Çelişki

Kabuk tutmuş yaraları kaşırsın;
Söylesene; emelin ne, düşün ne?
Nemrut ateşine odun taşırsın;
İbrahim’in gülzarında işin ne?

Hevesinin ardı sıra koşarsın,
Hayatını Yezit gibi yaşarsın,
Mayhoşların masasında coşarsın;
Kerbela’ya akıttığın yaşın ne?

Divaneye dönen sensin dirlikten;
Biliyoruz, huzursuzsun birlikten…
Demlenerek dem vurursun erlikten;
Sinsi sinsi savurduğun taşın ne?

Eyvahını ağıtlara yüklersin;
Dert üretir, dertlere dert eklersin!
Sıkışınca kuldan medet beklersin;
Yüreğin ne, bileğin ne, başın ne?

Kemlikleri kelam ettin diline;
Yedin, yuttun ne geçtiyse eline…
Uymadın ki, Medine’nin gülüne;
Uğrun serap, için zifir, dışın ne?

Lütfü sana Hak’tan diler hidayet,
Vermelisin günahlara nihayet.
İyiliği başa kakan muhannet;
Yenilir mi; ekmeğin ne, aşın ne?

Related posts

BAŞYAZI: Egemenlik ve tam bağımsızlık hakkından taviz verilemez #37

Mekke Paktı Stratejik Başarı Mı, Tehlikeli Bir Girişim Mi?

Kanun Kılıflı Mağduriyetler: Bu Kaçıncı Soygun?