Çuvaldız

Evveeet değerli okurlar, dergimizi okumaya başladınız ve okuya okuya yazarınız Çuvaldızın nadide sayfasına geldiniz. Yazılarımı çok beğendiğinizi duyuyor ve memnun oluyorum. Eee, serde yazarlık var, huyum kurusun iyi de döktürürüm. Siz, sen önce kendine bir kurşun döktür Sayın Çuvaldız mı? diyorsunuz. Ben de yazımı okuyunca bundan vaz geçeceksiniz diyorum.

Hisseli Yerel Seçim Kumpanyası!

Evveet, ölmez sağ kalır, ayın sonunu çıkarabilirsek bizi yerel yönetimlerde temsil edecek belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini seçeceğiz. Sakın ola ki siz, seçeceğiz dediğime bakmayın. Aslında yapacağımız seçim değil, makama ayarlananları, makama getirmek olacak.

Yapılan işin seçim olabilmesi için, seçmenlerin oy verecekleri adayları tanımaları ve vaatlerini ve projelerini de bilmeleri gerekir.

Seçime giren adayların matbuat ve seyranatta seçmenlerin önüne çıkıp kendilerini tanıtmaları, projelerinden bahsetmeleri ve basın mensuplarının sorularına cevap vermeleri, bence sağlıklı bir seçimin olmazsa olmazıdır.

“İşte senin bu dediğin bizim ülkede olmaz Sayın Çuvaldız” mı diyorsunuz? Yerden göğe kadar haklısınız, bunun olmayacağını ben de biliyorum. Ama sistemimiz, söylendiği gibi gerçekten demokrasi ise bu böyle olmalı!

Ancak, ülkemizdeki mevcut seçim sistemi, hep kendilerine kazandırdığı için olsa gerek, iktidarı ve muhalefeti ile bütün kitle partileri, bu durumdan çok memnunlar.  

Siyasi partilerin bu ucube sistemi savunmaları bir dereceye kadar haklı görülebilir. Ancak, bu durumu asla savunmaması gereken bir Kurum var: YSK!

Ama ne yazık ki seçimlerin yasalara uygun olarak, eşit şartlarda ve adil bir ortamda yapılmasını sağlama görevi olan YSK, siyasetin tahakkümü altında kaldığı için bunu yapacak dirayetten uzak bir Kurumdur. 2010’da Anayasa değişikliği ile ilgili halk oylamasında mühürsüz oyların geçerli sayılması, siyasetin gölgesinin ta nerelere kadar uzandığının bir göstergesiydi.

 2023 yılında genel seçim kararının bu konuda yetkisi olmayan Erdoğan tarafından alınması ve normal seçim takviminden bir ay önce seçimlere gidilmesi ise tam bir garabetti…

Yasa, bir partinin ismi ve simgesi, bir başka parti veya ittifak tarafından kullanılamaz derken Millet İttifakı’nın Millet Partisi’nin adını kullanmasına da dur demeyen bir YSK gördük, çok şükür. Anayasa 101. madde, bir kişi en çok iki defa cumhurbaşkanı seçilebilir derken, o eski Cumhuriyetteydi, şimdi yeni bir Cumhuriyetteyiz(!) diyenlere uyan bir YSK’mız oldu, hamdolsun!

Bu Seçimler Eşit ve Adil Değildir!

Evet, bu seçimler maalesef eşit ve adil değildir. Önceki seçimlerin de eşit ve adil olmadığı gibi. Seçimlerin eşit ve adil olabilmesi için, seçimlere giren her partinin devlet imkanlarından eşit olarak yararlanabilmesi, iktidara ve ana ya da yavru muhalefete herhangi bir ayrıcalık tanınmaması gerekir.

Ama bu ülkede iktidarsanız, bütün devlet imkanları emrinize amade. Ana muhalefete de şöyle biraz bir sus payı. Oldu mu size en âlâ demokrasi.

Gerek seçim dönemlerinde gerekse normal zamanlarda, Devletin bütün imkanlarını bol kese kullanan kim var dersiniz? Ya da Demirel’e, Özal’a ve diğerlerine adeta rahmet okutan kim ola ki dersiniz?

İtibardan tasarrufu sevmeyen,” Reis benim, devlet de” deyu savura savura Hazineyi tam takır kılan, hemen her gün devlet imkanlarıyla o şehir senin, bu şehir benim açılıştan açılışa koşan Erdoğan!

Peki, YSK bu adiliğe dur diyebiliyor mu? Mümkün değil! Minareyi çalanlar zaten kılıfını hazırlamış. Bu nedenle son güne kadar Reis’e her şey serbest. Yani Ağaya her şey beleş!

Peki bütün bunlar ahlaki mi? Ahlaki olmalı! Evet, evet, ahlaki olmalı! Zira hep “önce ahlak ve maneviyat!” deyip duruyorlardı. O dedikleri ahlak, olsa olsa bu ahlak olsa gerek…

Seçim Kanunları “adalet” üzere olur da Erdoğan bu adaletten ziyadesiyle yararlanma yolunu seçmez mi? Devlet iktidar diye bunlara, muhalefet diye de diğerlerine milyarlarca lira yardım veriyor. Biz de diyoruz ki yetimlerin hakkı olan bu paralar hiçbir partiye verilmesin, Hazinede kalsın. Olmazsa depremzedelere harcansın. Olur mu? Oya tevil için saçılsın da saçılsın…

Partiler öyle bir seçim harcaması yapıyor ki YSK çıkıp bunların kaynağı nedir diye sormuyor, A’dan Z’ye her partiye bu paraları nereden buldunuz diyemiyor.

Erdoğan TRT’yi adeta Tayyip Radyo ve Televizyonu haline getirmiş, 7/24 tepe tepe kullanıyor. Yanına yanaşan da bu nimete kavuşturuluyor. Hatta, hain bir partiye güya hücum edilirken bile propagandasına vesile olunuyor. Ve ülke, bu şartlar altında seçimlere götürülüyor. Bütün bunları bizatihi gören millet ise sessiz ve çaresiz, dur bakılım ne olacak diye bekliyor.

Gemicikler Tam Yol İleri!

7 Ekim’den beri İsrail, bomba olup, ölüm olarak Gazze’ye yağıyor. Batı da bile vicdan sahipleri bu duruma isyan edip bu vahşetin bitmesi için tavır korken asıl tavır koyması gereken biz ise herhangi bir ses getirmeyecek cılız bazı eylemlerle kendimizi avutmakla meşgulüz.

Gazze’deki İsrail vahşetine yönelik birkaç beylik söz dışında ne bir eylem ne de bir yaptırım söz konusu. Amma İsrail’le ticaret tam gaz devam ediyor.

Erdoğan’ın Sakarya’da düzenlediği miting sırasında bazı vatandaşlarca “İsrail ile ticaret utancı sonlandırılsın” yazan bir pankart açılır. Bu talebe bile tahammül edemeyen Reis apar topar kaldırtır bu pankartı.

Bursa’da bir vatandaş, Varank ve M. Özhaseki’ye “İsrail ile ticaretten utanç duyuyoruz. Hükümet bu halkın sesine kulak versin. İsrail ile ticaret Filistin’e ihanettir. Sizi kınıyoruz. Lütfen biraz hassasiyet gösterin” diye uyardı.

Uyardı da ne oldu. Sağıra yatan bir Bakan ve bir vekil gördük o kadar. Ne duydular ne de utandılar. Umursamaz bir tavırla yollarına devam ettiler. Ne de olsa durmak yok, yola devam…

Bu videoyu tanıdıklarla paylaştım. Ve ne acıdır ki sıkı bir AKP’li birinden söyle bir mesaj aldım: Sizin Global Dünya gerçeklerinden haberiniz yok galiba Ahmet Bey!

Yani İsrail ile ticaret, Global Dünya gerçeğiymiş, iyi mi? Global Dünya gerçeği, Tayyib’e başbakanlık payesi layık görüldüğünde başladı. Kahrolası BOP eş başkanlığının gereği Irak ve Suriye’nin tarumarı için verilen desteklerle sürdürüldü. Ve Suriyeliler ülkeye dolduruldu. Şimdi ise indirilip çıkarılan faizlerle ve artan enflasyonla ekonomimiz mahvediliyor!

Related posts

BAŞYAZI: Yargı sopasıyla toplumsal muhalefet yok ediliyor #34

Avrupa Birliği Ordu Kurabilecek Mi?

Siyasette Arınma: Kirlenen Siyaset Mi, İnsan Mı?