Biji Serok Apo veya Milletvekilleri İmralı’ya..

Hukuk İlla ki, Hukuk

Ülkelerin kalkınma ve gelişmesinin önündeki en büyük engelin hukuk yoksunluğu olduğunu düşünürüm. Bir ülkede hukuk, adalet ve demokrasi işlemiyorsa veya kimine işleyip, kimine işlemiyorsa o ülkenin gelişmesinden, ekonomisinin, siyasetinin ve kalkınmasının olmasından bahsedilemez. Bir ülkede devlet adamlarının vatandaşa söyledikleri ile yaptıkları icraatlar çatışıyor ve eşleşmiyorsa sorun vardır. Bir ülkede insanlar, söz söylemekten korkuyor ve adaletten endişeli ise o ülkede hukuktan, adaletten bahsetmek mümkün değildir. Ülkenin iktidarını elinde bulunduranlar eleştirilmeyi tehlike olarak görüyor ve eleştirenleri, hukukun içinde bile olsa yargılıyor ve hürriyetlerini kısıtlıyorsa o ülkede hürriyetten bahsedemezsiniz.

Taşlar Bağlanmış…

Bir ülkede taşlar bağlanmış ve köpekler serbest bırakılmışsa o ülkenin birlik ve dirliğinden bahsedilemez. Ülkenin sahipleri, ülkeyi kuranların söz ve eylem hakkı engelleniyor; vatanın birlik ve dirliğine kolpa yapanlar, kumpas kuranlar serbestçe eylemlerine devam ediyorlar ve ilk kurşun günleri kutluyorsa, ülkenin bölünmesi için 50 bini aşmış insanın kanı elinde bulunanlar ve onun liderine Sayın deniyor ve engellenmiyor ve özgür bırakılıyorsa ve önder kabul ediliyor ve meclise davet ediliyorsa o ülkede barıştan ve hürriyetten söz edilemez.

Bir ülkede ihanet edenlerin silahlarını bırakmak bir yana parmaklarını kıpırdatmazken; üstelik ülkenin bölünüp parçalanması için ülke insanının etnisite yığınlarına bölünmesi isteniyor, devletin ve milletin resmi dilinin dışında başka sözüm ona başka diller gündeme getirilerek millet ayrıştırılmak isteniyorsa ve ülkeyi yönetenler tarafından makul karşılanıyorsa o ülkenin birliğinden ve ülkenin başındakilerin milli bir iktidar olmasından bahsedilemez.

Otuz Adet Silahla Barış Olmaz.

Yakılan sabıkalı otuz adet silah bahane edilerek milletin iradesinin tecelligahı  TBMM sıkıştırılıyor. Ve ülkede ne kadar bölünüp parçalanmak istenen, STK ve teşkilat, insan varsa TBMM çatısı altında kurulan komisyona çağırılıp konuşturuluyorsa, bölücülerin Gazi Meclis’in çatısının altına gelerek” BİJİ SEROK APO” yani “Önder Apo çok yaşa!” sloganları atabiliyorsa, bu devlete ve millete başkaldırmak, ayaklanmaktan başka neyi ifade eder? Acı olan, olan bitenin görmezlikten gelinmesidir.

DEM Partililer hem muhataplarına hakaret etme cesaretini kendilerinde buluyor, hem de” geçmişe sünger çekerek yeni bir gelecek” kurmaktan bahsediyorlar. Bu nasıl olacak dersiniz. Yine eş başkanları toprağını savunmaktan bahsediyor. Allah aşkına bu ülkenin toprağı kimin, tapusu kimin üstüne? Bu ülkenin toprağını hangi düşmana karşı savunmaktan bahsedebilirsiniz?

Terörist başı Abdullah Öcalan; savaşı bitirmek için hukuki bir zemin arıyormuş! Kürt Halkının barış sürecini temin eden “baş müzakerecisi” imiş! Bunu kim söylüyor? Kim söylüyorsa bu ülkeye en büyük ihaneti ediyor. Bunun en hafif tabirle izahı ihanettir.

Bütün bunların yanında Sayın Erdoğan’ın Türk, Kürt, Araplar’ın devletin kurucu unsurları olduğunu veya olacağını ilan eden beyanları bizi rahatsız etmesin isteniyor.  Kendisine bir soru sorulduğunda “Ahrazım” diyen, “Öcalan gelsin mecliste konuşsun ve umut hakkından istifade etsin” diyen iktidarın diğer ortağı Bahçeli; bu günlerde yine Öcalan’ın Suriye’nin kuzeyinde KCK şemsiyesi altındaki YPG, PYD ve SDG gibi unsurlar için Öcalan’ın yeniden silah bırakma konusunda çağrı yapmasını istiyor. Aynı zamanda milletvekillerinin İmralı’ya giderek meclis adına birinci ağızdan terör örgütü elebaşının dinlenmesini gerektiğini söylüyor.  Sahi 27 Şubat’tan bu yana yakılan 30 sabıkalı silahın haricinde bir gelişme var mı, biz mi duymadık? Halep’e saldıranlar SDG’nin militanları değil mi?

Sayın Vekiller İmralı’ya Marş…

İktidarın ortağı Bahçeli; “PKK silah bıraksın, kendini feshetsin ve terör örgütü elebaşı gelip mecliste konuşsun ve umut hakkından istifade etsin” derken, şimdi de milletin iradesinin tecelligahı, milleti temsil eden TBMM’nin temsilcileri milletvekillerinin İmralı’ya Öcalan’ın ayağına giderek dinlemeleri talimatında bulunuyor. İmralı’yı suyolu yapan DEM’lileri hem mecliste vekil kabul edecekseniz ve onların aldıkları talimatları mecliste kusmaları yetmeyecek, birde diğer partilerin vekilleri gidecekler(!) öyle mi?

Yeni Kurucu Bir Anayasa(!)

Derdiniz anayasa değişecek ve kurucu unsurlar olarak toparlayıcı “Türk Milleti” değil Türk, Kürt, Arap halklarının kurucu unsur olarak-Herhalde devleti sil baştan kuracağız(!)- değerlendirileceği yeni bir kurucu anayasa(!)mıdır? Bütün bir tek milletin, parçalara bölündüğü ve mülteci olarak gelip ülkemize yerleşmiş Suriyeli Arap’larının da asli unsur kabul edildiği Erdoğan’ı yeniden Cumhurbaşkanı yapacak anayasa! Ülkelerine dönmesi gereken insanlar, misafirlerin hem de uzamış bir misafirliğin sonucunda asli unsur kabul edildiği bir anayasa! Hayal edilen bu mudur?

Kimini Yağla, Kimini Dağla veya Biz Bu Filmi Görmüştük!

Vatanın birliği ve bütünlüğü için milleti uyarmaya çalışan Millet Partisinin astığı uyarı pankartlarını polis marifetiyle toplatırken; birilerinin Adalet bakanlığına yürümesine, “ilk kurşun bayramına(!) ” sesiniz çıkmayacak buna da hukuk devleti ve demokrasi diyeceksiniz. Kimini yağlayıp, kimini dağlayacaksınız ve kardeşlikten demokrasiden bahsedeceksiniz.

Biz bu filmi Osmanlı’nın son demlerinde görmüştük. İnanın tarih tekerrür ediyor. Osmanlı Meclis-i Mebussan-ı kimlerden oluşuyordu? Kimler kimlere sahip çıkıyordu, hem de kendi milli meclisimizde? Fransız bilim adamı bizim Jön Türklerden birine Sorar; “Siz devletten ne istiyorsunuz?” Jön Türk; Kardeşlik, barış ve demokrasi istiyoruz.” Adam yeniden sorar;” Nüfus olarak Ekalliyetler (azınlıklar) mı çok siz mi çoksunuz?” Jön Türk;” Azınlıklar.” Diye cevaplar. Fransız ilim adamı; “Onlar sizden eşitlik ve demokrasi isteyecekler fakat siz vermeyeceksiniz.”(Süleyman Kocabaş Jön Türkler nerede yanıldı)

Elbette tarih tekerrür ediyor fakat biz önlemezsek. Osmanlı’nın son günlerinde ülkemizde, Bulgarlar’ın “Bulgar’ım”, Sırplar’ın “Sırp’ım”, diyebildiği günlerde Türkler ’in “Türk’üm” diyemedikleri gibi; bugünde artık “Türk’üm” diyebilmek oldukça zorlaştı, zor günlerden geçiyoruz. Birilerinin “Kürt sorunu” diye bağırdıkları bu günlerde aslında tarih tekerrür ediyor. Bugünkü şartlarda ortaya çıkan gerçeğin “terör ve Türk Sorunu” olduğunu kime anlatabiliriz?

Hürriyet Kime?

Bugün de en hür ve istediğini rahatça söyleyen insanlar, yine Türk olmayanlar ve Türk’e saldıranlar. Evet, tarih tekerrür ediyor. İnsanlar barış adı altında iktidar ve ortaklarının himayesinde istediklerini söylüyor, istediklerini yapabiliyorlar.  Milletin birlik ve dirliğinin yanında olanlar ve Milletin bütünlüğünün yanında olanlar, devletin üniter yapısını ve Anayasanın ilk dört maddesi ile devletin ve milletin birliği için olan maddelerinin kalkmasına karşı çıkanlar ne yazık ki horlanmakta ve dışlanmaktadır.

Allah’ım sen bize yardım et!  Ülkemizde tarih tekerrür ediyor ve zor günlerden geçiyoruz. Dün “Anesti ve Yorgo çetelerinin” yerini “Apo ve yandaşları” PKK, SDG, YPG, PYD bütün bunları bünyesinde toplayan KCK aldı. Bunları destekleyenlerde yine aynı emperyalist devletler. Sadece sosyal değil, iktisadi, siyasi, dini, birlik ve dirlik, kardeşliğimiz için de çok zor günler yaşıyoruz. Bizden sandığımız ve suret-i haktan görünen insanları anlamakta zorlanıyoruz.  Ağırımıza giden suret-i haktan görünenlerin yaptıklarıdır.

Acı ve üzücü olan ülkemizi badireden badireye sürükleyenler ve akıbetimizden endişe ettiğimiz bu zor günlerde milletin safında olması gerekenler, maalesef milletin birliğine kast etmeye devam ediyorlar. Bu zor günlerde yalnızlığın girdabında zorlanıyoruz.

 Millet Partisi mensupları ve sevenleri sokak sokak, tek tek insanlara gidip tehlikenin büyüklüğünü anlatmaya çalışıyor. Ülkemizde ne kadar Parti ve ne kadar STK varsa ne kadar Vatan Millet diyen insan varsa tehlikeye haber vermek için Millet Partisi Genel Başkanı Cuma Nacar Bey’in mektubunu takdim ederek, yazılı ve sözlü olarak ulaştırarak; uyarmaya birlikte mücadele etmeye çağırıyor. İnşallah milletimiz uyanacak ve yanlışa dur diyecektir.

 

 

Related posts

BAŞYAZI: Yargı sopasıyla toplumsal muhalefet yok ediliyor #34

Avrupa Birliği Ordu Kurabilecek Mi?

Siyasette Arınma: Kirlenen Siyaset Mi, İnsan Mı?