Wilson Prensiplerinden BOP’a ABD Kaynaklı Bölücülük

Ortadoğu’ya demokrasi getireceğini söyleyen ABD müdahalelerinin, ülkelerin (Irak, Suriye ve Libya’da olduğu gibi) bölünmesine yol açtığı gerçek bir vakıadır. ABD’nin Türkiye üzerinde de işlettiği bir planın olduğu görülmektedir.

 Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), Soğuk Savaş sonrasında ABD’nin hazırladığı Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi’nin bir alt başlığıdır.

  Elimizde BOP Sürecine ilişkin resmi bir belge olmamasına karşın BOP’un söyleminde demokrasi, ekonomik kalkınma, reform ve güvenlik gibi kavramlar ön plana çıkarıldığı görülüyor. Öte yandan Irak’ın işgali ve parçalanması, Suriye’nin bölünmesi, Filistin ve Gazze’de sürdürülen yıkım ve katliamlar BOP’un farklı bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Hedef bölge ülkelerinin önemli bir kısmı açısından asıl soru şudur: Bu politikalar gerçekten bölge halklarının refahı için mi uygulanmıştır, yoksa büyük güçlerin jeopolitik çıkarlarına mı hizmet etmiştir?

BOP’un Amacı Nedir?

    Teoride, hedef bölgelerin demokratikleşmesi, ekonomik iyileşme, enerji kaynaklarının güvenliği, eğitim sorunlarının giderilmesi.   Ancak ABD’nin resmi olarak ilan ettiği gerçekleşebilir, yararlı hedeflerin dışında işleyen gizli ajandanın olduğudur. Bu enerji kaynakları ve İsrail’in güvenliğidir.

Tarihi Arka Plan

   Tarihi çerçeveden bakıldığında, ABD’nin 1918 Wilson prensiplerinin ilanından beri Ortadoğu, Rusya ve Avrupa’yı şekillendirmek istediği görülür. Wilson Prensiplerinin 12.Maddesi Osmanlı ile ilgilidir ve şöyledir:

  “Bugünkü Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Türk kesimlerine güvenli bir egemenlik tanınmalı, Türk yönetimindeki öbür uluslara da her türlü kuşkudan uzak yaşam güvenliğiyle özerk gelişmeleri için tam bir özgürlük sağlanmalıdır. Ayrıca Çanakkale Boğazı uluslararası güvencelerle gemilerin özgürce geçişine ve uluslararası ticarete sürekli açık tutulmalıdır.”

   BOP fikrinin ortaya çıkmasında ve uygulama esaslarının belirlenmesinde ABD’ye esin kaynağı olan tarihi bir deneyimlerden birisi, Avrupa’yı Kalkındırma Planı, Marshall Yardımı…    Yardımlardan On altı Avrupa ülkesi yararlandı; Türkiye de bu yardımlardan yararlandı. Yardımdan en büyük payı İngiltere aldı. Marshall Planı yalnızca bir yardım programı değildi; aynı zamanda ABD’nin Soğuk Savaş dönemindeki güvenlik ve dış politika stratejisinin önemli bir parçasıydı. Ekonomik yardım ile jeopolitik çıkarlar bu programda birlikte yer almıştır.

   Rusya’nın yayılmasını engellemek üzere kurulan “Yeşil Kuşak” teorisi 80’li yılların başında Başkan Carter döneminde uygulamaya konulmuştur. O yıllarda Türkiye’de kurucuları arasında Fethullah Gülen’in de bulunduğu “Komünizmle Mücadele Derneği” yeşil kuşak teorisinin bir parçası olmuştur. Gülen’in yürüttüğü “Abant Platformu” ve “Dinler Diyalog”, “Ilımlı İslam” çalışmaları bu kapsamda gerçekleşen faaliyetlerdir.

11 Eylül Saldırıları ve BOP

    BOP’un ortaya çıkış noktası, 11 Eylül 2001’deki uçaklı intihar saldırılarıyla ABD’yi çok ciddi şekilde sarsan ve bütün dünyaya korku veren “küresel terörizm”dir. ABD küresel terörizmin temel nedeni ve kaynağını cihatçı İslami değer yargıları olarak sunmuş, hedef göstermiştir.

  Condolezza Rice, 07.08.2003 tarihli Washington Postta yayınladığı bir makalesinde ,“2.Dünya Savaşı sonrası Avrupa’nın gelişimine ve kalkınmasına ABD Katkılarını sıraladıktan sonra, 22 Ortadoğu ülkesinin toplam gelirinin bir İspanya etmediğini söyleyerek, bu ekonomik eşitsizliğin bölge güvenliğini tehdit ettiği, terörün buradan kaynaklandığına dikkat çekerken, ABD Müttefiklerinin kendilerini uzun soluklu bir değişime hazırlamaları gereğini”  ifade etmiştir.

   Rice’nin kullandığı ifadeler, Ortadoğu’da 22 ülkenin “dizayn” edileceği yorumlarına neden olmuştur.

 Ancak 11 Eylül saldırısında hala aydınlatılmamış yönler ve sorular vardır. 11 Eylül saldırıları bir terör saldırısı mıdır, yoksa ABD’nin Ortadoğu’ya saldırmasının planlanmış meşruiyet anahtarı mıdır?

 “Unutulmamalıdır ki bu tür terör örgütlerinin böylesine yaygınlaşmasında ve bu denli ürkütücü eylem gücüne ulaşmasında, ABD’nin 1970’li yıllarda Başkan Carter döneminde yürürlüğe koyduğu “Yeşil Kuşak Projesi”nin katkısı büyük olmuştur.” El Kaide elemanlarını  eğitip, silahlandıran ABD değil midir?

    “2004 yılında Sea Island’da düzenlenen Zirveye G-8 liderlerinin yanı sıra, Afganistan, Cezayir, Bahreyn, Irak, Ürdün, Yemen ve Türkiye’nin devlet ve hükümet başkanları da katılmış, zirvede ele alınan temel konu ABD tarafından gündeme getirilen Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika girişimi olmuştur. Zirve sonunda yayınlanan Başkanlık Özeti belgesinde G-8 liderlerinin bu bölgeden gelen reform ihtiyacına ilişkin açıklamaları memnuniyetle karşıladığı belirtilmiş…” (T.C Dışişleri Bakanlığı)

   2004 Sea Island zirvesi ardından yayınlanan bildiriden; BOP’un  genel olarak benimsendiği, uygulama esaslarını belirlemek üzere “Demokratik Yardım Diyalogu” adlı bir yapı oluşturulduğu ve Türkiye ile birlikte Yemen’e (Ortadoğu’yu temsilen) ve İtalya’ya (G-8’i temsilen) “eş başkanlık” verildiği anlaşılmaktadır. Dönemin yöneticileri bunu kabul ettiklerini ifade etmişlerdi.

   CIA’ya stratejik arge hizmeti veren “RAND Cooperation” adlı bir düşünce (think-tank) kuruluşu tarafından, “Sivil Demokratik İslam: Ortaklar, Kaynaklar ve Stratejiler” başlıklı  G.Fuller ve P.Henze tarafından 88 sayfalık kapsamlı bir rapor hazırlanarak Bush yönetimine sunulmuştur. Raporda “İslam ve Müslümanlar, Batı demokrasisi değerlerine ve küresel düzene uyumlu hale getirilemezse, medeniyetler çatışması olasılığının yüksek olduğu” tezinden yola çıkılan bu raporda, İslam coğrafyasının nasıl denetim altına alınacağına dair bir strateji önerilmiştir.

Demokrasi ve Yardım Diyaloğu & TESEV

   Demokrasi Yardım Diyalogu çerçevesinde her ülkeden belirlenen bir sivil toplum örgütü “Demokrasi Yardım Diyalogu‟nun hedefleri doğrultusunda stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanması ile Türkiye’den TESEV görevlendirilmiştir. TESEV “Ortak Gelecek için Ortaklık” çerçevesinde Demokrasi Yardım Diyalogu başlığı altında belirtilen hususlar doğrultusunda projeler geliştirecek ve uygulayacaklardı.

   TESEV şimdiye kadar Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesinde kadının kamusal hayata katılımının güçlendirilmesi, cinsiyet eşitliği ve siyasi katılım; demokratik dönüşüm ve sivil toplum örgütleri vb. konularda uluslararası konferanslar tertip etmiştir.

   TESEV Türkiye’deki etnik yapı üzerine de raporlar hazırlamış, kamuoyu ile paylaşmıştır. TESEV Yerli kaynaklardan finansmanın kaynağı yanında, SOROS vakfı ve bazı yabancı kurum ve vakıflardan da para desteği almıştır.

Türkiye’nin Parçalanması Meselesi

   Gerek C.Rice’ın yaptığı 22 Ortadoğu ülkesi ile ilgili yaptığı açıklama, gerekse ABD’nin Ankara büyük elçisi Tom BARRACK,ın “Türkiye’de başlayan süreç, Kürtlerin yaşadığı 4 büyük ülke arasındaki yanlış anlamaların tüm parçalarını kapsıyor. Herkesi bir araya getirme ve Kürtlerin kendi yaşamlarını kendilerinin belirlemesine imkan tanıma fırsatı.” şeklinde açıklaması ABD’nin bölgede sınırların değişmesi ile ilgili bir planın işlediğinin ayak izleri olarak görülmüştür.

   T.Barrack ,”Arap Baharı olarak adlandırılan ayaklanmalar sonrası Batı tarzı demokrasiyi benimseyen ülkelerin büyük oranda “kaos, iç savaş ve yeni otoriterlik türlerine” yenik düştüğünü söylemiştir. Buna karşın monarşiyle yönetilen Körfez ülkeleri gibi “sonuç odaklı” hükümetlerin ise geliştiğini savunmuştur. ABD’li diplomat, “güçlü liderler” önderliğinde gelişen ülkeler arasında Türkiye ve İsrail’i de örnek vermiştir. (1.6.2026/BBC)

   Sonuçta, ABD’nin “Wilson prensipleri” ‘den, Büyük Ortadoğu Projesine kadar devem eden süreçte Ortadoğu planı olagelmiştir. Açıklanan demokratikleşme, eğitim, ekonomik ilerleme, insan hakları gibi hedeflerle ortaya konan plan, sahada, gerçeklerle örtüşmemektedir. Ortadoğu’ya demokrasi getireceğini söyleyen ABD müdahalelerinin, ülkelerin (Irak, Suriye ve Libya’da olduğu gibi) bölünmesine yol açtığı gerçek bir vakıadır. ABD’nin Türkiye üzerinde de işlettiği bir planın olduğu görülmektedir.

   Öyle görünüyor ki, demokrasi, insan hakları, eğitim ABD’nin pek de umurunda görülmüyor. BOP’de asıl olan Ortadoğu’da enerji kaynaklarının kimin yararına hizmet edeceği ve İsrail’in güvenliğidir.

 

 

Related posts

BAŞYAZI: Kanserli Hücre Yasasını Kabul Edenler Derhal İstifa Etmelidir! #36

Vekil Güçler Girdabında Türkiye

Çerçevenin İçindeki Af Yasası