşılan, birbirimizle ancak ahirette buluşacağız, diyerek vedalaşmak istemiş.

Diğer tilki ise acı acı gülümseyerek arkadaşına şöyle demiş:

— Bizde bu post oldukça, insanlar da bu posta sahip olmak için can attıkça, ahirete varmadan kürkçü dükkânında mutlaka karşılaşırız!

Kıssadan Hisse

Bu kıssanın düşündürdüğü gerçek, yaşadığımız coğrafyanın tarihine ve bugününe bakıldığında daha da anlamlı hâle geliyor.

Coğrafyamızın sahip olduğu doğal kaynaklar, tarihî miras, stratejik geçiş yolları ve jeopolitik konumu, yüzyıllardır çeşitli güçlerin ilgisini çekmektedir. Başkalarının gözünü diktiği bir zenginliğe sahip olmak elbette büyük bir imkândır. Fakat bu imkânın farkında olmamak, onu koruyacak iradeyi ve şuuru ortaya koyamamak, aynı zamanda büyük bir zaaf hâline gelebilir.

Çünkü sahip olduğunuz değerlerin farkında değilseniz, başkalarının o değerler üzerindeki hesaplarını da fark edemezsiniz.

Avcıların başarısı yalnızca güçlü olmalarından kaynaklanmaz. Asıl başarıları, avın gafletinden ve dağınıklığından yararlanmalarıdır. Yem atarlar, tuzak kurarlar, birbirinden koparırlar ve hedeflerini kendi iradeleriyle hareket edemez hâle getirirler.

Bugün bölgemizde yaşananlara bu açıdan bakmak gerekir.

Gaflet, yalnızca tehlikeyi görmemek değildir. Tehlikeyi gördüğü hâlde gerekli tedbiri almamak da gaflettir. Sahip olduğu imkânları başkalarının insafına bırakmak, ortak meselelerde ortak bir irade oluşturamamak ve başkalarının kurduğu oyunlarda figüran hâline gelmek de gafletin farklı biçimleridir.

Bu sebeple bölge insanı gaflet uykusundan uyanmalı; yalnız kendisini değil, çevresindekileri de uyandırmalıdır.

Düşmanlıkları körükleyen, toplumları birbirine düşüren ve kardeşleri karşı karşıya getiren planlara karşı basiret, feraset, birlik ve ortak akıl geliştirilmelidir. Başkalarının hesabına göre değil, kendi değerlerimiz, kendi irademiz ve kendi geleceğimiz doğrultusunda hareket etmenin yolları aranmalıdır.

Unutulmamalıdır ki başkalarının kurduğu tuzağa düşmemek kadar, başkasının tuzağında kullanılacak bir araca dönüşmemek de önemlidir.

Müslümanlar ve bölge halkları sahip oldukları tarihî, kültürel ve stratejik değerlerin farkına varmadıkları; birlik, bilinç ve irade geliştiremedikleri sürece, başkalarının hesaplarının hedefi olmaya devam edeceklerdir.

Çünkü tarih boyunca değişmeyen bir gerçek vardır:

Kendi zenginliğinin ve gücünün farkında olmayan toplumlar, bir gün kendi servetleriyle başkalarının sofralarını donatmak zorunda kalabilirler.

Asıl mesele, tilkinin postunun kime ait olduğu değil; o postun değerini kimin bildiğidir.

Gaflet uykusundan uyanmak, sadece tehlikeyi görmek değil; tehlikeye rağmen kendi geleceğini belirleyecek iradeyi ortaya koymaktır.

 

Related posts

BAŞYAZI: Kanserli Hücre Yasasını Kabul Edenler Derhal İstifa Etmelidir! #36

Vekil Güçler Girdabında Türkiye

Çerçevenin İçindeki Af Yasası