Türkiye’nin Dünya İçindeki Yeri

 

Türkiye’mizin, ülkemizin bugünkü ekonomik, sosyal, siyasî ve kültürel manzarası ne durumdadır?

Şikâyet ettiğimiz bir hastalığın sebebini bilirsek ve teşhisimiz de doğruysa tedavi yollarını süratle bulmak, hastalıkları isabetle tedavi etmek mümkündür. Türkiye şu an dünya ekonomileri arasında gelişmekte olan ülkeler ekonomisinin özelliklerini göstermektedir. İhracatı az, ithalâtı çok, sanayi ürünleri talep eden, genel olarak hammadde ihraç eden bir ülke durumundayız.

Türkiye’nin ekonomik krizi içinde bulunduğu döviz dar boğazı, sanayileşme hamlesinin kesilmesi ve istikametinden saptırılması, ekonomik ambargo gibi olaylar, üzerinde fazlasıyla durulmuş, konuşulmuş olaylardır. Üzerinde duracağı temel konu ise Türkiye’nin ekonomik ve sosyal meselelerinden ziyade, Türkiye için bir ruh mesabesinde bulunan kültür meseleleridir.

 Kültür nedir?

Önce kültür nedir? Sorusunun cevabını vermek mecburiyetindeyiz:

Kültür; insan topluluklarını topluluk haline getiren, başka topluluklardan ayıran, onları bir kitle, bir yığın haline düşmekten koruyan mukaddes inançlar, ölçüler, prensipler, değerler, riayet edilen kurallar, hareket tarzları gibi değerlerin bütününden ibarettir.

Antropoloji âlimlerinin, kültür sosyologlarının üzerinde ittifak ettikleri husus insanları diğer canlılardan ayırt eden nasıl akılları ise, toplulukları da birbirinden ayırt eden bağlı bulundukları, mukaddes bildikleri inançlar, değerler, idealler ve kurallar bütünüdür. Tasvir etmek gerekirse her kültür sisteminin içinde dini inançlar, din, ahlâk, hukuk sistemi, ekonomik sistem, devlet sistemi gibi değerler bulunmaktadır. Türkiye tam iki asırdan beri muazzez bildiği, mukaddes bildiği kendisini insanlığın doruk noktalarına çıkaran, cihangir devletler kurdurtan, büyük kültür değerlerinin iki asırdan beri yabancı toplumlar tarafından özellikle Haçlı emperyalistleri tarafından daimî, sinsi bir saldırıya uğradığını görmektedir.

1839’lardan beri devam eden, aşağılık duygusu, Batı’yı körü körüne taklit arzusu bugünlere kadar gelindiğinde şu sonuçlarla karşı karşıya kalınmıştır:  Türkiye, çok uzun bir süreden beri dinî değerlerin aşağılandığı, karikatürize edildiği, horlandığı bir ülke durumundadır.

 Türkiye’de düşünme yerine, Türkiye’nin meselelerini, insanlığın meselelerini düşünme yerine, düşünmeye asla imkân vermeyen bir tahrik ortamı bulunmaktadır. Eğer bir ülke, bir toplum gerçekten düşünme kabiliyetini yavaş yavaş yitiriyor, evlâtları düşünmek yerine, militanlaşıyorsa, sokaklarda dövüşüyorlarsa, dağlarda dövüşüyorlarsa, kimse kimseyi anlamadan, dinlemeden harekete koşuluyor ve kapılıyorsa, bu ülkenin kaderini müspet bir yola götürmek son derece zorlaşır.

Ayrıca eğlence düşkünlüğü ve seks istismarı iradenin, genç insanların iradesinin sarsılmasına ve millî değerlerin yavaş yavaş gitmesine sebep olmaktadır.

   Ülke meselelerinden dikkatleri başka konulara çekmek, televizyonun, Babıâli basınının başlıca iştigal konusu olmuştur. Basın yayın ve TV’lerin, Türkiye’de genel olarak yaptığı zihinlerde tembellik hâsıl etmek, doğruyu, yanlışı arama kabiliyetini köreltmek, milli idealler yerine korkunç bir aşağılık duygusunun körüklenmesi, masallar, şovlar, gösteriler ve benzeri yollarla Türkiye’deki insanların yabancılar karşısında dehşetli bir aşağılık duygusuna düşmesi kamçılanmaktadır. Batı dünyasının ve dış dünyanın karanlık ve canavar bir dünya olduğu hakikati yerine fazileti, insancıllığı, ileriliği, yenilmezliği ve yüceliği ballandıra ballandıra gazetelerde sinemalarda, tiyatrolarda ve televizyonda bu milletin parasıyla kurulmuş olan bir kurumda sergilenmektedir. Televizyonda pek çok ilgi çeken filmlerin, dikkat edilecek olursa batı toplum sistemini öven, onun yüceliğini ve insaniliğini göstermeyi amaçlayan filmler olduğunu görürsünüz.

Bunların bir tek amacı vardır. Bu amaç, yabancı kültür sistemlerinin ve dünyasının mükemmeliyetine, büyüklüğüne, yüceliğine, yenilmezliğine bizi inandırmak ve bizi yabancı dünyalara teslim olmaya zorlamaktır.

Türk dili üzerinde oyunlar oynanmaktadır. Böylece bu oyunlar sayesinde Türk dili Türkiye’deki insanların bir anlaşma vasıtası olmaktan giderek çıkmakta, bir klanın, bir kastın, bir zümrenin dili haline gelmekte. Böylece anlaşma, uzlaşma kabil olmamaktadır.

Faaliyetlerine devam etmekte bulunan eğitim ocaklarımızın yaydığı kültür batı kültürüdür. Bu batı kültürü ki materyalist, Türk Milleti’nin köküne, kültürüne ve tarihine yabancı bir kültür yaymaktadır.

Bu devam ederse ne olur?

Türkiye’de, Türk Milleti’nin evlâtları gittikçe her nesilden, her bir nesilden daha çok Türk Milleti’ne yabancılaşan, hatta düşman olabilen unsurlar hâline gelebilir. Bu takdirde istikbalin son derece karanlık olduğunu söylemeye ayrıca gerek yoktur.

Yabancı kültürlerin amacı

Yabancı kültürlerin Türkiye’de bu kadar ısrarla yayılmak ve benimsetilmek istenmesindeki amaç nedir?

Yabancı güçler kendi kültürlerini Türkiye’ye empoze etmek suretiyle şunları gerçekleştirmek istiyorlar:

Türk Milletinin evlâtlarını kendi kültür fideliklerinde, okullarında, kolejlerinde ve bu gibi yerlerde yetiştirerek;

  1. a) Dejenere etmek.
  2. b) Beyin güçlerinden istifade etmek.

(Türkiye için doktor, mühendis gibi son derece kaliteli ve bu ülkeye son derece pahalıya mal olmuş unsurları devamlı surette kaybeden bir ülke durumundadır. Giderse gitsinler bile denebilmiştir.)

  1. c) Milletin evlâdını kültürel değişmeye zorlayarak şahsiyet yapısını Batılılaştırmak ve böylece bu unsurlar ve bu insanlar vasıtasıyla ülke yönetimine nüfuz etmek ve hâkim olmak. İşte kültürel emperyalizm dediğimiz budur. Böylece o ülkede kendi maddî ve manevî nüfuzunu devam ettirmek, sömürülerini sürdürmektir.

Nihaî amaçları ise şudur:

O ülkeyi tarihten, millî ülkülerinden, ahlâkından, geleneklerinden uzaklaşmış bir kalabalık haline getirmek ve Türk Milleti’ni batı kültürünün potasında eritmek, özümlemek ve yok etmek amacındadırlar. Bunu Türk Milleti’nin akrabası olan bazı kavimler üzerinde de çok eskiden denemiş ve gerçekleştirmişlerdir. Bulgarlar, Peçenekler, Avarlar, Hunlar aslında Türk Milleti’nin akrabasıdırlar. Ama bugün en büyük Türk ve Müslüman düşmanları arasındadırlar. Çünkü Haçlı batı kültürünün yok edici baskısı içerisinde eriyip şahsiyetlerini kaybetmişlerdir.

Asırlar öncesinden bir Türk hakanı kendi kavmini şöyle ikaz etmişti. Diyor ki: “Türk Milleti; o yere, yani yabancı ülkelere, yani yabancı medeniyetlere kapılırsan, Türk Milleti öleceksin!»

 Bu asırlar evvel söylenmiş bir sözdür. Bize kabul ettirilmek istenen dış dünyanın kültürü yani modern batı kültürü bizim hakkımızda şunları düşünür:

 

 Bulgar isyanı sırasında oynanan bu oyun İngilizleri bir tek cümlesiyle ayaklara kaldırmıştır. Bu cümle şudur; «Barbar Türkler denizde boğuldular» cümlesi bütün İngiltere şehirlerinde oynanan tiyatrolarda alkışlanmıştır. İşte İngiliz kültür ve edebiyatının kurucusu Shakespeare’in hülasa olarak İngiliz kültürünün Türk Milleti’ne bakışı budur.

Bulgar istiklalinin körükleyicisi ve kanlı Türk düşmanı, Müslüman düşmanı İngiliz Başvekili Gladiston, Türk Milleti’nin yeryüzünden kaldırılması gerektiğini parlamentoda söyleyebilmiştir. Aynı sözü «Türklerin elinden bu Kur’an alınmalıdır» diyen Cloyde George söylemiştir.

 Yunan düşüncesine, Roma düşüncesine göre Türk Milleti barbardır. İncil’e ve Tevrat’a göre ise Türk Milleti kâfirdir. Onların işte propagandası yapılmakta olan kültür bu kültürdür. Uzun süreden beri, senelerden beri batı kültürü ve eğitimi içerisinde bulunan kişilerin Türk Milleti’ne karşı gösterdikleri aşağılık duygusu, hınç işte bundan doğmaktadır. Sadece bu kadar değil. Bir kısım şaşkınların arkasından gitmeye yeltendikleri Marks, o da bir Türk düşmanıdır.

Şimdi batı kültürünün goygoyculuğunu, şakşakçılığını yapanlar bizden ne istiyorlar. Bizden batı kurumlarının, batı ölçülerinin iktibasını, alınmasını istiyorlar. Bunların Türk Milleti’ne ve insanlığa en ufak hayrı olması mümkün değildir. Şundan değildir. Yunan felsefesi gibi maddeci, egoist bir felsefenin, bir dünya görüşünün, bir düşüncenin benimsenmesi mümkün olamaz. Binlerce sene evvel yaşamış bir küçük, ufacık şehir devletinin düşüncesinin Türkiye’de ona saadet vermesi, hakikati göstermesi asla kabil ve mümkün değildir. Evet, Batı kültürü dedikleri kültürün üçüncü unsuru ise İncil ahlâkı ve Tevrat geleneğidir.

 Avrupa’yı asırlar boyu kopkoyu bir karanlıkta ve cehalet içinde bırakan batı kültürüne hayır, bin kere, yüz bin kere hayır diyoruz.

Biz, yaşasın Milli Kültür diyoruz!

Biz, yaşasın Türk Milleti’ni insanlığın şerefi yapan, yaşasın Türk Milleti’ne cihan devletleri kurdurtan, yaşasın Müslüman Türk Milleti’nin uğrunda seller gibi kanının aktığı Milli Kültürümüz, yaşasın diyoruz!

Biz, Türk Milleti’ni iki asırdır manen perişan eden, kardeşi kardeşe düşman kılan, bizi kutsal değerlerimizden uzaklaştıran Jodeo-Greek Kültürü’ne, emperyalist Roma Nizamı’na hayır diyoruz! Ve yaşasın Milli Kültür, Yaşasın Milli Kültürün koruyucusu Milli Devlet diyoruz!

Yaşasın Milli Devlet!

 

 

 

Related posts

BAŞYAZI: Kanserli Hücre Yasasını Kabul Edenler Derhal İstifa Etmelidir! #36

Vekil Güçler Girdabında Türkiye

Çerçevenin İçindeki Af Yasası