Terörsüz Türkiye Mi, Demokratik Konfederalizm Mi?

Yeni çözüm sürecinin adı “Terörsüz Türkiye” oldu. Terörsüz Türkiye’yi kim istemez? Aksini savunmak terör yandaşlığı anlamına gelir.  Asıl mesele bu sürecin nereye evrilebileceği meselesidir. Halihazırda sürecin başındayız. Anlaşıldığı kadarıyla gelişmeler safhalar halinde gündeme gelecektir. PKK bir adım atar, devlet bir adım atar, sıra PKK’nın ikinci adımına gelir ve karşılığında devletin ikinci adımı gelir. Bu ardışık adımlar (bir yol kazasına uğramazsa) sonuna kadar devam eder. Bu süreçte terör örgütünün kendisini devletle eşit seviyede görerek, adeta kural koyucu rol üstlenmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Böylesi bir yol haritasında devletin affedici ve kolaylaştırıcı rol üstlenmesi belki mazur görülebilir. Ancak asıl soru Terörsüz Türkiye sürecinin nasıl sonuçlanabileceği noktasında düğümlenmektedir.

Demokratik Konfederalizm

Yolun sonunda karşılaşacağımız tablonun iç açıcı olmayacağını, sürecin baş aktörlerinin beyanlarında görmek mümkündür. ABD Ankara Büyükelçisi Barrak’ın “Suriye Demokratik Güçleri (SDF) YPG’dir, YPG ise PKK türevidir” sözü hoşumuza gitse bile, Suriye’deki bu güçlere merkezi yönetimle bütünleşerek “Demokratik Konfederalizm” önermesi, hatta “Osmanlı Millet Sistemi” önermesi oldukça düşündürücüdür. Aslında “Demokratik Konfederalizm” kavramı Terörist başının yeni ideolojisi haline gelmiş bulunmaktadır. Öncelikle Abdullah Öcalan İmralı Cezaevinde PKK için “yeni bir ideolojik zemin” olacak şekilde “devletsiz topluma dayanan demokratik Konfederalizm” doktrini geliştirmiştir. Öcalan aynı zamanda bu teorinin Orta Doğu’da uygulanması için bir çatı yapılanma geliştirmiştir. Böylece 2005 yılında KCK yapılanması kurulmuş ve kuruluşun temel hedefi Türkiye, Suriye, Irak ve İran’ı da kapsayacak şekilde “Orta Doğu Demokratik Toplum Konfederasyonu” olarak belirtilmiştir.

Öcalan Demokratik Konfederalizm İdeolojik Zeminini Nasıl Geliştirdi?

Öcalan, kendisini Eko-Anarşist olarak tanımlayan eski Marksist Yahudi düşünür Murray Bookchin’den etkilenmiştir. Adı geçen kişi Marksizm sonrası anarşizme yönelmiş, özellikle şehircilik, ekoloji, yerel öz yönetim ve hiyerarşi karşıtlığı ile ön plana çıkmış olup, en önemli kavramı “Demokratik Konfederalizm” dir. Bu kavram devletin olmadığı, toplulukların tabandan örgütlendiği bir siyasal modeldir. Öcalan 2001 yılından itibaren Bookchin’in “Özgürlüğün Ekolojisi”, “Ekolojik bir Topluma Doğru” ve Kentsiz Kentleşme” gibi kitaplarından etkilenmiş, yazdığı mektuplarda kendisinin Bookchin’in bir talebesi olduğunu beyan etmiştir. Öcalan hocasından kopya ederek yeni Siyasi stratejisini “demokratik-ekolojik-toplum” vizyonu etrafında tanımlamış ve Orta doğu Kürt coğrafyasında bir sivil toplum inşa etmek için bir model geliştirmiştir. Bookchin’in kitaplarını PKK Kongrelerinde herkesin okumasını istedi. Özetle Öcalan yeni bir ideolojik zemin arayışına girmiş, Bookchin’in etkisi ile “Demokratik Konfederalizm” teorisini geliştirmiş, bu teorinin hayata geçirilmesi için 2005 yılında KCK yapılanmasına önderlik etmiştir.

Demokratik Konfederalizm Tam Olarak Nedir?

Bu teori Kürtlere sadece Türk anayasasını değiştirmeye odaklanmaktansa, yerel yönetimler oluşturmalarını önermektedir. Buna göre: yerel ilçe meclisleri, kentsel bölgelerdeki belediye yönetimleri, ilçeler ve köyler oluşturulmalı, köy, ilçe ve şehir meclisleri kurulmalı ve bunlar gerçek kararlar verebilmeli, yani halk karar alabilmelidir. Ticarete, ekonomiye ve sanayiye yönelik yeni bakış açılarıyla kooperatifleşmeye, çalışma gruplarına ve diğer birçok örgütlenme biçimlerine geçilmeli, insan haklarını, kadın haklarını, çocuk haklarını ve hayvan haklarını gündeme getirecek sivil toplum örgütleri geliştirilmelidir. Eski Marksist şimdiki Eko-Anarşist Terörist başı, demokratik kurumlar yaygınlaştıkça, bütün Türkiye bir demokratikleşme sürecinden geçeceğini, bu kurumların mevcut ulusal sınırları birbirine bağlayıp bütün bölgede demokratik uygarlığın ortaya çıkışını hızlandıracağını, demokratik bir konfederatif birliğin bütün Orta Doğu’yu kucaklayacağını iddia etmektedir.

Terörsüz Türkiye İçin Açılım Paketlerinden Ne Beklenmektedir?

Eğer Öcalan ve KCK Liderliği “Demokratik Konfederalizm” adını verdikleri yeni ideolojik zeminde ısrarlı olacaklarsa devleti demokratikleştirme iddiasında bulunmayacaktır. Yani Anayasa değişikliği ön planda olmayacaktır. Bunun yerine örgüt ardışık adımlarda en çok şu alanlarda yasal düzenleme için ısrarlı olacaktır. Öncelikle Terörle Mücadele Yasasının değiştirilmesi talebi öne çıkmaktadır. Bilindiği üzere Avrupa Birliği müzakerelerinde bu yasanın değiştirilmesi talebi müzakereleri tıkamaktadır. İkinci olarak hüküm giymiş veya henüz teslim olmamış örgüt mensuplarını da kapsayacak şekilde İnfaz Yasasının değiştirilmesi gündeme gelecektir. Sonraki adımlarda sözde “Demokratik Konfederalizm” yapı taşları gündeme gelecektir. Bunların başında yerel yönetimlerde uygulanmakta olan Kayyum Uygulamasının sonlandırılması, Anadilde Eğitim ve Yerel Yönetimlerin Yetkilerinin artırılması konuları yer alacaktır. Elbette bu konuların her biri derin kaotik ortam yaratmaya müsait başlıklardır.

İdeolojik Uyumsuzluklar Kaos Yaratır

 

Demokratik Konfederalizm adımları ya da Osmanlı Millet Sistemi üniter bir yapı olan Türkiye’yi zaman içinde federalizm veya Konfederalizm zorlayacaktır. Terörsüz Türkiye projesini yürüten siyasi irade ise “Türk-Kürt-Arap ittifakı” söylemiyle sürece sınırları aşan farklı bir ideolojik çerçeve çizmektedir. Sosyalist ideolojiden sapmayan ve Eko-Anarşist olduklarını ilan eden KCK ideolojisi ile bu ideoloji nereye kadar birlikte yürüyebilir? Kaldı ki Ortadoğu’da komşu bölgelere yönelik ve ümmetçilik olarak sıfatlanabilecek bu ideolojik çerçeve Türkiye’yi gelişmiş dünyanın saygın bir üyesi olmaktan alıkoyup, Ortadoğu ülkesine çevirmez mi? Ümmet sevgisi ve saygısını muhafaza etmekle ümmetçiliği devlet siyasetine dönüştürmek aynı şey değildir. Çok farklı sonuçları olur. Ayrıca “Türk kimliği” yerine “Türkiyeli kimliği” çabaları günün birinde Türk milliyetçiliğin tekrar şahlanmasına neden olabilecektir. Özetle Terörsüz Türkiye sürecinde kumanda kimin elinde, hala belli değil. Galiba, bekleyip göreceğiz.

Related posts

BAŞYAZI: Kanserli Hücre Yasasını Kabul Edenler Derhal İstifa Etmelidir! #36

Vekil Güçler Girdabında Türkiye

Çerçevenin İçindeki Af Yasası

0 Yorum

Serap Uysal 18/08/2025 - 04:43
Anayasa değişikliğinde Kürt sorununu çözümü yoksa…, Alevilerin eşit yurttaşlık hakları yoksa, … kim buna evet der?.. DEM buna evet der mi?.. Bizde gizli kapaklı iş yok, arkadan iş yürütmek, toplumdan kaçırmak yok”..... He he ! Gizli iş yok? İnandık biz de!
Add Comment