Davamız ve Dava Adamlarının Görevleri!

Dava adamı, inandığı değerler uğruna kişisel konforundan, maddi çıkarlarından ve bazen de özgürlüğünden vazgeçebilen kişidir. Onun için “ben” değil, “dava” ön plandadır. Çıkar gözetmeksizin, zor zamanlarda bile geri adım atmaz.

 

Hayat; bir sınavdır, sınanmadır. Hayatın her alanında işimiz, eşimiz, malımız, evladımız ve çevremizle sınanıyoruz… Dava ve inanmış insanların hayatları sabır ve şükür arasında olmalıdır! Elbette hayatta birçok zorluklar yanında kolaylıklar da vardır. Rabbimiz; “Her zorlukla beraber elbette bir kolaylık vardır. Evet, her zorlukla beraber elbet bir kolaylık vardır!” (İnşirâh,94/5-6) buyurmaktadır.  Hayat; dava, sınav ve mücadeledir…

Her birimizin değişik sıkıntıları vardır. Hani bir söz var, senin çile ve sıkıntını nimet sayanlar da vardır. İşte dava insanları hayatın mihnetini, hayatın bir parçası kabul ederek, davasına engel teşkil etmeden mücadele etmelidirler… Bizler zihnen, ruhen dinç; aklen, bedenen kemale ermiş insanlarız. Bir çoklarımız belki hazan mevsimindeyiz ama kalbimizdeki özlem, heyecan ve umutları bahar mevsimine taşımanın heyecanı ve gayreti içerisindeyiz. İşimize her sabah yeniden, ‘bismillah’ deyip başlamalıyız…

Millet Partililer, rahmetli Aykut Edibali’nin siyaset akademisinde siyaset yapmak için yetiştirilmiş, milli iktidar ve milli devlete kodlanmış farklı, inkılapçı, mücadeleci insanlardır. Bu kadro akleden, sorgulayan, topluma yön verip rehberlik yapan, yerli ve milli bir siyasi kadrodur. Kutlu medeniyetin yeniden inşası için, sadece ülke sınırları içerisinde değil, Türk ve İslam coğrafyasına, insanlığa da rehberlik yapacak bir misyonun temsilcileridirler!..

Dava adamı olmak, sadece bir işe, siyasi hobiye veya geçici bir hevese sahip olmak demek değildir. Hayatının merkezine büyük bir ülküyü, inancı, doktrini veya toplumsal bir ideali koyması ve tüm yaşamını bu amaca göre şekillendirmesidir. Dava insanları, genellikle siyasi, dini, milli veya toplumsal büyük hareketlerin içinde, kendisini o hareketin başarısına adamış karakterlerdir. Amaç, Hak davasında vakar ile yürümek, hakikat uğruna gerektiğinde canla, malla mücadele etmek, hak rızasının sırrına ermektir.

Davada adamlarının mücadelesi!  

Bizler birer dava adamıyız! Dava insanları hayatın tüm olumsuzluklarına rağmen, vizyoner bir aklı ve aksiyoner bir ruhu daima diri tutabilme gayretindedirler. Dava adamları ile yollar yürünür, engeller aşılır. Bir sevda ve davaya adanmış bir gönül için hiçbir yol uzun değildir.

Adanmışlık ve Fedakârlık; Dava adamı, inandığı değerler uğruna kişisel konforundan, maddi çıkarlarından ve bazen de özgürlüğünden vazgeçebilen kişidir. Onun için “ben” değil, “dava” ön plandadır. Çıkar gözetmeksizin, zor zamanlarda bile geri adım atmaz. Yerine göre hayatlarından maldan, yardan, serden geçme vardır. Tutarlılık ve Omurgalı Duruş; Rüzgâra göre yön değiştirmez, fırıldak olmaz. Popüler akımlara, dönemin güç odaklarına veya kişisel menfaatlerine göre fikrini satmaz, davasını terk etmez… Millet Partililerin çizgisi nettir; dün neyi savunuyorsa, bugün de (şartlar ne kadar zor olursa olsun) aynı değerlerin arkasında duruyor. Yani okçular tepesindeki nöbete devam ediliyor… 

Samimiyet ve Sadakat; İnandığı şeyi sadece lafta bırakmaz, hayatına tatbik eder. Dava insanı liderine, genel başkanına, yol arkadaşlarına ve davanın temel ilkelerine sonuna kadar sadık olup, “kader birliği yapmış” kişilerdir.

Çileye Talip Olmak; “Dava adamı olmak, çileye talip olmaktır. “Çilesiz dava adamı olur mu? “Çilesine talip olmadığımız bir davanın sahibi de galibi de olamayız! Bu dava, uzun mesafeli koşanların yeridir.  Ölümden ilerde varış dediğin, / Geride ne varsa bırak utansın!  Ey bin bir tanede solmayan tek renk;/ Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

Dava insanı, zor zamanlarda bile yılmadan, geri adım atmadan önderlik ve rehberlik yapar. Örnek bir duruş sergileyerek, yeisten uzak, umut aşılayıcı, ahlaklı, dürüst ve fedakârca davranarak çevresine örnek olur. İşte bu mücadelede, Millet Partililerin alnı açık, yüzü aktır…

Günümüzdeki Yozlaşma Görülmelidir.

Günümüzde “dava adamı” kavramı bazen içi boşaltılarak, sadece körü körüne bir siyasi partiyi veya lideri savunmak anlamında da kullanılabiliyor. Ancak gerçek bir dava adamı, körü körüne itaat eden bir “fanatik” değildir. O, davanın ahlakına, özüne, misyonuna ve ideolojisine inanır. Gerçek dava adamı; yapıyı değil, sayıya değil, davasını ve idealleri için gerekirse tek başına kalmayı göze alır!.. Günü birlik siyaset yapanlar, maddi güce itaat edenler, günlük menfaat ilişkileri içerisinde hareket ederler. Dünyevi çıkarlar yerine, büyük resmi gözetenler, sabırla davayı daha güçlü hâle getirmek için uzun vadeli hedeflere odaklanırlar…

Bugün yapılan siyaset rahmani değil, şeytanidir! Siyaset; yol, yöntem, yöneten, yönetilen anlamlarına da gelir. Dava insanları, siyaset içinde görev almalıdır! İslâm’ın içinde siyaset de vardır. Çünkü İslâm hayat demektir, yaşayış tarzı, yönetim tarzı demektir. Peygamberlerimizin yaptığı adil, rahmani siyaset bizlere örnektir. Evde, çarşıda, pazarda, alışverişte hayatın tüm alanlarında, ibadet anlayışında siyaset yapılmalıdır!.. Temiz siyasette yer almayanlar, kirli siyasetin aracı olurlar… Müslümanlar, Hak ve hakikati, hayatın her safhasına, siyaseti de hâkim kılmak zorundadır.

Özetle; dava adamı olmak, bir fikrin hamallığını ve bayraktarlığını ömür boyu, hiçbir karşılık beklemeden yapma asaletidir. Davası olanın bahanesi olmaz! “İnsan için kendi çabasından başka bir kazancı yoktur.” (Necm, 53/39)

“Biz, her bir insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık “(İsrâ,17/13)

Tarih boyunca toplumlara yön veren, büyük değişimlerin arkasında, kararlı ve ideal sahibi dava insanları bulunmuştur. Dava insanı olmak sabır, azim ve sorumluluk ister. Karşılaşılan zorluklara rağmen, hedefinden vazgeçmeyen bu kişiler, çevrelerine de umut ve örnek olmuştur. İnanç, devlet, vatan ve millet davasıyla yoğrulanların her bir sözü salih amel, her amel bir fetih, her yürek ise bir Fatih ruhu taşır. Bu ruh ve dava adanmışlıkla yaşatılır…

Dava adamı, kavga adamı değildir. Dava adamı irade, gönül, sabır ve mücadele adamıdır… Elbet kolay değildir, davaya sevdalı olmak. Ferhat’ın, Şirin’e kavuşmak için dağı delmeyi göze alması gibi bir iştir. Yerine göre ana, baba, yardan, maldan geçmedir.

Ülkesini, devletini, milletini seven, akıl ve vicdan sahibi tüm değer ve insanlarımızla, kaderinin Türkiye’ye bağlı olduğunu idrak edenlerle, ‘Muhteşem Türkiye’ umudunu yeşertmek bizlerin görevidir ve bu konuda her çaba muhteremdir. Tohum saç, bitmezse toprak utansın! /Hedefe varmayan mızrak utansın! Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen! /Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Bir davada yolun uzunluğu, hedefin uzaklığı değil; inancın büyüklüğü önemlidir!

Büyük dava için maraton koşanlardan olmalıyız. Sabırla ve azimle, günlük çıkar ve günübirlik siyasetten uzak, uzun vadeli ‘Muhteşem Türkiye’ sevdasına ve idealine odaklananlar, her türlü olumsuz söylemlere kulak tıkamalı, dedikodu ve fitneden uzak durmalıdır!.. “Gerçek şu ki, İman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun(Şeytanın) bir hakimiyeti yoktur.” (Nahl,16/ 99)

En büyük güç sayıda, oyda, parada, rütbede, makamda değil, en büyük güç imandadır, ilimdedir, doğru ve haklı fikirdedir, mücadelededir. Asıl maksat, her işte hakka teslim olmaktır. Hak adına adanmaktır. Biz özellikleri nicelikten ziyade nitelikte görmeliyiz…Bu davada bizlerin gayretleri, ülkenin kaderine etki yaptığını bilmeliyiz. Kendimizi ve hizmetlerimizi farkında olmalıyız.

Bu ülkenin de bizlerin de kurtuluşu gayrete bağlıdır… Her zafer de gayrete aşıktır. Büyük hedeflere varmada, büyük engeller, davanın sınavıdır. İnanmış iradeler çok şey yapar. Bizler, mağlubu olmayan davanın mensupları olarak, mücadeleye son nefesimize kadar hak yolda devam etmeliyiz. Ümidi var olan kişi pes etmez. Hak, hukuk, adalet ve barış için bu milletin bu davanın sevdasını çekebilen beri gelsin…Muhteşem Türkiye sevdamız kutlu, bahtımız ve yolumuz açık olsun. Bu yoldaki yiğitlere selam olsun….

“Yol onun, varlık onun, gerisi angarya; / Diril, ayağa kalk, be Sakarya!”

 

Related posts

BAŞYAZI: Egemenlik ve tam bağımsızlık hakkından taviz verilemez #37

Mekke Paktı Stratejik Başarı Mı, Tehlikeli Bir Girişim Mi?

Kanun Kılıflı Mağduriyetler: Bu Kaçıncı Soygun?