Hüseyin SEZER
Suriye’de altmış yıllık zulüm saltanatı muhaliflerin başlattığı hareketle hiçbir tepki ile karşılaşmadan sona erdi. Böylelikle, BOP projesini safha safha gerçekleştirenler, bölge üzerinde hakimiyetlerini perçinlemişlerdir. Suriye, emperyalist güçlerin kirli politikalarına kurban gitmiştir. Esad kaybederken kazananı BOP projesinin mimarları ve İsrail olmuştur.
Emperyalizmin emrinde kukla bir lider olan Esad ve ailesi altmışbir yıllık saltanatları döneminde yaptıkları zulümler ve katliamlarla vatandaşlarınınülkelerine karşı bağlılığınıortadan kaldırmıştır. Zulümden kaçan milyonlar ülkelerini terk edereksığınmacı olarakbaşka ülkelere gitmişlerdir.
Esad’ın politika ve uygulamalarındanrahatsız olan halkı teşkilatlandırmak, silahlandırmak, uygun zaman gelince de onları kullanarak bölgeye hakim olmak isteyen emperyalist güçlerplanlı bir şekilde hazırladıklarıstratejilerini uygulamışlardır.Denize düşen yılana sarılırdüşüncesi ile hareket eden Suriye halkı Esad zulmünden kurtulmak için BOP projesinin mimarlarına kucak açmışlardır. Arap Baharı ile bölgede başlayan hareketler, nasıl ülkelerine bahar yerine sonbahar ve kış getirmişse Suriye’nin geleceği de aynen oralar da olduğu gibi geçici bir barışın arkasından yerini yeni bir döneme bırakacaktır. Temennimiz yaşanan bayram havasının kısa süreli değil kalıcı olmasıdır.
Büyük Orta Doğu Projesi
Orta Doğu’da olup bitenleri anlayabilmek için, ABD tarafından planlanan Büyük Orta Doğu Projesi’ni bilmek ve iyi analiz etmek gerekiyor. Ülkelerin kendi içlerinde zamanla yönetime karşı oluşan tepki hareketlerinive bunun neticesinde meydana gelen yönetim değişikliklerini asla BOP Projesinden bağımsız değerlendirmemek gerekir.
Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) dediğimiz bu projenin tam adı; “Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi ile Müşterek Bir Gelecek ve İlerleme İçin Ortaklık İnisiyatifi” dir.
Projenin amacı ise; petrol zengini Müslüman ülkelere demokrasi (!) ihraç etmek, bölgenin kontrolünü ele geçirmek ve bu zengin pazarların serbest rekabete açılmasını sağlamaktır.
Büyük Ortadoğu Projesi ile ilgili en çarpıcı açıklama ABD’nin güvenlikten sorumlu danışmanı (sonra Dışişleri Bakanı) Condoleezza Rice’ın 7.8.2003’te Washington Post Gazetesi’nde yayınlanan yazısında görülmektedir. “TransformingTheMiddle East – Ortadoğu’yu Dönüştürmek.” Rice bu yazısında Fas’tan Basra Körfezi’ne kadar Ortadoğu’da bulunan yirmi iki devletin rejiminin, sınır ve haritalarının değiştirileceğini vurgulamıştır.BOP projesinin uygulamaya geçilmesiyle Ortadoğu’da Arap Baharı hareketleri başlatılmıştır.
Ortadoğu’da Kazanan ve Kaybeden
Ortadoğu coğrafyasında son yirmi yılda yaşananlara ve sonuçlarına baktığımız zaman demokrasi adına yapılan bütünharekâtların sonunda kaybeden hep bölge ülkeleri olurken kazanan ise her zaman muhalif hareketleri destekleyen ve organize edenler olmuştur.
2003 yılında Irak işgal edilerek parçalanmıştır.Saddamdönemi sona ererken 2006 yılında Saddam idam edilmiştir. Saddam’ın, 2 Ağustos 1990 tarihinde Kuveyt’i işgal etmesine göz yumanlar hatta işgali için destekleyenler daha sonra bu işgali bahane ederek Körfez Savaşı’nı başlattıklarıda unutulmamalıdır. Saddam; takip ettiği politikalarla,emperyalist güçlerin bölgeye yerleşmelerine sebep olmuş, neticede Irak parçalanırken, Saddam da canından olmuştur. Ogünlerden bu tarafa Irak halkının yüzü gülmemiştir. O dönemde Özal’ın “bir koyup üç alacağız” politikası ile hareket ettik. Maalesef, bir şey alamadığımız gibi, terör de ülkemizin baş belası oldu.
2011 yılında Libya parçalanmıştır. Libya’nın parçalanması, 2011’deki Arap Baharı ile birlikte başlayan siyasi ve sosyal huzursuzlukların sonucudur. Ülkede artan yolsuzluk ve işsizlik nedeniyle halk protestolar düzenlemiş, bu durum NATO’nun Kaddafi karşıtı müdahalesine yol açmıştır. Kaddafi rejiminin düşmesinin ardından yaşanan güç boşluğu, çeşitli silahlı grupların ve bölgesel güçlerin ülke içinde çatışmasına sebep olmuş, bu da Libya’nın siyasi, toplumsal ve sosyal olarak parçalanmasına neden olmuştur.Muammer Kaddafi, 20 Ekim 2011’de Libya’nın Sirte kentinde yakalanarak halk tarafından linç edilmiştir.Kaddafi’nin düşüşü, Libya adına huzurun ve demokrasinin değil kaosun ve istikrarsızlığın başlangıcı olmuştur. 2011 yılından günümüze Libya’da iç karışıklıklar ve dış güçlerin çıkar sağlamak adına giriştikleri hareketler devam etmiş, ülke farklı siyasal ve etnik kökenli gruplarca parçalanarak yönetilmeye devam edilmiştir.
2024 yılında ise BOP Projesi mimarları ve Arap Baharı uygulayıcılarının çalışmaları ile bu sefer de Suriye parçalanmıştır. Güneyde komşumuz Suriye iken bu süreçte uygulanan politikalar sonucunda başta Amerika ve Rusya olmak üzere emperyalist güçler de artık komşumuz oldu. Fırat’ın doğusu ve batısıda bunlarınhakimiyet alanları oldu.
Baas rejiminin uyguladığı ve tasvip edilmesi mümkün olmayan politikalara karşı on üç yıldırülke içinde tepki hareketleri vardı.BOP projesi mimarları tarafından desteklenen muhalif grupların çalışmaları sonunda Şam dahil Suriye’nin büyük bölümü muhaliflerin eline geçmiştir. Halep,Hama, Humus, Şam muhalif güçlerin eline geçerken, muhalifler ciddi bir karşı koyma ile karşılaşmamışlardır. Esad rejiminin en büyük destekçisi olan Rusya ve İran’ınmuhaliflere karşı yönetimedestek olmaması da dikkat çekicidir. Bu durum akla 1945 yılında yapılan Yalta Konferansını getirmiştir. Yalta’da Roosevelt, Churcihill ve Stalin dünyayı kendi nüfuz alanlarına göre paylaşmışlardı. Suriye’de de Rusya’nın sessiz sedasızmuhaliflere seyirci kalması yeni bir “Yalta Anlaşması mı” yapıldı sorusunu akla getirmektedir.
Esad rejiminin sona ermesi ile İsrail, Suriye’de beş yüze yakın hedefi vurmuş, Şam güneyinde ilerlemeye devam ederek Şam’a yirmi beş kilometre yaklaşmıştır.GolanTepelerini veHermon Dağının Suriye’de kalan bölümünü ele geçirmiştir.İsrail, Heron dağını işgal ederek su kaynaklarının tümünü böylelikle kontrol etmiş oldu. Her ne hikmetse HTŞ,İsrail’in saldırılarına karşı ne tepki vermiş ne de kınamıştır.Hatta HTŞ liderliğini yapan Golani: “İsrail ile çatışmaya girmeyeceğiz!” açıklamasını yapmıştır.
Dr.Naim Babüroğlu X hesabındaHiç dillendirilmeyen bir anlaşmaya dikkat çekerek şunları söylüyor;“2015’te, Suudi Arabistan ve İsrail bir planda uzlaşırlar. Bu planın birinci ayağında, Türkiye, Suriye, Irak ve İran’da bir Kürt Devleti’nin kurulması… İkinci ayağında ise, İran’da rejim değişikliği yapılması. Bu anlaşmanın, Suriye ve Irak bölümü tamamlandı mı? Tamamlandı… Plana göre, sırada İran var mı? Var. Ardından hangi ülke?.. Türkiye…”
Suriye’de 3 Parçalı Devlet mi Kurulacak?
“İsrail ordusu sözcüsü AryeSharuzShalicar Facebook sayfasından yaptığı paylaşımda Suriye için Türkiyesiz ve İs”rail’e komşu Üç devletli çözüm önerisi yapmıştır.Shalicar, bölgeden Türkiye’nin kovulması gerektiğini, İsrail sınırı boyunca Kürdistan’ın kurulması gerektiğini ve batıda Lazkiye tarafında ‘Alevi Devleti’nin kurulması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
1. IŞİD, El Kaide vb. Sünnilikte merkezi faktör yoktur. Eyalet + Türkiye dışarı 2. Alevi Devleti bir daha İran/Hizbullah’ın sızmasına izin vermeyecek 3. Kürdistanİsrail sınırına kadar”[1]
Bölgede yaşanan olaylara Mahir Kaynak’ın terör örgütleri ile ilgili değerlendirmesi ile birlikte bakmak gerekir. “Diyorlar ki terör örgütleri yeni bir devlet kurma derdinde. Hayır, hiçbir örgüt devlet kuramaz. Ortadoğu’daki tüm örgütler Büyük İsrail Devleti kurulsun diye kurulmuştur.”
BOP Projelerini Devre Dışı Bırakacak Çalışma Yapılmalı
Suriye’de Esad rejiminin çökmesi ve yeni siyasal yapılanma ülkemiz için yeni fırsatlar elde etmesine sebep olabilir. Hamasetten uzak rasyonel bir politika ile BOP Projelerini devre dışı bırakacak bir çalışma başlatılmalıdır. Başta Suriye olmak üzere, bölge halklarına emperyalizmle mücadele hususunda rehberlik yapmalıyız. BOP projelerinin bölgemizde arzu ettikleri hedefleri gerçekleştirmelerine engel olamazsak, ülkemiz ve bölgemiz önümüzdeki yıllarda da yeni eylemlerin hedefi olacaktır.
İslam ülkelerinde maalesef yönetim kademesine gelenler beyin yıkama faaliyetleri ile inanç ve değerlerinden uzaklaştırıldıklarından, makam ve mevkilerini koruyabilmek için kendi insanlarına, millî ve manevi değerlerine hizmet etmek yerine, bölge üzerinde tarihi emelleri olan batının kan emici olan efendilerine hizmet etmektedirler.
Müslümanlar; birlik ve beraberlik içinde olmalı, kendi aralarındaki çekişmeleri bir kenara bırakarak ekonomik, siyasi, kültürel birliklerini kurarak teşkilatlı bir güç olarak hareket etmelidirler. Cenab-ı Allah’ın EnfalSuresi 45- 46. Ayetlerindeki uyarısını da hiçbir zaman unutmayalım.
“Ey iman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.
Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”