Olimpiyatlar, dünyanın en kapsamlı spor etkinlikleridir. Başlangıcı MÖ 8. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Ama bugünkü anlamda daha belirgin kurallara kavuşması 1896 yılında başlamıştır.
Olimpiyatlar, Olimpiyat ateşinin yakılmasıyla başlatılmaktadır. Ateşin temelinde Yunan mitolojisi vardır. Prometheus’un tanrı Zeus’tan aşırdığı ateşe gönderme vardır. Olimpiyatlarda kalıcı olarak 1928 Amsterdam Olimpiyatlarında kabul edilmiş ve yakılmaya başlanmıştır.
Olimpiyatlar, adını Olimpia kentinde yapılmaya başlandığı için bu kentten almıştır.
Olimpiyatların sembolü, birbirine kenetlenmiş 5 dairesel halkadır. 1920 Olimpiyatlarında kullanılmaya başlanmıştır. Her halka farklı renklerdedir ve her biri bir anakarayı sembolize etmektedir. Mavi halka Avrupa kıtasını, sarı/turuncu halka Asya kıtasını, siyah halka -tahmin edilebileceği gibi- Afrika kıtasını, kırmızı halka Amerika kıtasını ve yeşil halka Avustralya’yı temsil etmektedir.
Olimpiyatlar 4 yılda bir yaz olimpiyatları ve kış olimpiyatları olarak yapılmaktadır. Bütün dünyayı ilgilendiren bir engel olmadıkça 4 yılda bir kuralına uyulmaktadır. Birinci Dünya Savaşı nedeniyle 1916 Olimpiyatları, İkinci Dünya Savaşı nedeniyle de 1940 ve 1944 Olimpiyatları yapılamamıştır. Zamanında yapılamayan Olimpiyat oyunları sonraki yıllarda telafi edilmektedir. Bu telafilerden biri 1992, öbürü de 1994 yılında olmuştur. 2020 Temmuz ayında Tokyo’da yapılması planlanan 2020 Yaz Olimpiyatları kovid 19 nedeniyle o yıl yapılamamış, bir yıl gecikmeyle 2021 Temmuz ayında Japon Başbakanının açış konuşmasıyla seyircisiz yapılmıştır.
2024 Yaz Olimpiyatları 26 Temmuz-11 Ağustos 2024’te Paris’te yapılacaktır.
Olimpiyatlara 200’ün üzerinde ülkeden çeşitli dallarda sporcular katılmaktadır. Periyodik bir artışla ülkemizden katılan sporcular, hem spor türü hem sporcu sayısı ve hem de başarı olarak yukarıya doğru bir ivme göstermektedirler. Başarının aratarak korunması ve geliştirilmesi için gerekli titizlik gösterilmelidir.
Olimpiyat oyunlarında sporcuların başarıları ödüllendirilmektedir. Kategorilerinde birinciler altın, ikinciler gümüş ve üçüncüler bronz madalya ile ödüllendirilmektedir.
Olimpiyat başarısı en prestişli başarı sayıldığından, olimpiyatlara katılan sporcular için madalya ile dönmek büyük önem taşımaktadır. Bu başarı özlemi, doping uygulamalarını beraberinde getirmektedir. Hemen her olimpiyatta doping ya da doping suçlaması; haber konusu olmaktadır.
İşin ironik tarafı
Yukarıda olimpiyatlarla ilgili bilgi verildi kısaca.
31 Mart 2024 Pazar günü ülkemizde de sportif olmasa da bir yarış yapıldı. Bu yarış, ülke çapında yapılan en kapsamlı yarış olma özelliğini koruyor.
Bu yarışlar 5 yılda bir yapılıyor. Bunda da kazananlar ödüllendiriliyor. Yarışa katılan aktörler, gösterdikleri performans – aldıkları oy – oranında sandalye ya da koltuk sahibi oluyorlar.
Olimpiyat oyunlarında her türlü doping yasaklanmış durumda. Bir sporcu kazansa dahi, doping yaptığı ortaya çıkar ya da çıkarılırsa, başarısı geçersiz sayılıyor; cezalandırılıyor. Ülkede yapılan seçim yarışlarında ise adaleti/eşitliği zedeleyen tutum ve davranışlar, yokmuş hükmünde sayılıyor. (Doping, yasal güvence ile suç olmaktan çıkarılıp adalet yerine ikame ediliyor.)
En garip uygulamalardan biri de; önceki yarışta kazananlar, yeni başlayan yarışta, önceki yarıştan aldıkları madalyalarını ve ödüllerini yarış başlamadan tekrar alıyorlar. Yarışa teşvik edici eylemlerle önleri açılıyor. Öbürleri ise yok sayılıyor, yarışa katılması engellenmek isteniyor; yarış meydanında gözükmesinden rahatsızlık duyuluyor.
Hızlı trenle kara trenin, motorlusikletle bisikletin, tavşanla kaplumbağanın, uçakla uçurtmanın yarışı ne kadar adilse o kadar adil bir yarış. Bütün ekipmanları temin edilmiş kayakçı ile yalın ayak piste çıkmış birinin yarışı. Start çizgisinden 500 m. önde başlamış biri ile start çizgisinde koşuya başlayacak uzun mesafe koşucusunun yarışı. Ağır sıklet ile 50 kg. ağırlıklının güreşe tutuşması. Deposu doldurulmuş yarış arabası ile deposu boşaltılmışın aynı rallide yarışa zorlanması. Televizyonlardan inmeyen birileri ile televizyonlara bindirilmeyen birilerinin tanınırlık, bilinirlik yarışı. Haram yemekten helal yemeye fırsat bulamayan birileri ile helaldan başkasına tenezzül etmeyen birilerinin yarışı. Ağız dalaşından memleket meselelerine fırsat bulamayan birileri ile yaşanılan ahvalin yüreğinde ıstırap haleleri oluşturduğu birilerinin yarışı… Hep aynı yarışçılar kazanıyor. Biri asil oluyor, öbürü yedek. Başka bir yarışta yer değişiyorlar. Başkalarına sıra gelmiyor. Birileri hep kazanıyor. Böyle bir yarışın skoru adil bir sonuç gibi deklare ediliyor. Adaletin zıddı zulümdür. Zulüm, adalet diye sunuluyor. Herkesin bunu kabullenmesi isteniyor. Dahası, engelleyenler ve pohpohlanıp doping uygulananlar değil engellenenler suçlanıyor.
Ancak es geçilen önemli bir nokta var: Dopingle kazanılan zafer, kamuflajla cilalanmış zavallı bir yenilgidir. Zafer; dopingsiz bir yürüyüş ve duruştur.
Dopingsiz bir duruş ve yürüyüş sürdürenlere selâm olsun.
İlahi rızaya uygun bir seyir, mağlubu olmayan bir kutlu yürüyüştür. Ve bu kutlu yürüyüş, kınayıcının kanamasına aldırmadan “yakin gelinceye kadar” sürecektir.