BOP’ un Yeni Adımı ve Emperyalizm

Emperyalizm; güçlü bir devletin kendinden daha güçsüz bir devletin üzerinde ideolojik, kültürel, siyasi, ekonomik, askeri baskı kurması, hâkim olması ve o ülkeyi, milleti sömürmesidir.

Emperyalizm hâkimiyet kurduğu millet üzerinde öylesine bir etki meydana getirir ki, işgal edilmiş ülke ve millet bir süre sonra, kendi millî kültür, millî sanat ve millî değerlerini inkâr ederek cellâdına âşık olur.

Emperyalizmin Beyni Siyonizm’dir

İmparatorluğun ete kemiğe bürünmüş halidir emperyalizm. Emperyalizmin beyni Siyonizmdir. Emperyalizm; güçlü bir devletin kendinden daha güçsüz bir devletin üzerinde ideolojik, kültürel, siyasi, ekonomik, askeri baskı kurması, hâkim olması ve o ülkeyi, milleti sömürmesidir. Bu sömürme sadece ekonomik değil, bütün veçheleri ile olur. Tıpkı Tunus, Cezayir, Fas gibi ülkelerde olduğu gibi! Bu ülkelerin başına getirenler kendi milletinin dilini bile unutur ve sömürgecilerin dilini ana dili gibi konuşurken kendi dilinde çevirmen tutar. Tunus’u 1881 de işgal eden Fransa’nın Tunus’a okulları, kiliseleri ve askerleri ile birlikte gitmesi gibi.1881’den 1956 yılına kadar kaldığı Tunus’un dilini ve kültürünü değiştirecek kadar. Bölgede Fas, Cezayir ve diğer ülkeler farklı mı? Elbette değil.

Medeniyetler Çatışması!

Dünya Judeo-Grek (Yahudi-Yunan) menşeli komünist ve kapitalist ideolojilerin cenderesinde inlerken; birde baktık ki, “Komünist Blok” dağıldı. Sözüm ona dünya tek kutuplu hale gelirken; Samuel Huntington isimli bir adam komünizmin yerine kapitalizmin karşında yeni bir düşman gerektiğini ve bu düşmanın “Medeniyetler Çatışması tezi” ile İslam ve İslam dünyası olacağını iddia etti. Emperyalistler İslam dünyasının üzerine çöktü. Emperyalistlerin kendi elleriyle kurdukları terör örgütleri eliyle teorinin gerçekliğini dünya kamuoyuna ispat etmek için kendi kendilerini vurdurdular. 11 Eylül olaylarından bugüne İslam coğrafyasın da vurulmadık ülke kalmadı ve İslam terör dini, Müslümanlar ise terörist olarak suçlandı. Hem de hiç hak etmediği halde İslam dünyasının üzerine terör yaftası yapıştırıldı. Bütün bunlara rağmen İslam dünyası Siyonist Emperyalistlerin karşı bloğunu oluşturup mazlum milletlere çare olabildi mi? Maalesef buna evet cevabını vermemiz mümkün değil.

Suriye’den sonra sıra kimde?

İslam ülkelerinin başındaki devlet adamları ne yazık ki Beynelmilel Siyon emperyalizmine alternatif oluşturamadı ve mazlum İslam milletleri darmadağın bir halde kendi bölünmüşlüklerine ağlamakla meşguller. Libya, Tunus, Cezayir, Suriye, Irak, Lübnan, Yemen ve daha pek çok İslam toprağı emperyalizmin zulmü ile perişan durumda.  Sıra kimde diye sormaya insanın dili varmıyor ve ne yazık ki, Türkiye de bölünmeye teşne politikalar altında bocalamaktadır. Emperyalizm hâkimiyet kurduğu millet üzerinde öylesine bir etki meydana getirir ki, işgal edilmiş ülke ve millet bir süre sonra, kendi millî kültür, millî sanat ve millî değerlerini inkâr ederek cellâdına âşık olur. Kendi ana dili yerine sömürgecilerin dilini konuşmaya başlar. Bir süre sonra onun gibi konuştuğu dilin kültürü ile düşünmeye ve onun ideallerini gerçekleştirmek için çalışmaya başlar. Mutlu mudur? Asla!  Emperyalist ülke sömürür, esir ülke kendini inkâr ettiği için bütün zenginlikleri sömürgenin kasasına, kesesine ve topraklarına akar, ülke fakr-ü zaruret içinde iken; kendini hür ve bağımsız sanabilir. Biri zenginleşirken diğeri fakirleşir ve birilerinin marabası haline gelir. Lakin kurtuluşu ve yükselişi hâkim emperyalist güce benzemekte ve onun eliyle olacağına iman eder.

“Orduların Rabbi şöyle diyor: O günlerde milletlerin her çeşit dillerinden on kişi bir Yahudi’nin eteğine yapışacaklar ve sizinle gidelim, çünkü Allah’ın sizinle beraber olduğunu işittik diyerek yapışacaklar.”(Tevrat, Zekeriya Kitabı, Fasıl:8, Cümle:23)

“Sizden büyük ve kuvvetli milletlerin mülkünü alacaksınız. Ayak tabanınızın bastığı yer sizin olacak.”(Tevrat, Tesniye Kitabı, Fasıl:2, Cümle:23)

Yahudiliğin Beyni Siyonizmdir.

Dünyada bütün insanların tabi oldukları iki farklı ideoloji vardır. İnsanın fıtratına, yaratılış kodlarına uygun insanı mutlu eden sağ ideoloji ile insanın fıtratını değiştirmeyi hedefleyen gayrı insani ve insanı buhrana sokan, mutsuz eden sol ideoloji. Sağ ideoloji, insanın maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılar ve insanı yükseltip mutlu ederken, sol ideoloji, insanın fıtratına, yaratılış kodlarına uymadığı için insanda ve toplumda buhran meydana getirir.

Bütün gayrı insani ve sol ideolojilerin ana kaynağı ve beyni Siyonizm’dir. Ne isimle anılırsa anılsın, kapitalizm, komünizm ve başka hangi “izm”lerle anılırsa anılsın, kökü beynelmilel Yahudiliğin kaynağı Siyonizm’dir. Hangi devlet hangi devletin üzerinde emperyalist baskı ve hâkimiyet kurarsa kursun kökü, kaynağı beynelmilel Yahudiliğin beyni Siyonizm’dir.

“Yalnız Helen düşüncesi geleneği ile Batı bugün olduğu hale gelemezdi. Başka bir aşı daha gerekiyordu, İşte Yahudi âleminin ve sonradan İncil’in yaptığı etki burada ortaya çıkmaktadır.”(Avrupa Milletlerinin Karakteri, A.Siegfried, Sahife 200, İstanbul Varlık Yayınevi)

“Eski Yahuda ülkesinden gelme ve içinde fırtınalar esen mistik bir soluk böylece asırların ötesinden aşmıştır bastığımız yeri sarmaya devam etmektedir. Böyle bir mayanın bize tesir ettiği nispette biz Orpheus’cu ve Apollon’cu olmaktan ziyade İbrani’yiz.” (Avrupa Milletlerinin Karakteri, A.Siegfried, Sahife 204, İstanbul Varlık Yayınevi)

Dünya Büyük İsrail Devleti…

Elbette Siyonizm’i İsrail’den ibaret saymak ve merkezinin İsrail, Tel-Aviv olduğu düşünülmemelidir. İsrail, Siyonizm’in görünen yüzüdür. İsrail Siyonizm’in kullandığı maşalardan birisidir o kadar. “Arz-ı Mevut” hayali taktik bir hedeften ibarettir. Gerçek hedef dünya hâkimiyetidir. Dünyanın tek bir merkezden idare edilmesi ve dünyanın Siyonizm tarafından yönetilen tek bir devlet haline gelmesidir. Burada efendi Yahudi, diğer bütün milletler ki; hangi millet olursa olsun, köle olmasıdır.

Milletleri demir çubukla “Rab” adına yönetecek olan “Siyon Kızı’dır.” Beynelmilel Siyonizm’in kolları bütün dünyayı sarmıştır. “İşte benden sana miras olmak üzere milletleri, mülkün olarak yeryüzünün uçlarını da vereceğim, onları demir çomakla kıracaksın. Bir çömlekçi kabı gibi onları parçalayacaksın.”(Tevrat, Mezmurlar Kitabı, Fasıl:2, Cümle:7)

Dünyada bir tek efendi vardır. Diğer milletler o efendinin köleleridir. Yahudi’ye kralların lâlâ, kraliçelerin dadı olduğu bir dünya sistemi! Arz-ı Mevut ise aşılması gereken eşiktir ki, askeri olarak aşılmış görünmese de o da çoktan aşılmıştır. İsrail bugün bulunduğu bölgenin, hatta bölgemizin tek hâkimi olduğunu, arkasına aldığı azatsız köleleri ABD ve AB ile birlikte ilan etmiştir. İsrail Gazze ve bütün Filistin’i demir çubukla parçaladığı halde, Lübnan ve Suriye’ye saldırırken ve İran’ın önemli tesislerini de bombalayıp kendine yeni hedeflerler belirlerken İslam Dünyasından ve başka nereden bir tepki var. Kimin sesi çıkıyor veya itiraz eden kim, var mı? Türkiye başta olmak üzere ses veren kim var?

“Siyon Kızı” harmanını dövüyor(!) “Ey Siyon kızı, kalk da harmanını döv, çünkü senin boynuzunu demirden kılacağım. Ve senin tırnaklarını tunç kılacağım. Ve çok kavimler ezeceksin, onların kazancını rabbe ve onların mallarını bütün dünyanın rabbine tahsis edeceğim.”(Tevrat, Mikta Kitabı, Fasıl:4,Cümle:13)

BOP Dünya İsrail Devletinin Maşasıdır…

Emperyalizm, insanları ve ülkeleri çok zaman kendi eliyle idare etmez, çok zaman ele geçirdiği hükümetler ve ülkeler eliyle planlarını gerçekleştirir. Bugün günümüzde Ortadoğu’da sınırlarını değiştirmeyi düşündüğü ülkelerin toprak bütünlüklerini çok zaman o ülkelerin içinde kurup eğittiği terör teşkilatları ve gizli teşkilatlar eliyle veya siyasi baskılar yoluyla gerçekleştirir. Suriye’nin içinde kendi devletine isyan eden insanlar vasıtası ile Suriye’yi bölüp parçaladığı gibi.

“İsrail’in Allah’ı Rabbine söylüyor: Benim elimden bu öfke şarap kâsesini al ve seni göndereceğim bütün milletlere içir. Ve onlar içecekler ve ebediyen sendeleyecekler. Ve aralarına gönderdiğim kılıcın yüzünden çıldıracaklar. Ve onlara diyeceksin İsrail’in Allah’ı orduların Rabbi şöyle diyor: İçinde sarhoş olun ve kusun ve aranıza göndereceğim kılıcın yüzünden düşün ve kalkmayın.”(Tevrat, Yeremya Kitabı, Fasıl:25, Cümle 27)

“Ve o gün, yerin ve bir ucuna kadar Rabbinin öldürdüğü adamlarla dolacak, onlar için dövünmeyecekler ve onlar toplanıp gömülmeyecekler, toprağın yüzünde gübre olacaklar.”(Tevrat, Yeremya Kitabı, Fasıl:25, Cümle: 33)

“Ve milletlerin ülkelerin kuvvetlerini harap edeceğim. Herkes kardeşinin kılıcı ile düşecek.”(Tevrat, Hağğay Kitabı; Fasıl:2İ Cümle:22)

“Sen benim cenk topuzum ve cenk silahımsın. Ve seninle milletleri kıracağım. Ve seninle ülkeleri helak edeceğim. Ve seninle çobanı ve sürüsünü kıracağım. Ve seninle çiftçiyi ve çiftini kıracağım ve seninle valileri ve kaymakamları kıracağım.”(Tevrat, … Kitab,ı Fasıl: 51, Cümle: 20)

6 Ekim Tarihli HAMAS Saldırısı Bir Projedir.

Bölgemizde Hamas’ın İsrail’e saldırmasının bir proje olduğu kadar, bu saldırı ile İsrail’in gücü de ortaya çıkmış ve emrindeki emperyalist ülkeler birer birer İsrail’in yanında yerlerini almıştır. 1948’de gün yüzüne çıkmaya başlayan senaryo, Siyonizm’in silahı olan bu günkü katil İsrail’e evrilir. Siyonizm, yani emperyalizm kullandığı ekipmanları zaman içinde teker, teker değiştirerek hedefine yürümektedir. Tıpkı SSCB’nin komünist yönetiminin görevini tamamlayıp sahneden ayrıldığı gibi sistem değişmiş ama emperyalist emeller değişmemiştir. Sadece argümanlar değişmiştir. Eskiyen, yıpranın sistemlerin yerini yeni sistemler almakta ve Emperyalist Siyonizm yoluna devam etmektedir.

Yahudi Düşmanlığı Akıl Hastalığı Mı?

Halen ABD’de ve emperyalist ülkelerde Yahudi hizmetkârlığı ve Yahudi’nin kutsallığı devam etmektedir. Halen ABD’de Yahudi aleyhtarlığı ise akıl hastalığı ile bir görülmektedir. Bu İngiltere, Fransa, Rusya’da çok daha farklı değildir. Bu hükümetlerin ekonomilerini elinde tutanlar Yahudi iş adamları, hükümetlerinde görevli bazı bakanları Yahudi kökenlidir. İşin enteresan tarafı son seçimlerden sonra ABD hükümetinde görev verileceği söylenen birçok bakanın Yahudi kökenli olduğu biliniyor. Bir ahtapot gibi dünyayı sarmış olan Beynelmilel Siyonizm yanlıları Muharref Tevrat’ta yazılanları hayata geçirmekle meşguller.

 “Milletlere baş olmak için beni korudun, bilmediğim bir kavim bana kulluk edecek, yabancı oğulları bana boyun eğecekler. Kulakları işitince bana itaat edecekler. Yabancı oğulları takatsiz kalacaklar ve hisarlardan çıkacaklar.”(Tevrat, Samuel Kitabı, Fasıl 22,44 ve 46 cümleler.)

 “Bak bugün milletler üzerine ve ülkeler üzerine kökünden sökmek ve yıkmak için, helak etmek ve yok etmek için, bina etmek ve dikmek için seni koyduk.”(Tevrat, Yeremya Kitabı, Fasıl:1, Cümle:10)

 “Ve vaki olacak ki, kovalanan ceylan gibi ve toplayanı olmayan koyunlar gibi, herkes kavmine yönelecek ve herkes memleketine kaçacak. Ele geçen her adamın gövdesi delik deşik edilecek ve tutulan her adamın kılıçla düşecek. Yavruları da gözleri önünde yere çalınacak, evleri çapul edilecek ve karıları kirletilecek.”(Tevrat, İşaya Kitabı, Fasıl:13, Cümle 14 ve 16)

 “Rab Yahova şöyle diyor; işte milletlere elimi kaldıracağım ve kavimlere bayrağımı yükselteceğim. Ve senin oğullarını kucaklarında getirecekler ve senin kızlarını sırtlarında taşıyacaklar ve krallar sana lâlâ ve kraliçeleri sana dadı olacaklar, yere kapanıp ayaklarının tozunu yalayacaklar ve bilecekler ki Rab benim ve beni bekleyenler utandırılmayacaklar.”(Tevrat, İşaya Kitabı, Fasıl:49, Cümle:22)

“Sana kulluk etmeyen kavim ve ülke yok olacak o milletler tamamen harap olacak.”(Tevrat, İşaya Kitabı, Fasıl:60 Cümle:12)

İki kutuplu Dünya…

20. yüzyılın başında dünya iki merkeze bölünmüş ve dünya milletlerinin bir kısmı kapitalist bloğa, diğer kısmı komünist bloğa sığınmış vaziyette, komünist ve kapitalist bloklar sözüm ona birbirine düşman kardeşler olarak milletleri korkutarak emperyalist emellerini hayata geçirdiler ve yıllarca beynelmilel Siyonizm’in emellerine hizmet ettiler. 1991 yılında e SSCC dağıldığında ise dünya sanki tek kutuplu hale geldi havasına girdi girmesine de ABD’nin, yani Siyonizm’in maymunla temsil edilen kısmının da ne kadar emperyalist ne kadar baskıcı ne kadar zalim olduğu anlaşıldı. Aslında yoktu birbirlerinden farkları iki kutupta emperyalist ve iki kutupta aynı sisteme hizmet ediyordu.

“Ve herkes kendisine karşı ve herkes komşusuna karşı, şehir şehire karşı ve ülke ülkeye karşı cenk edecekler.” (Tevrat, İşaya Kitabı, Fasıl:19, Cümle:2)

“Dünya baştanbaşa çapul edilecek, çünkü bu sözü Rab söyledi. Dünyanın yüksek kavimleri zayıflıyorlar.” (Tevrat, İşaya Kitabı, Fasıl: 24, Cümle: 4)

Hizmetkârlar Zamanla Değişiyor

Bu günlerde tek kutuplu dünyadan yeniden birkaç kutuplu bir dünyanın temelleri atılmaktadır. Türk dünyasının kanlısı Rusya’nın ikizi Çin, mazlum milletler üzerinde zulmünü artırırken, diğer fakir milletler üzerinde ise baskısını kurmanın çalışmalarını yapıyor. Onunda hemen yanında Hindistan gelecek için planlar kurmakla meşgul. Beynelmilel Siyon emperyalizmi de değişik argümanlarını kullanarak insanların üzerindeki emperyalist emellerini gerçekleştirmek için çalışmalarını artırmaktadır. Tıpkı 19. Yüzyılda süper gücün İngiltere olması gibi… Nerede mazlumlar üzerinde emperyalist emeller ve faaliyetler yapılırsa yapılsın merkezi, varacağı yer, kaynağı Beynelmilel Yahudiliğin dünyada tek merkezli “Büyük İsrail Devleti “hedefine çıkmaktadır. Büyük İsrail devletinin yönetiminin merkezide bölgemizdir. Bu merkezin kurulabilmesi, gerçekleştirilebilmesi için Türkiye’nin, Anadolu’nun sınırlarının “Büyük İsrail Devletinin” sınırlarının içinde olması gerekmektedir. Çünkü Anadolu, Türkiye Toprakları, dünyanın tam ortası, dünyada ulaşılabilecek bütün yolların kesişme noktası Anadolu coğrafyasıdır. Bu coğrafya ele geçirilmeden, Türk milleti bu bölgede esir edilmeden, Türkiye Cumhuriyeti devleti yıkılmadan Muharref Tevrat’ın Yahudi ırkına yüklediği görevler tam olarak yerine getirilemez.

Anlamamız Gereken!

Türkiye’yi idare eden iktidarların anlamak istemediği veya anlayamadığı mesele budur. Türkiye ülkemizin birlik ve dirliğini okyanus ötesinden gönderilen emirlerle sağlamaya çalışması ne yazık ki Beynelmilel Yahudiliğin değirmenine bilerek veya bilmeyerek su taşımak anlamına gelir. Bir an önce milletimiz,devlet adamlarımız uyanıp karşı tedbirleri almak zorundadır. Bir düşman çok bin dost azdır. Bölgemizi acilen dostlarımızla tahkim etmeliyiz. Emperyalizmin önlenmesinin, mazlum milletlerin bu Siyonizm belasından kurtuluşu buna bağlıdır. Bölgemizin selameti buna bağlıdır.

Related posts

BAŞYAZI: Yargı sopasıyla toplumsal muhalefet yok ediliyor #34

Avrupa Birliği Ordu Kurabilecek Mi?

Siyasette Arınma: Kirlenen Siyaset Mi, İnsan Mı?