Türkiye Bağımsız Bir Ülke Anlayışıyla Yönetilmelidir!

Türk devletinin içte ve dışta, madden ve manen siyasal etkisizleştirilmesinin adı, örtülü BOP Projesidir.

Asıl konu; ABD sisteminin, Türkiye’yi jeopolitik, siyasi konumu nedeniyle, en iyi şekilde sömürmeye devan ediyor olmasıdır! Bu şartlarda, ikinci açılım süreci de devam ettirilmek isteniyor. Türkiye ABD’nin emperyal politikasını direnmediği sürece küresel sömürüsüne katkı sunmaya devam eder.

Silahlanma yarışının,nükleer afetin, emperyalist nüfuz kavgalarının,dünya çapında ekonomik ve sosyal kutuplaşmaların yaşandığı durumla karşıkarşıyayız.Türkiye, ABD ilişkileri, Erdoğan-Trump ilişkileri şeklinde görüntülendi. Yönetimdeki liderler, ülke politikalarına göre hareket ederler. Bağımsız, dirayetli ve güçlü olanlar, kendi ülke menfaatini korurlar. Devletler arasında anlaşmalar menfaat ilişkileri esasına dayanır… Genele baktığımızda ABD ne kazandı, biz ne kazandık bunu irdelemeliyiz.

Bu görüşmelerde, Türkiye devlet başkanına göstermelik iltifatlar, aldatmaca yanında, laubali, saygısız sözler ABD bir itibarsızlaştırma politikasıdır. 2004 de Bush-Erdoğan görüşmesiyle başlayan BOP projesi üzerinden 21 yıl geçmesine rağmen, proje bitmedi. Sayın Erdoğan’ın eş başkan olmasıyla başlayan projenin bedeli, ülkemizin ve insanlarımızın maddi ve manevi alandaki kayıpları ve yaşadığı problemlerin kaynağı olmuştur…

Türk devletinin içte ve dışta,madden ve manen siyasal etkisizleştirilmesinin adı, örtülü BOP Projesidir. Türk milleti basiretsiz yöneticiler, icazetli politikalar yüzünden tuzağa düşüyor ve diyet ödüyor. Sonuçta bağımsızlığımıza da gölge düşüyor!..

Erdoğan-Trump arasında yapılan görüşmelerde, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması,S-400 ve F-35 krizleri, Suriye’deki gelişmeler, PYD/YPG’nin durumu ve bölgesel güvenlik meseleleri gibi Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir sayfa açılırken, hayati ve kritik başlıklarda Türkiye lehine somut sonuçların ortaya çıkmadığı görüldü.Türkiye’nin bu görüşmelerde kazanımları ne oldu ne tavizler, sözler verildi. Yapılan anlaşmalarda Türkiye’nin çıkarları yeterince korundu mu?

Kazanım ve Kayıplar!

Sıvılaştırılmış doğalgazı yakınımızdaki ülkeler; İran, Rusya, Azerbaycan’dan çok daha ucuza almamız gerekirken 2-3 katına ABD’den 20 yıllığına alma anlaşması yaptık, neden? Trump, ayrıca Türkiye’nin Rus petrolü alımını durdurması çağrısında da bulundu. Hatırlarsak “Ülkemizde trilyon dolarlık doğalgaz keşfettik” sözü nereye gitti?

ABD’den, 150 Boeing uçağı kesin alma ve 75’i opsiyonlu uçak satışının Türkiye’ye yüklediği 80 milyar dolarlık borca girerek uçak alma yükü neye karşılık veya hangi dayatma sonucu bu külfete katlanıldı? Hani, 2015 yılında yerli Türk yolcu uçağı havalanacaktı…

F-35 savaş uçakları için bir anlaşma olup olmayacağı sorusuna Trump, “Evet (anlaşma) yapabiliriz. Duruma bağlı. (Erdoğan) bizim için bir şey yaparsa” dedi.Türkiye’nin yaklaşık 1,4 milyar dolar ödediği altı adet F-35 savaş uçağına ABD tarafından el konmuştu. Türkiye’nin ürettiği, Kaan uçağının motorlarını ABD vermezse 2028 yılına kadar Kaan uçamayacak.   Bunun yanında,ABD’den gelen bazı ürünlerde gümrük vergileri kaldırıldı.                            

ABD Başkanı, ilişkileri hakkında “Haksız bir şekilde sürgünde olduğum dönemde ki hileli seçim sonucuydu” dedi.Trump, hemen ardından işaret parmağıyla Erdoğan’ı göstererek, “Hileli seçimleri herkesten daha iyi bilir” yorumunu yaptı. Bu sözün söylenmesi, bir ülkenin Cumhurbaşkanınaaçıkça hakaret ve saygısızlık değilmi? Türkiye Demokrasisine, hukukuna gölge düşürecek, bir ülke devlet başkanının seçilmesinin meşruiyetini düşündürecek, meşru saymayacak, saygısız bir söz, çok su kaldırır…

Trump,‘Fener Rum Patrikhanesi’, Ortodoks kilisesine din adamı yetiştiren bu okulun tekrar açılması için uzun süredir çağrı yapıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’ın açılış konuşması için kendisine söz verdiğinde, Heybeliada’daki Ruhban Okulu için ellerinden geleni yapacaklarını, Patrik Bartholomeos ile bu konuyu görüşeceğini söyledi!

Trump Cumhurbaşkanı Erdoğan için “biraz sert ama, ona meşruiyet kazandıracağız” Yine satır aralarında “ben olmazsam, sen yoksun!” diyor, Trump. Bu sözler çok küstahça, saygısız sözler…                                                                                                                       

Düşmanın yüze gülmesi ve sırt sıvazlaması hiçbir zaman hayra alamet olmamıştır.Trump bir taraftan sevgi, saygı sözleri sarf ederken diğer taraftan da TC. Cumhurbaşkanına ayar çekecek sözler sarf ediyor. “Erdoğan dünyada çok saygı duyulan bir insan… Çok iyi bir ilişkimiz var. Rahip Brunson’ı serbest bıraktı ve 35 yıllığına hapse atılmıştı, bunu durdurması gerekiyordu; onu aradım ve kendisini serbest bıraktı. Bunu asla unutmam. 35 yıllık hapis cezasından kurtardı. Kendisini burada konuk etmek gerçekten büyük mutluluk” dedi

Siyonizm,Ortadoğu’daki emperyal hedeflerinin gereklerini yapıyor. Taşeronlara ve PYD/YPG silah ve mühimmat desteği vermeye devam ediyor.Ne diyorduSiyonistler;  “Bundan sonra biz savaşmayacağız Müslümanları, ülkeleri birbirine kırdıracağız…”

Gazze konusunda Erdoğan’la aynı fikirde olup olmadıkları sorulduğunda ise ” Gazze’deki savaşı bitirmek istiyoruz. Kendisinin görüşlerini bilmiyorum ama konuşacağız” dedi. ABD Başkanı, Suriye ve Gazze gibi iki ülkenin fikir ayrılığı yaşadığı konularla ilgili belirleyici mesajlar vermekten kaçındı. Daha çok diplomatik mesajlar verme ve Türkiye’nin Suriye’deki rolünü övmeyi tercih eden Trump, “Suriye’de olan Erdoğan’ın başarısı” dedi. 

Gazze’de, Suriye’de olup bitenler, beynelmilel emperyalizmin stratejik versiyonu olarak, tedbir alınmadığı sürece devam edecek. Hem de BOP ’un Türkiye Baharı, hedefinin gelişmesine kadar.Oyun büyük, uyanalım artık!

Türkiye değişik oyunlarla meşgul edilirken, diğer yandanYunanistan,adalarımızı işgale devam ediyor!Gözümüzün içine baka baka Aydın ilimize bağlı Eşek adasına 19 Ağustos’ta ve 20 Ağustos’ta da Nergizcik adasına asker çıkarıp gösteri yaparak, adalardaki asker sayısını 7 bine çıkarırken,AKP hükümetinden hiçbir tepki ve kınama olmaması düşündürücüdür.

Trump’ın İkinci Dönemi BOP Ve Haçlı Seferi

İktidarını Siyonistlere dayayan Trump’ın, ikinci başkanlık dönemiyle birlikte tamamen güç ve şahıs merkezli bir haçlı seferi oyun planına dönüyor. O’nun yönetiminde,ABD derinlerinden de destek alarak,ABD’nin güç kullanımı artarken, demokrasinin küresel sistemdeki payı azalıyor!Trumpla birlikte esen otokratik rüzgarlar, elbette demokratik dünyayı etkiliyor,sarsıyor, her yönüyle şoke ediyor…

Ne yazık ki, Türkiye elçisi, Suriye danışmanı TomBarrack’ın, Trump-Erdoğan görüşmesinden önce “Trump her şeyi alacak ama karşılığında meşruiyet verecek” sözüne ve ABD Dışişleri Bakanı MarcoRubio’nun, “Trump ile beş dakika görüşmek için yalvarıyorlar, sonra da…” sözüne de Türkiye tarafından bir tepki gösterilmemiş…

Trump’ın efelenmesi, küçük sayılabilecek, güçsüz veya ekonomisi zayıf ülkelere söküyor. Çin,Hindistan, Rusya ve hatta AB karşısında bu etki yeterli olmuyor… Amerikan kudretinin limitsiz olmadığı anlaşıldı. Trump’ın estirdiği rüzgarların etkilediği veya demokrasileri bağlayan kural ve onları tutan sınır da en nihayet milletlerin iradesidir. Dünya; toplumların, seçmenlerin, insanların kendi kaderleri hakkında verecekleri kararları hiçe sayacak kadar kendini kaybetmedi sanırım.

Her haklı davayı; milli çaba ve milli irade başarıya ulaştırır. Yabancı aklıyla hareket edenler toslar, uçuruma yuvarlanırlar.Türkiye cumhuriyeti, tarihi misyonuyla sosyal, siyasi,beşerî, askeri potansiyelini, milli duruşunu sergilerse birçok problemin üstesinden gelebilir. Emperyalizmle mücadele şarttır. Milleti ancak, yine milletin azim ve kararı düzlüğe çıkarabilir!

Atılan her güzel adımları,milli projeleri takdir ve tebrik ederiz ama, yalan üzerine kurulmuş siyasetin tahribatı kabul edilemez.Çünkü, şevk ve umutlar yıkılıyor, güven sarsılıyor, ülke krize sürükleniyor.Ülkemize, siyasi ve din istismarına dayanan tüccarlar zarar veriyor.Kandırmayla tüccar olunur mu?..Milletimiz, algı yönetimi, dezenformasyon, yanıltma, aldatma, kandırma, rol yapma ile bir yere varamaz. İnsanımız, bazı liderlerin, şeyhlerin, önder sayılanların dini, milli, yerli, tarihi, sosyal, kültürel değerleri, siyaseten kullanarak ve istismarla oyalandığını anlamalı, görmeli…

Asıl konu; ABD sisteminin, Türkiye’yi jeopolitik, siyasi konumu nedeniyle, en iyi şekilde sömürmeye devan ediyor olmasıdır!Bu şartlarda, ikinci açılım süreci de devam ettirilmek isteniyor. Türkiye ABD’nin emperyal politikasını direnmediği sürece küresel sömürüsüne katkı sunmaya devam eder.

“Milli olmayan; devleti, milleti koruma esasına dayanmayan her hareket, siyaset, sömürü ve esaret demektir!..” (A. Edibali).Türk milleti ve devletini, değerleri, kültürüyle çağın gereklerini sentezlemiş bir yapı haline yükseltmek hedefimiz olmalıdır.Türkiye, Türk milletinin iradesiyle yönetilmelidir. Türkiye’nin ve Türk milletinin gelişmesini sınırlayan engellerin bertaraf edilmesi için, iç barışın ve birlikteliğin sağlanması gerekir.

Türk milletinin haklı menfaatlerini,beşerin uyuyan vicdanına ve idrakine kabul ettirici bir dış politika uygulamamız şarttır.Türkiye, bölge barışı için umut kapısıdır, mazlumun hamisidir. Güçlü, muhteşem Türkiye hedefine doğru, milli refleksiyle yürümelidir!..

Milletimizi ve devletimizi, milli devlet politikasıylatam bağımsız, eğememen millet haline getirmeliyiz.Ülkemizi, boş vaatlerle meşgul etmekten uzak, manda ve himaye anlayışıyla değil, icazetli politika ve politikacılardan ari yerli, milli siyaset anlayışıyla yönetmeliyiz.

 

Related posts

BAŞYAZI: Yargı sopasıyla toplumsal muhalefet yok ediliyor #34

Avrupa Birliği Ordu Kurabilecek Mi?

Siyasette Arınma: Kirlenen Siyaset Mi, İnsan Mı?