BAŞYAZI: Terörsüz Türkiye Aldatmacasına Karşı Vatan Severler Birleşiniz #23

TERÖRSÜZ TÜRKİYE ALDATMACASINA KARŞI VATAN SEVERLER BİRLEŞİNİZ

Saygıdeğer Uyanış Okurları, ülkemizin üzerinde dolaşan tüm kara bulutlara rağmen, varlığınız bir umut, ışık, heyecan ve güven vermektedir. Sağ olun, var olun.

Terörsüz Türkiye ne kadar güzel bir özlem. Hangi ülke vatandaşı olursa olsun, herkes ülkesinde terör istemez. Hele hele bizim gibi en az elli bin canını kara toprağa veren, anaların gözyaşının dinmediği; eşlerin dul, çocukların öksüz ve yetim bırakıldığı, kahraman vatan evlatlarının kiminin yüzünü, kiminin kollarını, kimisinin bacaklarını, gözünü kaybettiği bir ülkede terör hiç istenmez. Üstüne üstlük iktidar yetkililerinin açıkladığı doğru ise iki trilyon dolar ekonomik zararımız olmuş, ülkenin kaynakları ve enerjisi terörle mücadeleye ayrılmış ise…

Ne var ki allanıp pullanan, yoğun dolgu ve makyaj malzemesi ile içi boşaltılanbu sürece giden yolu hatırlamak; vahşi, acımasız ve vicdansızca bir metot izlendiğini gözler önüne serecektir.

Uygulanan ekonomik politikalarla işçi, memur, emekli, tarımla uğraşanlar, sanayici, tüccar ciddi bir ekonomik krize yuvarlanmış ve mutlu bir azınlık dışında toplumun tüm kesimi açlığa, yokluğa, yoksulluğa mahkûm edilmiştir. Vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu geçim derdine düşürülmüş, sürecin sonunda milletimizi ve devletimizi bekleyen büyük tehlike üzerinde düşünme ve tepki gösterme melekesi elinden alınmaya çalışılmıştır. Üstüne üstlük yaldızlı sözlerle hâlen devam eden yoğun toplum mühendisliğine maruz bırakılmış, aldatılmak ve kandırılmak istenmiştir.

Anayasa ve yasaların ana muhalefet partisi ile ilgili imtiyazlı düzenlemeler getirmesi ve üyeleri arasında milli politikalardaki hassasiyetleri azımsanmayacak sayıda kişilerin olması nedeniyle, CHP’ye bu karanlık senaryoda biçilen rolü göz önünde bulundurmak önem arz etmektedir. CHP’ye yapılan operasyonla önceden partide üst düzey görev yapıp da milli hassasiyetleri olanlar öncelikle partiden tasfiye edilmiş, sırf seçimleri kazanmak uğruna bölücülerle işbirliği yapılmıştır. Son olarak da partinin yönetimindeki belediyelere operasyon yapılması, cumhurbaşkanı olarak açıkladıkları kişi dahil belediye başkanlarının tutuklanması, -ki operasyonların veya tutuklamaların haklılığı veya haksızlığı ayrı bir konudur-CHP tüm enerjisini ve mesaisini bu konuya harcar hâle getirilmiş, böylesine hayati bir konuda dumura uğratılmıştır.Parti yönetiminin ne pahasına olursa olsun seçim kazanmak hırsına kapılmış, siyasi iktidar ve ortakları ile taviz yarışına girmeye zorlanmıştır. Tüm bunlara rağmen; yakın siyasi görüşteki ve partideki bazı aydınların, akademisyenlerin sürece dair ciddi itirazları ve gelmekte olan tehlikeye dikkat çekmeleri önemlidir, değerlidir.

Milliyetçi – muhafazakâr kesim ise neo-Osmanlıcılık hayali ile kandırılmaya çalışılmaktadır. Tarihini özlemle yad eden milletimize, tarihi dizilerle o dönemlere kayıtsız şartsız hayranlık kabartılmış ve ondan sonra da Osmanlı sistemi gibi bir sistem getirilmek istendiği ileri sürülerek,milletimizin idraki iğfal edilmek istenmiştir. Özgür, tam bağımsız bir Osmanlı ile yabancı devletlerin büyükelçilerinin talimatı ile devleti yöneten ve başları sıkışınca da İngiliz büyükelçiliğine sığınanların yönettiği Osmanlı bir değildir. Gelişmelere bakılırsa bunların özlemini duyduğu Osmanlı, işte bu ikincisidir.

 “30” teröristin silah bırakma (???) tiyatrosunu, Türk Milleti büyük bir ibretle izledi. Tehditler ve akla hayale gelmeyecek talepleri de içeren bu tiyatro sırasında yapılan açıklamalar, kamuoyu yanıltılarak sanki terör örgütü bütün unsurları ile topyekûn silah bırakmış gibi gösterilmiştir. Gerçekte isePKK, on yılı aşkın bir süredir, ABD’nin sınırsız desteği ile Suriye’nin kuzeyinde militan ve modern silah yığınağı yapmaktadır. Örgütün, artık küçük kamikaze İHA’lar, zırhlı araçlara bağlı roketatar sistemleri, ağır makineli tüfekler, tanklar, toplar ve helikopterlerinin olduğu da herkesçe biliniyor. Terörist başı, bebek katilinin, ziyaretine gelen kardeşine PYD-YPG’nin silah bırakmayacağı sözü gerçek amaçlarını ifşa etmektedir. Nitekim Suriye yönetimi ile federalizm başta olmak üzere, bitip tükenmeztaleplerle masaya oturmuşlar ve şimdilik anlaşmamışlardır.

Köleliğimizi isteyen küresel emperyalistlerin emir ve talimatlarla dayattığı, aldattığı kör olasıca politikalarla devletimiz, milletimiz, vatanımız paramparça edilmek istenirken, üzerinde ciddi ameliyatlar yapılırken, bu kötü gidişi durduracak vatanseverlerin sessizliği, dağınıklığı endişe vericidir. Devletimize, milletimize kefen biçmeye kararlı olanların süslü, allı, pullu sözlerle girdikleri bu çukura, bir de devlet aklı(!) diyerek gizemli bir hava katmalarıancak kendi kendilerini aldatabilir. Biz o devlet aklını,başta Balkan Savaşlarına, 1. Dünya Savaşı’na girerken, üç kıta yedi denizin altımızdan nasıl çekilip alındığında gördük. Hem devlet aklı dediğiniz nedir ki? Siyasi iktidarın ve ortaklarının ABD-İsrail ortak yapımı olan, ülkemizin, ruh ve gönül coğrafyamızın paramparça edilmesini hedefleyen Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanları veya azat kabul etmez kölesi hâline gelmiş ortaklarının aklı değil midir? Bir de ağızlarını doldurarak, bu tehlikeye dikkat çekenleri ağır ifadelerle suçlamaları yok mu? Herhalde aynaya bakarak bu suçlamaları yapıyor olsalar gerek. Bu proje,Türkler için bir yıkım olduğu gibi, Kürtler için daha büyük tarihi bir yıkım olacaktır. Onları Talabani, Barzani, YPG/PYD gibi küresel sömürgeci güçlerin basit taşeron örgütüntopluluğu hâline getirecektir. Tarih onların defalarca Kürtleri sattığının örnekleri ile doludur. Kürtlerin tamamını değil, sadece belli bir azınlığı temsil eden terör örgütünün hedefleriile ‘arz-ı mev’ud’örtüşmektedir. Başta su kaynaklarımız olmak üzere ülkemizindoğu ve güneydoğusunun yer altı ve yer üstü kaynaklarına emperyalistlerin çökme projesi ile karşı karşıyayız.

Terörsüz Türkiye diyerek şirinleştirilmeye çalışılan bu zehrin, kuklacı veya kuklaları ne olduğunu biliyor. PKK, Kandil, PYD/YPG dahil tüm KCK, Barzani, Talabani herkes biliyor. Nitekim DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan bir röportajda anayasa değişikliği ile ilgili satır aralarında ilginç açıklamalarda bulunmuş: “Anayasa değişikliğinde Kürt sorununu çözümü yoksa…, Alevilerin eşit yurttaşlık hakları yoksa, kim buna evet der?.. DEM buna evet der mi?.. Bizde gizli kapaklı iş yok, arkadan iş yürütmek, toplumdan kaçırmak yok”. Adam oynanan oyunu olduğu gibi ifade etmiş. Tabii haklı. Kendileri İmralı canisi tarafından düzenli olarak bilgilendirilmiş, aldıkları talimatları da götürülmesi gereken yerlere teslim etmişler. Dolayısı ile kirli ve karanlık mahfillerde pişirilip, taşırılan ve BOP’un uzantısı durumundaki Terörsüz Türkiye kamuflajının altındaki Türk Milletini, devletsiz ve vatansız bırakma, milletimizi bölüp- parçalama operasyonunda kendi ve kendisi gibi düşünenler yönünden gizli kapaklı iş yok. Ya da temsil ettikleri terör örgütü mensuplarının arkasından iş yürütmek veya toplumdan kaçırma durumları yok.

Gerçeklerin anlatılmadığı tek milletolan Türk Milleti, gazetecilerin soruları ile belki öğrenecek gibi oluyor; ama karşılarına, hani daha önce eleştirenlere karşı ağız dolusu iftira, hakaret edenler bu sefer ahraz kesiliyor. Dolayısı ile herkesin ne olduğunu bilme hakkına sahip olduğu yerde, kendisine idam yaftası hazırlanırken, Türk Milleti’nin hiçbir şeyi bilmeye hakkı yok. Ne olur ne olmaz. Belki ya yeniden bir milli mücadele ya da bir uyanış, bir diriliş başlar diye düşünüyorlardır. Ama korkunun ecele faydası yok. Büyük Türk Milleti bugüne kadar kuyusunu kazanları demokratik ve meşruiyetçi yollarla o çukura doldurmasını bilmiş bir millettir. Kurtuluş Savaşı bunun en canlı timsalidir.

Terör örgütünün veya elebaşının; demokratik siyasetin önünün açılması ve hukuki boyutunun tamamlanması denilerek, ülkenin bölünme ve parçalanmasına hizmet edecek sözde barış aldatmacaları ve Türkiye’nin bağımsızlığına gölge düşürecek her türlü düzenleme, bir ihanettir. Kurulmaya çalışılan komisyonlarla,TBMM’nin yok sayılması veya sadece figüran hâline getirilmesi asla kabul edilemez. Kaldı ki vekillerin, milletimizden almadığı bir yetkiyi kullanması yoklukla hastalıklıdır; tarihî, hukukî sorumluluk gerektirir. Bu konuda karar verecek olan sadece aziz milletimizdir.

Aziz milletimizden kaçırılan, gizlenen senaryolardaki; anayasal ve yasal değişikliklerle Kürtçenin resmi dil olması, Kürt etnisitesinin (anayasal kimlik veya anayasal vatandaşlık) ve ABD büyükelçisinin, İsrail’e tehdit olarak gördüğü üniter devlet yerine ‘Türkiye Birleşik Devletleri’ hezeyanının anayasada yer alması, demokratik konfederalizm diyerek, federe devletin taşlarının döşenmesi, ikiz yasalar olarak bilinen;‘Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’ ile ‘Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’ne Türkiye’nin koyduğu çekinceler ile getirdiği beyanların kaldırılması girişimlerine; terör elebaşlarından birinin:“Amed’de, Ankara’da, İstanbul’da demokratik siyasetin yürütücüleri, öncüleri olmak isteriz” veya “örgüt terörist başı dahil tüm teröristlerin cezaevinden serbest bırakılması” yönündeki talepleri, milletimizden gizlenen gerçeklerin bir kısmını açıklamaya yeterlidir. Aziz milletimizin desteğini almadan, gizli kapılar ardında iş çeviren siyasi iktidar ve ortaklarının ‘ahraz’lığı yüzünden terör örgütünün pervasız talepleri her geçen gün artmaktadır.

Büyük Türk Milleti bu kirli ve karanlık planlara asla geçit vermeyecektir. Buna ahraz olanların, kandırmaca cumhurbaşkanı yardımcılığının birinin Kürtlere, birinin de Alevilere verileceği safsatası da engel olamayacaktır. Bütün vatanseverler hangi etnik kökenden veya hangi mezhepten olursa olsun birleşecek ve tek yumruk olacaktır. Aksi hâlde Türklüğün de Kürtlüğün de Aleviliğin de Sünniliğin decumhuriyetin delaikliğin de bir önemi kalmayacaktır.

ŞEHİTLERİMİZE RAHMET, YARALANANLARA ACİL ŞİFALAR DİLİYORUZ.

Vatanın ve milletin birliği tehlikeye düşürülürken, Türk Milleti devletsiz ve vatansız bırakma yangını devam ederken; cennet vatanımızın dört bir yanındaki çıkan yangınlarda şehit olan ve bir mağarada yapılan arama/tarama faaliyetleri sırasında, şehadet şerbetini içen 12 Mehmetçiğimize de Allah’tan rahmetler, ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı ile yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Related posts

BAŞYAZI: Kanserli Hücre Yasasını Kabul Edenler Derhal İstifa Etmelidir! #36

Vekil Güçler Girdabında Türkiye

Çerçevenin İçindeki Af Yasası

0 Yorum

Yılmaz karaşahin 25/07/2025 - 23:18
yaşasın millet kahrolsun millet düşmanları
Fakı Talib 27/07/2025 - 14:36
Orjinal tesbitler var. Umarım birilerinin dikkatini çekerde ilgililere iletirler.
Add Comment