20. Yüzyılın başlarında alevlenen Yemen isyanlarına gönderilip geri dönemeyenler için yakılan ağıttır Yemen Türküsü. O dönemde Yemen Osmanlı Devleti’ne bağlıydı. İsyana müdahale devletin meşru bir hareketi idi. Müdahale edildi. Anadolu’daki, Rumelinin hatta Trablusgarp ve Bingazi’nin yiğitleri hazırlıksız sefere çıkarıldı. Çöller, susuz çorak toprak ve yakıcı güneş ile boğuşmak zorunda kaldılar. Yemen’e gidenlerin çoğu bir daha dönemedi yurduna ocağına.
Şimdi ise “Terörü kaynağında kurutmak” adına güvenlik güçlerimiz Irak ve Suriye’nin kuzeyinde bazı bölgelerde askeri üsler kurup saha hakimiyeti sağlama çabasında. Bunlardan biri de Kuzey Irak’ta Pençe-Kilit bölgesidir. Gerek bu bölgede gerekse çevresinde PKK terör örgütünün kontrolünde kamplar bulunuyor. Yine bölgede doğal ya da yapay mağaralarda silahlı örgüt elemanları barınıyor, aynı zamanda buraları lojistik merkez olarak kullanıyor
Bu mağaralardan biri de Metina kamp alanına yakın 852 rakımlı yaklaşık 300 metre derinliği olan mağaradır ki bölücü unsurlar tarafından en son “Saha Hastanesi” olarak kullanılmış; Mayıs 2022 tarihinde TSK tarafından ele geçirilmiş ve temizlenmiş. Bu sırada Teğmen Nuri Melih Bozkurt şehit düşmüş ve acı olan şehidin naaşı bölücü örgütün eline geçmiş. Geçen üç yılda şehidin naaşını kurtarmak için gayret gösteriliyor.
Bu arada 7 Ekim 2023’ten itibaren Ortadoğu’da şartların değişmesi üzerine iktidar da yeni stratejiler geliştirme yoluna gitti. Bir taraftan İsrail ve ABD ile karşı karşıya gelmemeye gayret gösterirken; diğer yandan da Suriye, Irak ve İran ile Türkiye’de silahlı ve silahsız faaliyetleri olan bölücü unsurlarla iletişim kurma gereğini duydu. Başta ABD ve İngiltere tarafından olumlu karşılanan bu tutum değişikliği iktidar tarafından “Terörsüz Türkiye” mottosu ile ilan edildi. Bölücü örgütün “silah bırakma” işleminin başlatacağı günlerde Pençe-Kilit bölgesinde arama yapan askeri birlik mağaraya gidiyor. Üstleri tarafından ön hazırlık yapılmadan, koruyucu teknik dedektör donanım sağlanmadan mağaraya giren askerlerden on dokuzu metan gazına maruz kalarak oniki askerimiz şehit olmuştur.
Bu olay Türkiye’de insana önem verilmediğinin son göstergesidir. Hukuk Devletinin olduğu ülkelerde böyle bir durum yaşanmaz; eğer gerçekleşirse üst düzey istifalar olur ve de olayda yetkisi bulunanlar mahkemeye sevkedilir. Şuan olayla ilgili muğlak bir durum var. Her şeyden önce olay Pençe-Kilit bölgesinde gerçekleşiyor. Alan hakimiyeti TSK’nın elinde. Ancak mağaranın adı sanı ve tam konumu açıklanmıyor.
Şehit teğmenin naaşının burada olduğu şüphesi var ise niçin 38 ay beklenmiş. Daha önce “temizlenmiş” idi. Mağaraya giren Operasyon Birliğine gaz ölçüm cihazları ve koruyucu maske neden temin edilmez. Bu 852 rakımlı mağara daha önce bölücü terör örgütü tarafından hem Saha Hastanesi hem de lojistik merkez olarak kullanıldığına göre onlar bu tür bir riske maruz kalmadılar mı?
Yoksa örgüt mağarayı terk ederken burayı TSK için tuzaklamışmıdır? Ya da “Terörsüz Türkiye” çabalarını baltalamak isteyen kimi bölücü unsurlar ve onları destekleyen devletlerin bir çalışması mı söz konusu. Bunları belkide hiç bilemeyeceğiz. Ancak bilinen bir gerçek var: o da yönetenlerin tarih bilgisine sahip olmak ve olaylardan ders çıkarmak gibi dertlerinin olmayışıdır.
Şehit askerlerin mağaraya girmeden önce çektikleri ileri sürülen videoları onların göz göre göre ölüme gittittiklerini gösteriyor. Tıpkı Yemen’e, Kafkasya ve Sina cephelerinde tedbirsiz sürülen millet evlatları gibi… Giden gelmiyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Sorumlular rahmet ve başsağlığı diliyor. Sö