Amerika Dünya Hakimiyetini Kaybetmek İstemiyor?

85 milyon Türk milleti, 450 milyon Türk yurdu, 2 milyardan fazla Müslüman diyarının bir ve beraber olmaktan başka çaresi yoktur.

Eyüp KARTAL

Demir İpek Yolu

Demir İpek Yolu Çin’den Pekin’den başlayıp Büyük Britanya/Londra’da son bulacak. Geçtiği güzergâhlardaki ülkelerin yanı sıra çevre ülkelerle bağlantı yolları da var ve bu suretle 60-70 ülkeyi kapsıyor. Çin, geçiş güzergâhındaki ülkelerin alt yapı yatırımları için 8 trilyon Dolar ayırdı bu yatırımı zaten yapıyor, yapacak. Güzergâh üzerindeki ülkelere borç vererek yapıyor. Bu yolla Pekin’den yüklenen bir mal hızlı tren ile 12 günde Londra’ya inecek. Bu yolun en kritik geçiş güzergâhlarından biri de Türkiye üzerinden olanı. Özellikle Körfez geçiş köprüsü olan Osman Gazi Köprüsü ile İstanbul Boğazı’ndaki 3. köprü olan Yavuz Sultan Selim Köprüsü kritik öneme sahip akışı/geçişi hızlandıran geçitler. Bu anlamda da Türkiye’nin önemi çok artıyor.

Deniz Hâkimiyeti Teorisi
Şimdi bu proje nedeniyle ileriki yıllarda sıkıntıya girecek ülkelerden biri de Amerika. Neden? Çünkü Amerika, 20. yüzyılın başında Dünya Hâkimiyetini tesis etmek için Prof. Dr. Alfred ThayerMahan’in(Tarihçi) geliştirdiği, Deniz Hâkimiyeti Teorisi (SeaPower) ile ABD Başkanı Theodore Roosevelt’i etkileyerek kabul ettirmiş ve Amerika’yı etkili bir deniz gücü haline getirmiştir.

Alfred ThayerMahan, İngiliz devletinin yükselişi döneminde denizcilik tarihini incelemiş denizlerin, özellikle de stratejik öneme sahip dar suyollarının kontrolünün büyük güç statüsü için hayati olduğu sonucuna varmıştır. Mahan’ a göre;
-Denizler karalara göre çok daha iyi hareket kabiliyeti ve ulaşım kolaylığı sağlamaktadır.
-Denizcilik gücü dünya rezervlerinin daha büyük bir bölümü ile irtibatlıdır.
-Denizcilik gücü, askeri kuvvetler kadar ekonomik ve politik etkinlikleri de daha kolay ve ekonomik bir biçimde dağıtabilir, yayabilir.
-Denizcilik gücü, Süveyş Kanalı, Cebelitarık, Seylan, Singapur, Babülmendep Boğazı, Türk Boğazları, Seylan Kanalı, Tayvan Kanalı, Kore Kanalı, Hürmüz Boğazı, Florida Boğazı ve Yukaton Boğazı gibi kritik noktaları kontrol altında tutarak dünya ticaretine hâkim olabilir.
-Kara sınırları, emniyette olmayan hiçbir devlet, nispeten güçlü bir ada devleti ile deniz üstünlüğü için başarılı bir şekilde mücadele edemez.

Amerika, dünya ticaretine hâkim olan dünyaya hâkim olur, düsturundan hareketle deniz ticaret yollarına hâkim olmak için Deniz Hâkimiyet Teorisini oluşturan stratejiye bağlı olarak suyollarını kontrol amacıyla deniz harp filoları oluşturmuş, Kenar Kuşak Teorisi ve DenizHâkimiyet Teorisi çerçevesinde yüzlerce deniz ve hava üssü tesis etmiştir.
Böylelikle Deniz Ticaret Yollarına hâkim olarak ham madde ve mamul maddelerin üretim ve tüketim merkezleri arasındaki sevkiyatlarını kontrol eder hale gelmiştir.

Amerika’nın Finansal Hâkimiyet Çabası
Amerika, dünya ticaretine hâkim olmak için finansal hâkimiyet tesis etmenin de gerekli olduğunu bildiğinden, İkinci Dünya Harbinin hemen ertesinde, 1944 yılında Amerika’nın New Hampshire eyaletinde yer alan Bretton Woods kasabasında 44 ülkeden delegeler, yeni bir uluslararası para sistemi oluşturmak için, yeni bir parasal düzen getirmek amacıyla bir anlaşma imzalanmıştır. 1-22 Temmuz tarihleri arasında yapılan konferansın en önemli sonuçlarından olarak “Dünya Bankası” ve “IMF” kurulmuştur. 1958 yılından itibaren anlaşma işlevsel bir hal almıştır. Bretton Woods anlaşması ile dolar, altına dönüşebilen tek para birimi olarak kabul edilmiştir. Anlaşmaya göre; 1 ons altın 35 dolar olacak şekilde düzenlenmiş Dolar, altının yerini almış ve diğer para birimlerine göre değeri artmaya başlamıştır.

Petro-Dolar Döngüsü
1970’li yıllardan itibaren büyük çapta dış ticaret açığı vermeye başlayan Amerikan doları değer kaybetmeye başlayınca elinde dolar bulunan ülkeler dolar karşılığında ABD’den altın talep etmeye başladılar. Bir müddet sonra altın talebini karşılayamayan Amerika, doların değerini serbest bıraktı ve altın karşılığını kaldırdı. Mısır-Suriye ile İsrail arasında Ekim 1973 tarihinde başlayan savaş sonrası Mısır, Suudi Arabistan’ı, İsrail’in en büyük destekçisi ABD’ye karşı petrol ambargosu uygulaması konusunda ikna etti. İran, Suudi Arabistan ve diğer birkaç petrol üreticisi Arap ülkesi petrol fiyatlarını %70 oranında arttırdıklarını duyurdu. Bir yıldan kısa bir süre içerisinde, tüm Arap petrol üreticilerinin ambargoya katılımıyla, petrolün varil fiyatı beş kattan fazla arttı. Ambargo, ABD’de büyük bir yıkıma yol açtı. Daha sonra Henry Kissinger’in planı devreye girdi. Suudi Arabistan’ın, böyle bir ambargoyu tekrarlamaması karşılığında ABD, Suudi hanedanının bekasını diplomatik ve askeri anlamda garanti edecekti. Suudi Arabistan ise petrolünü dolar karşılığı satacaktı ve elindeki ihtiyaç fazlası Petro-Dolar ile ABD Hazinesi’nden değerli kâğıtlar alacak; Amerika da bu sermayenin kârıyla, mal ve hizmetlerini Suudilere müthiş bir katma değerle geri satacaktı. Suudiler bu teklifi kabul etti. Modern Suudi Arabistan, kendi parasıyla Amerikan şirketlerince yeniden inşa edildi. Böylece Petro-Dolar Döngüsü’nün ilk çevrimi başlamış oldu.

Bu durum, Suudi Arabistan’ın İsrail’e neden tavır almadığını, Irak’ın işgaline nasıl yardımcı olduğunu, Suriye savaşında neden ve nasıl Suudi Arabistan, BAE, Mısır İsrail birlikteliğinin kurulduğunu, Suriye’nin kuzeyinde neden PKK/PYD/YPG’ye destek verildiğini, Kaşıkçı cinayetinin neden örtbas edildiğini anlamaya yardımcı olacaktır. Petro-Dolar döngüsü ile:
-Petrole bağımlı tüm ülkeler, petrol alışverişi yapabilmek için dolarla borçlanır veya dolar rezervi bulundurur.
-Çin, petrol bağımlılığı nedeniyle bütün ihracatını Amerikan doları ile yapmakta, bütün rezervini bu para birimi ile korumaktadır.
-Bunu sağlamak ve istismar etmenin yolu; ABD’nin, hiçbir karşılığı olmayan Amerikan Doları basma ve yaymasıdır. Dolar kuruyla istediği gibi oynayıp, dünya ekonomisini istediği gibi yönlendirmesidir.

Dünya Ticaretinde Pay Kavgası ve Siyasal Sonuçları
Şimdi gelelim günümüze Amerika’nın uzunca bir süredir dünya ticaretindeki payı azalıyor, ekonomik olarak kendisini zorlayan yeni oyuncular ortaya çıkıyor. Önceleri başta Almanya ve Avrupa Birliği’nin başak ülkeleri olan, İngiltere, Fransa hep birlikte bir ekonomik güç olarak ABD’ye rakip iken ve Uzakdoğu’da bir tek Japonya’dan bahsedilirken, bugün başta Çin, Hindistan, Güney Kore, gibi sanayi üretimi ve teknoloji üretiminde öne çıkan yeni ülkeler görüyoruz. Ayrıca hammadde ve enerji üreten/temin eden Rusya, Brezilya, İran, Suudi Arabistan, Venezuela gibi ülkeler de öne çıkıyor.

Amerika, küresel hâkimiyetini devam ettirebilmek için enerji bölgelerini ve Doğu Akdeniz gibi ileride oluşacak yeni enerji bölgelerini kontrol etmeye yönelik her türlü faaliyette bulunmaya kendini mecbur görüyor.

Küresel ticarette deniz yollarının önemini azaltacak ve kendi kontrolünde olmayacak “yeni bir kuşak, yeni bir yol” gibi projeleri devre dışı bırakmak veya kontrolüne almak amacıyla bölgesel kaos planlarını devreye sokuyor.

Bugün ülke olarak yaşadığımız sıkıntıların/gelişmelerin temelinde yenidünya düzeninin nasıl bir şekil alıp hangi dengeye oturacağı ile ilgilidir. DAEŞ’ten, PKK/YPG’ye, PYD, PCK, FETÖ’ye… Şimdilerde İsrail tarafından Filistin, Gazze, Lübnan üzerinde devam eden katliamlar, Terör’e, Darbe’ye, Finansal/Ekonomik saldırıya, öte yandan, toplumumuzun içindeki kutuplaşmaya, sertleşen siyasi söylemlere, bölgemizde yaşanan Irak ve Suriye savaşları nedeniyle ülkemize göç eden 6 milyondan fazla mülteciye varıncaya kadar bütün sorunların temelinde “Küresel Hâkimiyet” kaynaklı olarak, yenidünya düzeni kurmaktır. Bunu bilelim, oynanan oyunları görelim, birbirimize karşı fikirlerimizi söze/söyleme çevirirken, akıl süzgecinden geçirip birbirimizi kırıp dökmeden, yaralamadan, ülkemize faydalı olacak bir üslupla söyleyelim. Kamplaşmayalım, kutuplaşmayalım düşmanlaşmayalım. Türkiye bugün tarihin en zor ekonomik ve siyasal zorlukları içinden geçiyor. Aklımızı başımıza alıp 85 milyon bir ve beraber olmaya mecburuz.

Tek Çare: Birlik Olmak                                                                                         Allah’ım; yine sen bil bizi. Çünkü anlatamadık biz kimseye kendimizi. Bize bizi anlayan yürekler, akıllar, vicdanlar ver. Ve ne verirsen hayırlısını ver. Birlik ve bütünlük içinde ecdadımıza yaraşır bir gayret gösterelim. 85 milyon Türk milleti, 450 milyon Türk yurdu, 2 milyardan fazla Müslüman diyarının bir ve beraber olmaktan başka çaresi yoktur.

MİLLETİM UYAN!

 

 

Related posts

BAŞYAZI: Kanserli Hücre Yasasını Kabul Edenler Derhal İstifa Etmelidir! #36

Vekil Güçler Girdabında Türkiye

Çerçevenin İçindeki Af Yasası