Nejat CEBECİ
Emperyal akıl “Büyük Ortadoğu Projesi” kapsamında Türkiye’yi Ulus Devlet olmaktan çıkarıp parçalanmış eyaletler mozaiği haline dönüştürmeyi amaçlamaktadır.
Türk Milletine Kefen Giydirme Projesi Tutmayacaktır
Türkiye’nin yakın tarihinde derin yaralar açan PKK terör örgütünün sözde “silah bırakma” gösterisi, toplumda birbiriyle çelişen kanaatlere yol açtı: Umudun kırıntıları, derin şüpheler, öfke ve bitmemiş hesap duyguları…
“Terörsüzlük” kisvesi giydirilmiş, “ambalajı barış, içeriği ise yıkım”olan proje aşama aşama yürürlüğe sokuluyor. Bunlardan birisi de silah bırakmaşovu. Bu konuya değineceğiz ama buna geçmeden bir adım öncesine gidelim izninizle…
“Yaparsa AKP yapar” diyorlardı öyle de oldu! Aklen, vicdanen ve hukuken olmaz denilen bir şey daha yapıldı. Terörist başının, mahkûm olarak cezasını çekmekte olduğu cezaevinde video şovu yapmasına ve bunun bütün medyaya servis edilmesine olanak tanındı.
Birbirinden azılı, her biri onlarca kişinin katili altı militanın ortasında terörist başı videoda özetle şunları söyledi: “Varlık inkârına dayalı ve ayrı devlet amaçlı PKK hareketi ve dayandığı ulusal kurtuluş savaş stratejisine son verilmiştir. Varlık tanınmış, dolayısıyla ana amaç gerçekleşmiştir.”
“Gelinen noktanın daha da ileriye götürülmesi beklenmektedir.” diyor ve “yapılan, silahlı mücadele aşamasından demokratik siyaset ve hukuk aşamasına gönüllüce geçiştir. Bu bir kayıp değil, tarihi bir kazanım olarak değerlendirilmelidir” diye ekliyordu. Kısacası başarı kazandıklarını ve bunun daha da ileriye taşınacağını beyan ediyordu.
Silah Yakma Absürt Tiyatrosu
11 Temmuz günü yarısı kadın 30 PKK’lı terörist Irak’ın Süleymaniye kenti kırsalındaki Kandil eteklerinde, mizansen gereği ellerindeki boş silahları, bellerindeki boş palaskaları bir kazana bırakıp ateşe verdiler; böylece ne kadar barışsever olduklarını kanıtladılar(!)
İktidar ve iktidar bileşeni MHP ile onun kraldan çok kralcı lideri Bahçeli, terör örgütüyle organik bağını hiç gizlemeyen DEM başta olmak üzere birçok siyasi parti, birçok medya organı gelişmeleri düğün bayram havasında “terör gitti, barış geldi” şenliğinde kutluyordu. Süreci destekleyen aktörler ise birbirine güzellemeler yapmayı ihmal etmiyordu.
Siyasi Pragmatizm mi, Emperyal Dayatma mı?
Sayın Erdoğan, silah bırakmayı “tarihi fırsat” olarak nitelendirdi ve “demokrasi ve Kürt haklarında ilerleme için hukuki düzenlemelerin birlikte yapılabileceğini” vurguladı. Erdoğan AKP’nin Kızılcahamam’daki 32. istişare toplantısında ise “AKP, MHP ve DEM parti olarak bu yolu beraber yürümeye karar verdik” ifadelerini kullandı.
Oysa Aynı Erdoğan’ın yakın geçmişteki “Ne çözüm süreci ne Oslo ne İmralı; hepsi geride kaldı.” Ya da “terörle mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz” veya “Öcalan’ı muhatap almıyoruz” gibi açıklamaları arşivlerde tazeliğini korumaktadır. Haliyle yaşanan zikzaklar insanların başını döndürmektedir!
Öcalan’a “Kurucu Önder” yakıştırması yapıştıran Sayın Bahçeli ise video kaydındaki konuşmasından dolayı kendisine teşekkür ediyordu…Aynı Bahçeli’nin daha önceleri terörist başının idamı için ip atmaları, PKK ve uzantılarıyla temasgirişimlerini “ihanet projesi, milli devleti çözme planı” olarak değerlendirmeleri hatırlandıkça insan haklı olarak “bu ne yaman çelişki sayın Bahçeli” diye sormadan edemiyor.
Ayrıca son günlerde Bahçeli’ye ait olduğu söylenen “Cumhurbaşkanı’nın iki yardımcısı olsun; biri Kürt diğeri de alevi olsun” ifadesi; toplumu inanç, mezhep, etnik ayrımı ile bölmeye, ulusal yapımızı bozarak bölücülük yapmaya çalışmak anlamına gelmektedir ki asla kabul edilemez! Türkiye’nin Lübnan gibi bir Ortadoğu ülkesine dönüşmesine aklı başında hiçbir kimse rıza göstermez!
Yukarıda satırlara ek olarak yeri gelmişken eklemeliyiz ki Ana muhalefet partisi CHP’nin de “barışın yanında olmamız, gereken tarihsel bir tutarlılık” şeklindeki yaklaşımı onun da diğerlerinden farklı olmadığını göstermektedir.
Toplumsal Travma
İktidarıyla muhalefetiyle siyasilerin terörle masaya oturulmasını, teröristle el sıkışılmasını destekliyor oluşlarını halkımızın ekseriyeti anlamlandıramıyor, kabullenemiyor. Millet, örgütün işlediği insanlık dışı suçların affedilemez olduğuna, cezasız bırakılmaması gerektiğine inanmaktadır. Gelişmelerden tedirgin,vicdanen huzursuz toplum, suçluların ödüllendirilmesini ve suçun meşrulaştırılmasını kabul etmemektedir. Gidilen yol toplumda travmaya yol açmıştır… Halk adalet istemekte, “Hukuk Devleti’ni” beklemektedir.
Yaşasın Barış
Asker, sivil, esnaf, çiftçi, işçi, öğretmen, öğrenci, doktor, hemşire, kadın, erkek, çocuk ayrımı yapmadan, kundaktaki bebelere varıncaya kadar acımasızca katliamlar yapan, on binlerce insanı öldüren, yakan, yıkan, yıllar boyunca bu millete kan kusturan, gözü dönmüş canilerden mürekkep PKK’lılar barışın güvercinlerimi oldular şimdi?Onların ellerinde katlettikleri insanların kanları kurumadığı halde barışçıl türkülersöylemeleriinandırıcı mı? Onlar barışsever, tüm bu yaşananları yanlış bulan bizler ise barış karşıtı olduk öyle mi?
Vah ki vah! Yaşananların abes bir aldatmaca olduğunu düşünenbüyük halk kitleleri, karıncayı bile ezmekten imtina eden bizler sankişiddet yanlısıymış gibi takdim edilmeye çalışılıyor.
Ne derlerse desinler. Böylesi çamur atmalara aldırmadan hakikatleri görmek ve hakikatleri savunmak gerçek vatanperverliktir.
Yapılmak İstenen Ne
Öncelikle şu gerçeğin altını çizmek gerekir: Türkiye yıllar boyunca sadece PKK ile değil onun ardındaki emperyal akılla mücadele etmektedir. Ve o emperyal akıl “Büyük Ortadoğu Projesi” kapsamında Türkiye’yi Ulus Devlet olmaktan çıkarıp parçalanmış eyaletler mozaiği haline dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç için kullanılmakta olan PKK ise sadece bir aparattır. Şimdi PKK kullandıkları silahlı güçlerini siyasal güçlere çevirme aşamasındadırlar. Türkiye’nin direncini kırmak, terörle mücadelesini sulandırmak, bölücü hedeflerini legal siyasetle pekiştirmek aşamasına geçmişlerdir.
Çözüm
Terörsüzlük maskesiyle gelen ihanete geçit verilemez. Türk milleti Kurtuluş Savaşında olduğu gibi Kuvayı Milliye ruhuyla, milletin bölünmezliğine ve vatanın bütünlüğüne sahip çıkmalıdır. Milli kimlikle beraber, devletin üniter yapısını, bağımsızlığını hedef alan bütün kötü niyetler, vatanseverlerin öncülüğündebertaraf edilmelidir. Türk milletinin tarihi direniş gücüyle, milli refleks ve iradesiyle meşru bir mücadele ortaya konmalıdır. Bu işe öncülük yapacak Millet evlatları elbette vardır. Millet evlatları daha da teşkilatlanarak bütün oyunları bozacaktır.
MİLLET evlatları, gün bu gündür!