1984’ten bu yana binlerce asker, polis, korucu, yaşlı veya genç, kadın, erkek ve kundaktaki çocukları dahi katleden PKK, terörü bu defa gerçekten bitirecekmiş, şimdi buna inanalım mı?
Sahi, Terör Daha Önceleri De Bitirilmemiş Miydi?
Evet, daha önce de, öyle bir defa da değil, tam iki defa PKK terörü bitirilmemiş miydi, hem de Recep Tayyip Erdoğan tarafından?
Evet, bitirilmişti! Şimdi isterseniz, geriye dönüp, daha önceki terörü bitirme süreçlerini ve bu süreçlerde terörün nasıl bitirildiğine şöyle bir bakalım.
2009’da Oslo’da yapılan görüşmelerle başlanan, hatta şimdi yüz seksen derece çark eden birisi tarafından “İhanet Süreci” diye adlandırılan “Kürt Açılımı” ya da “Demokratik Açılım” adlı ilk süreçte;
Otuz dört PKK’lı Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye gelip teslim olmuş, çadır mahkemesinde yargılanıp serbest bırakılmış, buna karşın PKK ,ara verdiği terör eylemlerine kaldığı yerden devam etmişti.
2012-2015 yılları arasında, bu defa güya ülkemizdeki silahlı çatışma ortamını sonlandırmak ve toplumsal barışı sağlamak gayesiyle;
2012 sonunda MİT-Öcalan görüşmeleri ile başlayan, 2013 Nevruz’unda Apo’nun silahların susturulması çağrısı ve Akil İnsanlar Heyetinin vatandaşları kafaya alma çalışmaları ile devam eden;
Üstelik Temmuz 2014’te Resmî Gazetede yayımlanan yasa ile hukuki bir statü bile kazandırılan ve Şubat 2015’te “Dolmabahçe Mutabakatı” ile taçlandırılan ikinci bir çözüm süreci yürütülmüştü?
Evet, öyle. Ama taşeron PKK’nın 2015’te Ceylanpınar saldırıları ile KCK ateşkesi bitirmiş ve PKK’ya hendek operasyonları düzenlenmek zorunda kalınmış, süreç de Ağustos 2015’te son bulmuştu.
Önceki süreçlerde yaşananlar ortadayken bu sefer de “Terörsüz Türkiye” adıyla başlatılan süreçle terörün kesin olarak sonlandırılacağına inanılıyor, Erdoğan ve Bahçeli tarafından. Acaba öyle mi?
PKK’nın Kandil’deki elebaşı Cemil Bayık; “Apo özgür olmazsa silah bırakmayız. Süreç başarılı olmazsa büyük savaşa hazırız” diyerek Türkiye’yi tehdit edip adeta çözümün neye bağlı olduğunu ilan eder ve;
Örgütün silahsızlanması ve mensuplarının Türkiye’ye dönmesi için önce Öcalan serbest bırakılacak. Öcalan özgür kalmazsa silahları bırakmayız ve Türkiye’ye de gitmeyiz! diye olacakları ortaya koyar.
Hani, Hiçbir Pazarlık Yoktu!
Süreç için ne deniliyordu, “PKK sorgusuz-sualsiz silah bırakacak. Bu durum görüldükten ve onaylandıktan sonra Terörsüz Türkiye sonlandırılacak.
Önceki sütunda okudunuz, Apo’nun sorgusuz-sualsiz serbest bırakılmasını istiyor Bayık Efendi, üstelik yoksa kan gövdeyi götürür diye de gözdağı veriyor.
Sırrı Sakık Efendi ise, Mehmetçiğin dağlara yazdığı “Her şey vatan için”, “Türk öğün, çalış, güven” ve “Ne mutlu Türküm diyene” deyişlerinin resimlerini çekip göndermiş ve “bunlar ırkçı söylem, silinmeli” demiş.
Yetmedi. Yine Bayık Efendi, Meclis’te kabul edilen düzenlemeyi yeterli bulmayarak KCK yöneticilerinin İmralı’da Apo ile doğrudan görüşmesi gerekir diyerek kendileri için İmralı yolunun açılmasını istemiş.
Bayık Efendi; “Bu yol açılmazsa o zaman neler olur peki?” sorusuna da şöyle cevap vermiş: “Eğer süreç başarısız olursa biz büyük bir savaş için hazırız!”
Evet, terörü bitirecekler; kendilerinin muhatap kabul edilmelerinin verdiği şımarıklıkla ve efendilerinden aldıkları cesaretle kalleşliklerini ortaya dökmüşler ve olacakları da açıkça söylemişler.
Dahası, birçok yerde, PKK terörünün başladığı tarihin yıldönümünde sokakları doldurup nümayiş yapmış, şehit dedikleri hainleri anmış, ülkenin her bir yanına da paçavralarını asmışlar.
PKK ve bölücülerin hedefi, söylenenler ve yapılanlar ortadayken, terörün bitmesini ummak için, başta ABD olmak üzere, emperyalistlerin Türkiye üzerindeki emellerinden kesin vaz geçmiş olmaları gerekir.
Ancak böyle bir durum asla vaki değildir. Dün, Ermeni meselesini icat edip Asala’yı sahaya sürenlerin, bugün Kürt meselesini icat edip PKK’yı sahaya sürmeleri ve hâlâ PKK’nın arkasında olmaları bunun kanıtıdır.
Erdoğan, terörün bu topraklarda bir daha asla zemin bulmaması, yeni acılar yaşatmaması ve ocaklara yeni ateşler düşürmemesi için her türlü adımın atılacağını ifade ederken bu gerçeği görmüyor olabilir mi?
Bence hayır! Bu girişim; tıpkı öncekiler gibi, terörü bitirmeyecek, üstelik şehitlerin ruhlarını incitecek, gazilerin emeklerini boşa düşürecek, şehit ve gazi yakınlarını da rencide edecektir, biline!