Ahmet KARA
Tüm dünyanın gözleri önünde Gazze’de, ABD destekli İsrail’in gerçekleştirdiği soykırım karşısında İslam ülkelerinin takındığı tavrı ne insanlıkla ne de mensubu oldukları din ile bağdaştırmak mümkün.
Resmî kayıtlara göre yetmiş bine yakın insan hayatını kaybetti; ancak İslam ülkeleri, kıllarını bile kıpırdatmadı.
Netanyahu’ya “güzel iş çıkardınız” diyerek destek veren Trump’ın davetiyle Mısır’da bir araya gelip “barış adımı” attıklarını söyleyenler, aslında tilkinin oyununa gelen horoz ve tavukları hatırlatıyor.
İnternette karşılaştığım bir hikâyeden alınacak dersler olduğuna inanıyorum. Gerçek olup olmadığını bilmiyorum ama verdiği mesaj, bugün Ortadoğu’da yaşananlarla birebir örtüşüyor.
Horoz ve Tilki Hikâyesi
ABD’de bir askerî okulda ders olarak anlatılan bu hikâye şöyle:
Ders başlamadan önce sınıfın ışıkları kapanmış ve bir çizgi film gösterilmeye başlanmış. Filmin adı “Küçük Tavuk”.
Bir kümeste birçok tavuk ve genç horoz vardır; bir de yaşlı, tecrübeli ve büyük bir horoz. Kümesin etrafında da fırsat kollayan bir tilki dolaşmaktadır.
Yaşlı horoz, tilkinin içeri girmemesi için kümese sıkı güvenlik önlemleri almış, kapıyı kilitlemiş, tavukların dışarı çıkmasına izin vermemektedir. Tavuklar dışarı çıkamayınca yeterince yemlenemez, zayıf düşer.
Yaşlı horoz, onlara ölmeyecek kadar mısır dağıtarak yaşamalarını sağlar.
Tilki, kümese doğrudan giremeyeceğini anlayınca yeni bir plan yapar. Tellerde küçük bir delik açar ve genç bir horoza seslenir. Ona birkaç mısır tanesi verir.
Genç horoz her gün tilkiden mısır almaya başlar. Bir süre sonra tilki, ona fazladan mısır verir; genç horoz bu mısırları hem kendisi yer hem de diğer tavuklara dağıtır.
Böylece kümesin içindeki denge değişmeye başlar. Tavuklar artık yaşlı horozun etrafından uzaklaşır, genç horozun çevresinde toplanır.
Tilki planına devam eder. Kapının önüne mısır döker. Kümesin içinde “kapıyı açalım mı, açmayalım mı?” tartışması çıkar. Sonunda kapı açılır. Tavuklar korkarak kafalarını dışarı uzatır, biraz yemlenip geri çekilirler.
Bir süre sonra korkuları azalır. Artık rahatça dışarı çıkıp yemlenirler. Her şey yolunda gibidir.
Tilki son hamlesini yapar: Bir gece kümesten kendi mağarasına kadar mısır taneleri döker.
Sabah olduğunda tavuklar ve genç horoz, mısır tanelerini takip ede ede mağaraya kadar gider. İçeri girerler…
Tilki mağaranın kapısını kapatır. Hikâye burada biter.
Işıklar yandığında dersin hocası kürsüye çıkar ve şöyle der:
“İşte üçüncü dünya ülkeleri böyle yönetilir.”
Hikâyenin Aynası: Bugünün Ortadoğu’su
Tilki kim?
Küçük horozu kandıran, mısırla baştan çıkaran, ardından tüm kümese hükmeden kim?
Genç horoz kim?
Kısa vadeli çıkarları uğruna kendi halkının güvenliğini, birliğini, onurunu riske atan kim?
Ve tilkiden gelen mısırlarla doyup şişmanlayan, sonunda da mağaraya kadar yürüyüp yok olan tavuklar kim?
Bu soruların cevaplarını bulursak, Ortadoğu coğrafyasında yaşananları da anlamaya başlarız.
Bugün Gazze’de, Kudüs’te, Yemen’de, Suriye’de yaşananlar aslında bu hikâyenin modern bir versiyonudur.
Mısırın kokusuna kanıp tilkinin mağarasına gidenler, sadece kendilerini değil, ümmetin geleceğini de tehlikeye atmaktadırlar.