Ülkemizin bir Kürt Sorunu yoktur. Bir tek sorun vardır. O da Türk Devlet ve milletini bölme, parçalama ve yok etme gayret ve çabasıdır
Çıkartılan İkiz Yasalar İsrail, ABD, AB ve İngiltere’nin Türkiye üzerinde değişmeyen emellerinin sadece bir başka yüzüdür. Değişen sadece vasıtalar, dayanaklar ve mandacıların adıdır.” “özerklik”, “ana dilde eğitim”, “ana dilde savunma hakkı “ gibi iddiaların dayandığı temel İkiz Yaslardır.
“İlmi olmayanın feraseti; Feraseti olmayanın siyaseti; Siyaseti olmayanın riyaseti (yönetimi) olmaz!”Ahmet Cevdet Paşa
PKK’nın, 12 Mayıs 2025 tarihinde sözde silah bırakması ve kendini feshetmesi ile başlayan gelişmeler, “Terörsüz Türkiye ve barış süreci” söylemleri ile devam ederken, nihayet kadın erkek 30 PKK’lı, 11 Temmuz 2025 günü Süleymaniye’de silahları bıraktı ve silahları da yaktılar. Manzara ilkokul çocuklarının müsameresi gibi!…
ABD’nin verdiği 310 bin tır dolusu silahlar ne olacak, onlar nerede ve nasıl yakılacak? ABD, Suriye’deki 85-100 bin kişilik eğittiği, donattığı silahlı gücü kimin için ve ne için kullanacak?
“Terörsüz Türkiye” ve “Barış” değerli ve kutsal bir istektir. Buna kimse itiraz edemez. Bütün Türk vatandaşlarının isteği ülkemizde huzur, güven, mutlu ve umut dolu olarak yaşamaktır.
Ülkemiz başta ASALA ve onun devamı PKK’nın acımasız terör faaliyetleri nedeniyle çok acılar çekti, pek çok evladını şehit verdi. PKK 50 binden fazla Türk-Kürt millet evladını bebek, çocuk, yaşlı, asker, polis demeden katletti. Bütün vatandaşların isteği analar ağlamasın, akan kan dursun. Ancak; Türk milleti 7-8 defa sözünde durmayanlara nasıl inanacak, nasıl güvenecek?
KCK’nın kanlı kolu olan, zaten bitirilmiş olan PKK göstermelik olarak silah bıraktı, silahları yaktı. Öyle diyelim… Peki KCK’nın diğer kolları, ne yapacak? Yoksa KCK ve kolları siyasi stratejik bir safhaya mı geçti? Bakalım….
Silahların bırakıldığı ve yakıldığı gün PKK, “Barış ve Demokratik Toplum Grubu” ismiyle yasal zeminde mücadeleye devam edeceklerini belirtti; devlete, sürece ilişkin yasal düzenlemeler konusunda çağrıda bulundu.
Sözde, Kürdistan Topluluklar Birliği, 17 Mayıs 2005 tarihinde ABD’nin desteği ile“KCK Sözleşmesi” sonucu kurulmuştur. KCK, yasama, yargı ve yürütme organı olarak kabul edilmektedir.
KCK kurulan tüm partilerin üstünde bir yetkiye sahip bulunmaktadır. KCK, bir devlet gibi teşkilatlanmış, devlette bulunan kurumlar “komite” olarak adlandırılmıştır.
Erdoğan’ın eski danışmanı İlnur Çevik, “ tasfiye için ABD devreye girdi” diyor. Planın esas adresinin ABD olduğunu ima ediyor. Aksi olsa şimdiye kadar süreç çoktan sabote edilirdi. ABD/ İsrail ikilisi mutlaka provakatif eylemlerle sürece çomak sokarlardı.(İsmail Türk, Yeniçağ, 18 Mayıs 2025)
Bakın ABD beslemelerine nasıl sahip çıkıyor. ABD’nin Ankara Büyükelçisi TomBarrack“Eğer Amerika’ya gelip bizimle yaşamak isterlerse, bunu yapabilirler” diyor.
İKİZ YASALAR VE YUGOSLAVYA MODELİ!….
Bu günlerin temeli 22 yıl önce 2003 yılında atıldı. Devletimizi parçalama, milletimizi bölmek için çıkarılan “İkiz Yaslar” ne yazık ki, 22 yıl sonra meyvesini vermeye başlamıştır. Nasıl mı? Bakalım!…
Türkiye Cumhuriyetini “Bölme yasaları olan İkiz Yasalar” AKP ve CHP Milletvekillerinin oyları ile 4 Haziran 2003 günü 4867-4868 sayılı kanunlarla yasalaşmış ve iç hukukun üzerinde yürürlüğe girmişti.
Alman eski Dışişleri Bakanı Hans DietrichGenscher 1992 yılında; “Türkiye için bir ‘Yugoslavya Modeli öngörülmektedir” diyor. Peki, Türkiye ve Türk milletine reva görülen bu Yugoslavya Modeli nedir?
Yasa kabul edilirken AKP ve CHP adına birer kişi konuşmuş, 20 dakika içinde, Türk Milleti’nin temeline bomba bırakılmıştır. Devletimiz ve Türk milleti ‘etnik’, ‘dini’ ve ‘dil’ bakımından kültürel ve siyasal hakların tanınması sorumluluğu altına girerken, “Milli irade, Türk kimliği, milli egemenlik hakları, milli çıkarlar ve milli bütünlük yerini” ” halkların çıkarlarına terk etmiş oluyor. Bu da kavga, terör, etnik ve mezhep ayrılıklarını körüklüyor. Son yıllarda ve günümüzde artan bu tür eylem ve söylemler, bunun açık örnekleridir.
Çekoslovakya Birleşmiş Milletlerin İkiz Sözleşmelerini 1983’te kabul etmiş, 7 yıl sonra Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ikiye bölünmekten kurtulamamıştır. Mareşal Tito sonrası Yugoslavya Hükümeti 1984 yılında ikiz sözleşmeleri kabul etmiş, 6 yıl sonra “ kendi kaderini tayin etmek” isteyenler ayrılık hareketleri başlatmış ve Yugoslavya parçalanıp yok edilmiştir. Bugün, Yugoslavya diye bir devlet yok!..
Ülkemizin bir Kürt Sorunu yoktur. Bir tek sorun vardır. O da Türk Devlet ve milletini bölme, parçalama ve yok etme gayret ve çabasıdır. Binlerce Kürt’ü öldüren, PKK’yı kuran ve kurduranların, peşinden koştukları liderlerinin, onları koruyan ve destekleyenlerin,ne Türklerle ne de Kürtlerle bağı ve bağlantısı yoktur. PKK ve yasal temsilcileri dün olduğu gibi, bugünde Sevr hevesli ülkelerin piyonlarından ibarettir.
Türkiye’nin bölünmesi, etnik söylem ve eylemlerle Türk Milleti’nin parçalanması AKP ve CHP tarafından yasal hale getirilmiştir. Devlet Bahçeli’nin başbakan yardımcısı olduğu Bakanlar Kurulu, Türkiye’de halklara ayrı devlet kurma hakkı dahil; bilinen azınlık haklarını tanıyan bu sözleşmeyi hükümet adına imzalaması için Birleşmiş Milletler Daimi Delegesi Volkan Vural’a talimat vermiştir.
Birleşmiş Milletlerin ortaya koyduğu, bu iki sözleşme DSP-MHP-ANAP iktidarı döneminde imzalanmış, ancak TBMM’ sinden geçmediği için yasalaşmamış, bu nedenle bağlayıcılık kazanmamıştı. Üç yıl hasıraltında bırakılmıştı.
İkiz sözleşmeler. Birleşmiş Milletler tarafından 16 Aralık 1966’da kabul edilerek imzaya açılmıştır. Türkiye bu sözleşmeleri 37 yıl kabul etmemiştir. Sözleşmeler, ABD’nin Irak’ı işgal ettiği günlerde Meclise sevk edilmiş, bir oldubittiye getirilerek yasalaşmıştır. Bu yasa iki sözleşmeden oluşmuştur:
“ a-) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi”
“ b-) Medeni ( bireysel )ve Siyasi Haklara Dair Sözleşme.” Bu iki sözleşmenin ortak maddesi aşağıdaki gibidir.
MADDE:1-) “Bütün halklar kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahiptirler. Bu hak gereğince halklar, kendi siyasi kaderlerini özgürce kararlaştırırlar ve ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler”
Medeni ve Siyasi Haklara Dair Sözleşmesi’nin 27. Maddesine dikkat edelim, okuyalım, düşünelim…Büyük Türk Milleti ve bu milletin inançlarına,tarihine, kültürüne, bölünmez bütünlüğüne bağlı aydın, ilim adamı, işçi, memur, esnaf, iş adamı, öğretmen oku ve düşün!…Bir ülke nasıl bölünür, parçalanır, vatan hainlerine ve özellikle Türk Milletinin asırlık düşmanlarına nasıl fırsat verilir, gör!…
MADDE : 27-) “Etnik, dinsel ya da dil azınlıklarının bulunduğu devletlerde, bu azınlıklara mensup olan kişiler, kendi gruplarının diğer üyeleri ile birlikte, kendi kültürlerinden yararlanma, kendi dinlerine inanma ve dine göre ibadet etme, ya da kendi dillerini kullanma haklarından yoksun bırakılmayacaktır.”
Türkiye bu sözleşmeleri kabul etmekle 27.maddede belirtildiği gibi “etnik”, “dini” ve“dil” bakımından kültürel ve siyasal hakların tanınması sorumluluğu altına girmiş oluyor. Milli irade, milli egemenlik hakları, milli çıkaralar ve milli bütünlük yerini “halkların” çıkarlarına terk etmiş oluyor.
MHP’li Yalçın, 14 Nisan 2017 katıldığı canlı yayında “Kürt seçmene ne vaat ediyorsunuz” sorusuna “Birliği, bütünlüğü, kendi bölgelerinde, kendi haklarının, kendilerince serbestçe kullanılmasını vaat ediyoruz” cevabını vermiştir.
Son 22 yıldır artan bu tür söylemler, Türk Milleti’nin egemenlik haklarına, birliğine, dirliğine, iriliğine saldırıdan başka bir anlam taşımıyor…
İKİZ YASALARIN DAYANDIĞI TEMELLER
İkiz Yasaların temeli, Wilson Prensipleridir. Bu prensiplere göre “her ulusun kendi kaderini tayin hakkı” söylemi vardır. ABD Başkanı Wilson 8 Ocak 1918 tarihinde ilkeleri açıklamış, o günden bu yana, dünyadaki pek çok devletin boynuna dayanmış bir giyotin gibi asılı durmaktadır.
Wilson, 18 Ocak 1919’da Paris Konferansına Türkiye’yi bölen “Büyük Ermenistan” haritası ile İngiliz Lloyd George’da Ermenistan ve Mezopotamya toprakları arasında kalan sözde “Kürdistan’ın” hamisi olmuşlardır.
Çıkartılan İkiz Yasalar İsrail, ABD, AB ve İngiltere’nin Türkiye üzerinde değişmeyen emellerinin sadece bir başka yüzüdür. Değişen sadece vasıtalar, dayanaklar ve mandacıların adıdır.”“özerklik”, “ana dilde eğitim”, “ana dilde savunma hakkı “ gibi iddiaların dayandığı temel İkiz Yaslardır.
ETNİK MOZAİK KAVRAMI VE FRANSA ÖRNEĞİ
“Uluslararası bir örnek olarak Fransa’ya bakmak yeterlidir. 1978 istatistiklerine göre Fransa’da 17 etnik grup mevcuttur. Üstelik bu sayı Andrews’ün yaklaşımı ile 80’i aşmaktadır.
Söz konusu 17 grubun genel nüfus içindeki oranı % 19’dur ve bu guruplardan 16’sının nüfusu 100.000 in üzerindedir. (Türkiye’de etnik gurupların nüfus oranı % 11.87 ve nüfustan 100.000’in üzerindeki gurup sayısı sadece 5 tir.) Böyle bir tabloya rağmen Fransa’da ne mozaik sözü edilir ne de Fransa için “mozaik “ nitelemesi yapılır. Fransa haklı olarak mozaik nitelemesini reddettiği gibi, milli azınlık kavramını da benimsememektedir.
Fransa 1992 yılında anayasasının 2’inci maddesini “Fransızca Cumhuriyetin anadilidir” şeklinde değiştirmiştir. Avrupa Konseyi çerçevesinde oluşturulan ve 11 üye ülkenin imzaladığı “Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı”na taraf olmamıştır.
Bu yapıda bir Fransa etnik bir mozaik olarak tanımlanmaz, bu zihniyetle bir Fransa eleştirilmezken, Türkiye’yi mozaik olarak nitelemek sadece bilimi inkâr değil, insafsızlıktır.” (Pror. Dr. Mehmet Şahingöz, 19.08.2005,Türkiye’de Etnik Dağılımlar)
Ülkeyi şu anda bulunduğu duruma getiren, PKK ve siyasi temsilcilerine aradıkları fırsatı veren “ İkiz Yasaların” çıkarılması için zemini hazırlayanlar kimler? DSP-MHP-ANAP….Kimler çıkardı? AKP ve CHP… Bu yasaları çıkaranların bırakın tüylerinin ürpermesini, kılları bile kıpırdamadı herhalde!…
Mecelle yazarı Ahmet Cevdet Paşa diyor ki: “İlmi olmayanın feraseti; Feraseti olmayanın siyaseti; Siyaseti olmayanın riyaseti (yönetimi) olmaz!”
Rahmetli Bilge Lider Aykut Edibali diyor ki “Egemenlik bölünmez, paylaşılmaz ve münakaşa edilemez.”Aklı başında olan herkes,bunu böyle bilmelidir….