Büyük Zafer Filminin Senaristi ve Animatörü İbrahim Kiraz ile Söyleşi
“BU VATAN KOLAY KAZANILMADI”
Son dönemde “Terörsüz Türkiye” adı altında Büyük Türk Milletine kurulan tuzakların tartışıldığı günlerdesessiz sedasız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden ve Anadolu’yu yeniden vatan yapan Büyük Taarruz’un yıldönümünde sinemalarda vizyona giren Zafer animasyon filminin senarist ve Animatörü İbrahim Kiraz UYANIŞ’a konuştu. Büyük Zafer’in hikayesini ve hedeflerini anlatan Kiraz, “Çocuklarımıza, özgürlüğün ve bağımsızlığın nasıl kazanıldığını görsel bir destanla anlatmak istedik” dedi.
“Büyük Zafer” fikri nasıl doğdu?
Benim için bu film, sadece bir sinema projesi değil, aynı zamanda milletimizin bağımsızlık ruhuna bir saygı duruşudur. Uzun yıllardır 3D animasyon üzerine çalışıyorum. Çocuklarımızın, gençlerimizin tarihi sadece kitaplardan değil, sinema gibi görsel bir dilden öğrenmeleri gerektiğini düşündüm. “Büyük Zafer”, 30 Ağustos’un ve Kurtuluş Savaşı’nın ruhunu yeni nesillere aktarmak için doğdu.
Animasyon ve tarih… İlk bakışta çok farklı iki alan. Siz bunu nasıl birleştirdiniz?
Evet, zor bir dengeydi. Bir yandan tarihe sadık kalmak gerekiyordu, bir yandan da gençlerin ilgisini çekecek bir görsel dünya kurmak. Animasyon bana bu özgürlüğü verdi. Gerçekçi, ama aynı zamanda hayranlık uyandıran bir atmosfer oluşturmaya çalıştım.
Sizi bu projeye sürükleyen şey neydi? Filmin yapım sürecinde hangi zorluklarla karşılaştınız?
Çocukluğumdan beri tarihî kahramanlık hikâyelerine çok meraklıyım. Hep şunu düşündüm: “Bizim destanlarımız neden sadece kitaplarda kalsın? Neden sinemanın diliyle yeni nesillere ulaşmasın?” Bu soruların peşinde yıllarımı verdim. “Büyük Zafer” aslında benim çocukluk hayalimdi. En büyük zorluk, teknik ve sanatsal beklentileri aynı anda karşılamaktı. Bir yandan uluslararası kaliteyi yakalamak, diğer yandan Türk milletinin ruhunu gerçekçi bir şekilde hissettirmek gerekiyordu. Animasyon film üretmek uzun soluklu bir süreç ve aynı zamanda yüksek maliyeti olan bir iş, özellikle de bu ölçekte bir yapımda inanç ve sabırla çalışarak başardık diyebilirim.
Bu kadar büyük bir işe girişmek cesaret ister. Size bu cesareti veren neydi?
Açıkçası cesaretimi tarihimizden aldım. Büyük Taarruz’un komutanları, askerleri, hatta cepheye mermi taşıyan analarımız… Onların cesaretini düşündüğümde, “Benim de bu filmi yapmam gerek” dedim. Çünkü onlar imkânsızı başardı. Benim yaptığım sadece onların hikâyesini yeni bir dille aktarmak.
Filmin müzikleri ve sanatçı işbirlikleri çok dikkat çekiyor. Bize biraz bahseder misiniz?
Evet, bu bizim için çok özel bir kısım. Türk müziğinin büyük ustaları filme destek verdi: Musa Eroğlu, ArslanbekSultanbekov, Uğur Önür, Çetin Akdeniz… Ayrıca Musa Göçmen Senfoni Orkestrası filmin müziklerine ayrı bir ruh kattı. Özellikle Musa Eroğlu’nun bu film için özel bir türkü bestelemesi ve seslendirmesi, bizim için onur verici oldu.
“Büyük Zafer” filminin çocuklar ve gençler için önemi nedir sizce?
Tarih, bazen gençlere ağır gelebilir. Biz bu filmi yaparken onların dünyasına uygun bir dil aradık. Çocuklarımıza, özgürlüğün ve bağımsızlığın nasıl kazanıldığını görsel bir destanla anlatmak istedik. Onlar sinema salonunda izlerken “Bu vatan kolay kazanılmadı” duygusunu içselleştirecekler.
Kütahya’nın bu filmde ayrı bir önemi var. Bundan da bahseder misiniz?
Evet, Kütahya bu filmin kalbinde. Çünkü Büyük Taarruz’un en önemli safhaları bu topraklarda yaşandı. Kütahya Valiliği’nin desteğiyle filmi 30 Ağustos Zafer Haftası’na özel hale getirdik. Bu film, hem Kütahya’nın tarih sahnesindeki önemini hem de Türkiye’nin bağımsızlık ruhunu anlatıyor.
Filmin uluslararası vizyonu olacak mı? Bu proje sizin kariyerinizde nasıl bir yere sahip?
Evet, amacımız sadece Türkiye’de değil, dünyada da bu filmi izletmek. Çünkü bu sadece bir Türk destanı değil; aynı zamanda emperyalizme karşı verilmiş evrensel bir bağımsızlık mücadelesi. Uluslararası festivaller ve dijital platformlar aracılığıyla dünyaya açılmayı hedefliyoruz. Benim için bir dönüm noktası. Senarist ve animatör olarak yıllardır hayalini kurduğum bir projeyi hayata geçirmek inanılmaz bir duygu. “Büyük Zafer” sadece bir film değil, aynı zamanda gelecek nesillere bırakacağım bir miras.
Filmden izleyicilerin çıkardığı mesaj ne olmalı? Bundan sonra hangi projeler gündeminizde?
Birlik olmanın, inançla yola çıkmanın, fedakârlığın ve vatan sevgisinin neler başarabileceğini görsünler istiyorum. Bu film, “Biz de başarabiliriz” duygusunu aşılasın. Çocuklar ve gençler salonlardan çıktığında, atalarının cesaretiyle gurur duysunlar. “Büyük Zafer” sonrası hem tarihî hem de eğitsel içeriklere odaklanmaya devam edeceğim. Özellikle VR (sanal gerçeklik) tabanlı eğitim projelerim var. Çocukların sadece izleyici değil, aktif katılımcı oldukları yeni nesil öğrenme modelleri geliştirmek istiyorum. Atatürk’ün şu sözü benim için her zaman bir rehber oldu: “Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” Bu söz bana şunu hatırlatıyor: Biz ne zaman geçmişimizi doğru tanısak, geleceğe dair daha cesur adımlar atıyoruz. Ben de bu projelerimde, çocuklarımızın atalarını tanıyarak kendi hayallerine daha büyük bir inançla sarılmalarını istiyorum.