TBMM’sinde kurulan Komisyonda görüşülen bölücü görüş ve düşünceler Türk milleti tarafından kabul edilemez!…Görüşülen konuların Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi ile ilgisi yoktur.!…“Milli Dayanışma”, “Kardeşlik ve Demokrasi”, “Terörsüz Türkiye” ve “Barış” değerli ve kutsal bir istektir.
“Barış hükümlerin en güzelidir.” (Ahmet Cevdet Paşa) Buna kimse itiraz edemez. Bütün Türk vatandaşlarının isteği ülkemizde huzur, güven, mutlu ve umut dolu olarak yaşamaktır. Ancak;
Komisyon kanlı katil Öcalan, PKK ve PKK’nın siyasi temsilcilerinin at oynattığı bir meydan haline gelmiş, getirilmiş!…Adeta DEM Parti bölücülüğün ve savaş çığırtkanlığının odak noktası haline gelmiş…
Türk milletinin, bütün Türk vatandaşlarının haklarını ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlığını, birliğini, bölünmez bütünlüğünü korunması yerini, gündeme getirilen konu ve görüşler bölücülüğü körüklüyor. Ve DEM’lilerden başka kimsenin sesi, soluğu çıkmıyor. Sessiz kalmak bir nevi cani katil Öcalan ve DEM’lilerin eylem ve söylemlerini kabul etmek anlamına gelmiyor mu?
TÜRK MİLLETİNE VE DEVLETİMİZE TUZAK KURULUYOR. TÜRK MİLLETİ UYAN!…
Komisyonuna davet edilen ve konuşma yapan terör suçundan 5 yıl hapis yatan PKK’nın dağ kadrosundan bir terörist TBMM’de DEM Parti grup toplantısında konuşturuluyor. Bu PKK’lı 24 Eylül günü de Meclis “Terörsüz Türkiye’’ Komisyonuna davet edilmiş ve “Kürtlerin olmazsa olmazı ana dilde eğitim’’ demişti. Komisyonda “ses soluk yok, tık yok!..”
Komisyonu’nun 13. Toplantısında hukukçular dinlendi. Bölücü fikirler gündeme geldi: “Özerklik, anadil, umut hakkı ve etkin pişmanlık istekleri ve Anayasa’nın 42’inci maddesinde anadili yasaklayan hükmün kaldırılması” teklif edildi. İdari özerklik ilkesi çerçevesinde yerel yönetimlerin güçlendirilmesi için düzenlemeler yapılmalı” denildi. Komisyon Başkanı ve Komisyona katılan siyasi parti temsilcilerinden yine “ses yok, tık yok!” Her nedense ağızlarını bıçak açmıyor. Bebek katili cani Öcalan’ın ve onun dayılarının, emmilerinin büyüsüne kapıldılar herhalde!…
DEM Partili Grup Başkanvekili, kadınların katıldığı Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı, “Kürdistan’ın dört bir yanından Öcalan’ın özgürlüğü için yürüyen kadınlar hoş geldiniz” açıklamasının ardından, “Biji Serok Apo” sloganları atıldı. DEM Parti Eş Genel Başkanı da “Komisyon zaman kaybetmeksizin Öcalan’ı dinlemeli ve ona umut hakkı verilmeli” dedi.
DEM Partili Ahmet Türk, Mardin’de Mezopotamya’da Halklar, İnançlar ve Demokratik Ortak Yaşam Konferansı’nda açıklamalarında, Türkiye Cumhuriyeti toprağını Kürdistan’ın parçası olarak tanımlayıp, “Kürdistan’ın dört parçasında siyasi partiler arasında bir diyaloğun oluşturulması konusunda çabaların gösterilmesi gerekiyor. HTŞ Türkiye’ye komşu olacağına Kürtler komşu olsun… Bütün sorunların aşılması için burada Suriye’nin Kürtler açısında kırmızı çizgimiz olduğunu hep birlikte haykırmak durumundayız.” Diyor.
Ülkemizin doğu ve Güney Doğusunun Türkiye’den koparılıp Sevr haritasının uygulanmasını talep ediliyor. Bu istekler Emperyalistlerin uygulama alanı olan BOP ve BİP talepleridir. Uyuyanlar hala derin uykuda! Uyumaya devam ediyor!…
“ÖCALAN BAŞ MÜZAKERECİ OLSUN PKK’YA SİYASET YOLU AÇILSIN!…”
Komisyonu’nun 14’üncü toplantısında, PKK’nın derneklerinden Batman Şube Başkanı, “Öcalan’ın baş müzakereci olmasını önerdi. Terör örgütü elebaşını barışın mimarı olarak niteledi. Kaygılarımızın giderilmesi, ailelerimizin rızası ve iknası esas alınacaksa başta Abdullah Öcalan’la görüşülmeli ve kendisi sürecin baş müzakerecisi olarak tanımlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
İmralı’daki PKK terör örgütü başı Öcalan çözümün, birliğin, barışın, kardeşliğin adeta anahtarı haline getirilirken, Öcalan ve PKK’ya meşruiyet kazandırma çabaları sürüyor. Bebek katilinden bir kahraman edası ile bahsedilir oldu. Komisyon ve komisyonu oluşturan siyasi partiler bunun farkında mı acaba?
Türk ve Kürtlerin birbiri ile bir sorunu yoktur. Ve asla olmamıştır da. Türk Kürt kardeştir, ayırım yapan kalleştir. Sorun, kalleş vatan hainlerinin Türk milletini, son müstakil Türkiye Cumhuriyeti Devletini bölme, parçalara ayırma ve yok etme planlarıdır.
Evet, 327 Kürt Milletvekilinin, bakanların olduğu bir ülkede “Kürt sorunu”, “Eşit Yurttaşlık sorunu”, “Özerklik sorunu” ve “Ana dil sorunu” değil bölücülük, vatana ve millete ihanet sorunu vardır.
Siyaset, insan ve toplumu yönetme ilim ve sanatı olduğu kadar, dost ve düşmanı ayırt edebilme ilim ve sanatıdır. Ahmet Cevdet Paşa diyor ki: “İlmi olmayanın feraseti; Feraseti olmayanın siyaseti; Siyaseti olmayanın riyaseti (yönetimi) olmaz!”
TBMM’si Türk milletinin kalbi, onuru, haysiyeti ve namusunun timsalidir. Milli Mücadelenin zafer anıtıdır. Türk milleti o kahraman Gazi Meclisi bebelerin, çocukların, gençlerin, anaların, aksakallı korkusuz yiğitlerin gözyaşı, canı, kanı ve malını mülkünü vatan, devlet, bayrak ve namusu için bütün varlığını ortaya koyarak kazandığı zaferlerin tescil edildiği haysiyet timsali şerefli bir yuvadır.
O mecliste sadece ve sadece Türk milletinin varlığı, birliği ve bölünmez bütünlüğü konuşulur, görüşülür!…Gazi meclis terörist katillerin, hainlerin, gafillerin cirit atacağı mekan değildir! O, Kahraman Gazi Mecliste cehalete, delalete, ihanete yer yoktur….
1300 YIL ÖNCE ORHUN YAZITLARI, GÖKTÜRK’LERİN DAĞILMASI VE ESARET ŞÖYLE ANLATILIYOR!…
Göktürk Devleti’nin Çin esaretine girmesi, 50 yıl esaret altında kalmaları, Kül Tigin Yazıtının Doğu Yüzünde Şöyle Anlatılıyor: “Akılsız hakanlar tahta oturmuş şüphesiz, kötü hakanlar tahta oturmuş şüphesiz. Kumandanları da akılsız imişler şüphesiz, kötü imişler şüphesiz. Beyleri, halkı itaatkar olmadığı için, Çin halkı hilekar ve sahtekar olduğu için, beylerle halkı karşılıklı kışkırttığı için, Türk halkı kurduğu devleti elden çıkarıvermiş.”
Bu yüzden Türk Milleti, Çin milletine Beylik erkek evladını kul yaptı. Hanım olmaya layık kız evladını cariye yaptı. Türk Beyleri Türk adını bıraktı. Çinlilerin hizmetindeki Türk beyleri Çin unvanları alarak Çin Kağanına tabii olmuşlar, elli yıl hizmet etmişler. Bilge Kağan, Çin halkının sözleri tatlı, ipekli kumaşları yumuşak imiş. “Tatlı sözlerle, yumuşak ipekli kumaşlarla kandırıp uzak halkları öylece yaklaştırırlar imiş. Tatlı sözlerine, ipekli kumaşlarına aldatıp Türk halkı, çok sayıda öldün ! Türk halkı, mutlak öleceksin!” diyor.
Ders almak gerekir, ama ders alıyor muyuz? Türk Milleti, çok devletler kurdu, birçok devlette yıkıldı!… Devletlerimizin yıkılışını, esaret altına giriş nedenlerini Bilge Kağan taşlara kazımış, anlatmış!…
Öcalan ve PKK’nın 40 yıldır yapamadığını bir yılda üç adam başarmak üzere…5 bin yıldan daha da eski bir Sümer Atasözü; “Vatan, dürüst bir adam tarafından kurulur, bir hain tarafından yok edilir.”
İbn-i Haldun der ki; “Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer” ne kadar doğru. Göktürklerin başına gelenler ve 50 yıl süren Çin esareti…2025 yılında tekrar etmiyor mu?
Aziz Vatandaş!…Varlığın, birliğin, devletin, geleceğin, mukaddes değerlerin vatan ve bayrağın tehlikede!…Unutma!….Millet Partisi’nin kurucusu Merhum Bilge Lider Aykut Edibali şöyle diyordu: ”Egemenlik Bölünmez, paylaşılmaz ve münakaşa edilemez!..”