Çuvaldız

Evet değerli okurlar, yeni bir sayıda sizlerleyim. Üşenmedim, sırf sizin için bu yazıyı kaleme aldım. Hem de insanı bunaltan sıcak havalara rağmen. Sıcak başıma geçmiş olmalı ki karmakarışık bir yazı çıktı ortaya. Eh, arif olana tarif gerekmez. Zira benim ne dediğimi de sadece siz anlarsınız…

3.Dünya Savaşı

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nı görememiş bir nesil olarak, tüühh, bir dünya savaşı bile görmeden giden biri olacağız derken birileri çıkıp 3. Dünya Savaşı’ndan bahsedince bir sevindim, bir sevindim ki…

3. Dünya Savaşı; birlerinin birilerini öldürmesiyle mi başlar, yoksa birileri bir diğerine “niye yan baktın” deyince mi kopar, orasını bilemem. Bildiğim bir şey varsa o da 3. Dünya Savaşı’nın çok önceleri başladığıdır.

Zira, günümüz dünya savaşları, öyle orduların karşı karşıya gelmesiyle top ve tüfekle değil, topsuz ve de tüfeksiz uzaklardan yapılıyor.

Mertlik, söylendiğinin aksine, tüfek icat olunca bozulmadı. Zaten bozuktu. Zira medeni gördüğümüz tekmil Batı, ta başından beri namertti. Ve 3. Dünya Savaşı da Batının namertçe dünyayı üleşmeye girişmesiyle başladı.

3. Dünya Savaşı’nın soğuk tarafında, bir tarafta emperyalist emeller, diğer tarafta işbirlikçiler, siyasi, kültürel ve ekonomik işgaller, sıcak tarafında ise fiili olarak işgal edilen ve yakıp yıkılan İslam ülkeleri yer alıyor.

3. Dünya Savaşı, bir yönüyle Batının Doğuyu dizginleme ve hükümranlık savaşı, diğer yönüyle Doğu’nun yeraltı zenginliklerine konma savaşıdır.

Ve bu savaşın baş aktörü ne ABD ne de AB ve diğer ülkelerdir. Bu savaşın baş aktörü bildiğiniz gibi Siyonizmdir. Amaç, Yahudi Cihan Diktatörlüğüdür.

Muharref Tevrat’ta; Yahudi Cihan Diktatörlüğü, milletlerin ancak tarih, din, ahlâk, devlet ve özellikle milliyet bağlarından koparılması sonucunda şahsiyetlerini kaybetmiş insan sürüsü üzerinde kurulabilir” denilmekte.

Şimdi, yıllarca dinimiz ve ahlakımız, son yıllarda ise milliyetimiz üzerinde ne için oynandığı iyice anlaşıldı mı?

Niçin Türklükten kurtulup Türkiyeli olduk? Niçin bizi, siz millet değilsiniz, ümmetsiniz öksesiyle tuzağa çekmek istiyorlar? Ve niçin ahlakımız yıllardır sürekli örselenip duruyor?

Hepsi Yahudi Cihan Hakimiyeti için. Büyük İsrail’i kurmak amacıyla Irak’ta kurdurulan, Suriye’de de kurulmakta olan sözde Kürt devletleri ile alınan yolda İsrail, bizatihi harekete geçmiş ve Filistin’in son kalesi olan Gazze’yi kendi topraklarına katmak için sıcak savaşta yeni bir cephe açmıştır.

Tarihte 3. Dünya Savaşı

Biliyorsunuz, bize Kürt Sorunu diye yutturulan, ancak aslı bir Vatan Bölme Faaliyeti olan bir sorunumuz var. İşte bu konuda Yeniden Millî Mücadele Dergisi’nin 21 Nisan 1970 tarihli 13. sayısından yaptığım alıntılar:

Kürt Meselesinde neredeyse bütün milletler çok yakından ilgili. İngilizler, Ruslar, Fransızlar, Mısır ve Nasır vs. Aslında bütün bunları yöneten, taktik veren gizli bir el var: O da Beynelmilel Yahudilik!

Kürt Meselesinde ilk olarak İngiliz politikasına göz atacağız. İngilizler, her devirde mutlak Yahudi kontrolü altında olan politikalarıyla…

… Osmanlı’nın yıkılışını hazırlamak için çok uğraşmışlardı. Çok uzun yıllar çalıştılar, ancak başarılı olamadılar. Bunun üzerine Doğu’daki boşlukları aramaya başladılar. Binbaşı Noel bu vazife ile Doğu’ya gönderildi.

“Benim problemim Kürtler” diyen Noel Bağdat’tan buraya geldi. Çok iyi bir insan, çok kudretli biri. Fakat öte yandan Kürtlerin peygamberi olmak istiyor. «Kürtler gibi kimse yoktur. Onlar çok asil, çok iyidir» diyor.

Ermenilerin ise değersiz ve hilekâr oldukları görüşünde… «Kürtler hiçbir Ermeni’yi öldürmedi. Fakat Ermeniler Kürtleri öldürdü» diyor.

Korkarım ki Noel bir Kürt Lawrance olacak. Mezopotamya yakında bizim olacağına göre, Noel bir Kürt Devleti kurarsa Kuzey dağlarını koruyabiliriz.

Abdülkadir ve onun gibi adamlarla konuştum. Kürdistan’a giderek orada nüfuzlarını kullanmalarını istedim. Onları etkileyebilmek amacıyla biz de Türklere hile yapıyoruz diye belki beş defa tekrarlamak zorunda kaldım.

Bununla beraber, Kürtlere çok fazla da güvenilmez. Majestelerinin amacı, Türkleri azami derecede zayıflatmak olduğuna göre, Kürtleri bu şekilde harekete geçirmek fena bir plan değil. (İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye, 21 Temmuz 1919, Vesika No: 464, Mr. Hohler’den Sir F. Tilley’e)

Milletini seven her insanın, bilhassa da Doğulu kardeşlerimizin okumaları gereken bu vesikaları, yeni sayılarda da incelemeye devam edeceğiz. Ve göreceğiz ki, Kürtçülüğün mazisi son derece eskidir ve beynelmilel bir komplodur. (YMM Dergisi, Yıl 1, Sayı 13, 21 Nisan 1970, Sayfa: 8)

Günümüzde 3. Dünya Savaşı

Fener Rum Patriği 1. Bartholemeos, 15-16 Haziran tarihlerinde İsviçre’de “Ukrayna’da Barış Konferansı” adıyla düzenlenen uluslararası konferansa “Konstantinopolis Ekümenik Patriği” adıyla davet ediliyor ve…

… gözlemci sıfatıyla davete katılıp, konuşma yapıyor, sonuç bildirgesine de imza atıyor. Servis edilen resimde, önündeki tanıtım etiketinde bu sıfatın yer aldığı, etiketin yanına patrikhane bayrağının konduğu görülüyor.

Konferansa katılacak davetlilerin listesinin önceden belirlendiği ve ilgili ülkelere, organizasyonlara ve bize de gönderildiği biliniyor.

Bu kongreye kimlerin hangi sıfatla katılacağı biliniyor, kongre katılımcı listesinde Patrik 1. Bartholomeus için “Konstantinopolis Ekümenik Patriği” sıfatına yer veriliyor ve üstelik Patrik sonuç bildirisine de imza atıyor.

Papanın Kongreye Vatikan adına bir gözlemci olarak katılmamasına, sonuç bildirisine imzasının bulunmamasına karşın Bartholomeus’a böyle yetkinin verilmesi karşısında Dışişleri ciddi bir tepki vermemiştir.

Dışişleri Bakanlığı’nın tek tepkisi; Fener Rum Patrikhanesi’nin isminin de bildiride imzacı olarak yer aldığına dair iddialarla ilgili açıklama istemek.

İsviçre ve Ukrayna, hemen yeni bir imzacılar listesi yayınlar ve Ekümenik Patrik sıfatıyla Bartholomeos’un attığı imza ortak bildiriden çıkarır.

Şimdi diyeceksiniz ki, kısa bir süre önce birinin, bu Patriğe, üzerinde aynı sıfatın yazılı olduğu bir forma hediye ettiğinde ne oldu ki, bu olaydan sonra bir şey yapılsın. Yapılması gereken tek şey Patriğe haddini bildirmektir!

Asıl yapılması gerekense, devlet ve millet olarak üzerimize oynanan hain oyunları görüp, derhal dur demek!

Related posts

BAŞYAZI: Yargı sopasıyla toplumsal muhalefet yok ediliyor #34

Avrupa Birliği Ordu Kurabilecek Mi?

Siyasette Arınma: Kirlenen Siyaset Mi, İnsan Mı?