Evveet çok değerli okurlar, yeni bir sayıda yine karşınızdayım.
Sizin de karşımda olacağınızı düşünerek bir şeyler karaladım, karınca kararınca.
Amma maksadım birilerini karalamak değil, çok acı da olsa bazı gerçekleri bilgilerinize sunmak.
Bana Dostunu Söyle…
Birleşik Amerika Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da Netanyahu ile yaptığı görüşmeden sonra şöyle bir açıklama yapar: “Benim harika ilişkilerim olan bir adam var; adı R. T. Erdoğan. Hiç duydunuz mu? Ben onu severim, o da beni sever.
Biliyorsunuz rahibimiz Brunson’u (R. T. Erdoğan’dan) geri almıştık, hatırladınız mı? Basındakiler buna çok kızıyor. Ama onunla aramızda hiçbir zaman bir sorun olmadı.
Geçenlerde R.T. Erdoğan’a dedim ki; tebrik ediyorum. İki bin yıldır kimsenin başaramadığını yaptın, Suriye’yi aldın dedim. Evet, farklı adlarla olsa da aynı şey …
O ‘yok, yok ben yapmadım’ dedi. Sen yaptın, ama sorun değil dedim. Erdoğan da ‘Evet, belki bir yönüyle biz yaptık’ dedi.
Tayyip Erdoğan sağlam biridir, çok zeki biridir. (Zira şimdiye kadar) kimsenin yapamadıklarını o yaptı.
“(Beyaz Saray’da Bibi’ye, Bak Bibi), Türkiye ile herhangi bir sorunun olursa, bunu çözebilirim” dedim. “Ama makul olmalısın, makul olma şartıyla çözerim” dedim.
Trump’ın söylediklerini okudunuz. Ne diyor Donald Trump, Erdoğan benim dostum, ben onu severim o da beni sever diyor.
İnsanların birbirlerini sevmesi ne güzel. Hem kim sevilmeyi istemez ki. Ama ya seven Trump olursa?
Atalarımız; “bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” demişler. Evet, doğru söylemişler, hem de çok doğru söylemişler!
Suriye Fethedildi Mi?
Fetih; batıl bir ideolojinin hâkim olduğu, zulmün hüküm sürdüğü bir beldenin ya da ülkenin zulmün ortadan kaldırılıp hak ideolojinin hâkim kılınması için savaş ya da sulh ile ele geçirilmesidir. Aksi ise sadece bir istila olur.
Peki, Suriye için fetih söz konusu mu? Yoksa ortada sadece istila mı söz konusu? Her ne kadar başında şimdiye kadar bir zalim bulunuyor idiyse Suriye Müslüman bir ülke.
Görünürde şimdi Suriye’yi teslim alan bir Müslüman, Ahmet Eş Şara. O halde Trump’ın bahsettiği fetih de neyin nesi ola. İşin içinde bir çapanoğlu mu var?
Eş Şara; sana, bana bir yutturmaca. Perde arkasında yürütülense bam başka. Çünkü, büyük İsrail’in bir parçası daha tamamlanmak üzere.
Evet, İsrail, vaat edilmiş topraklar hedefinin içinde bulunan Suriye topraklarına egemen oluyor.
Amerika; SDG olarak adlandırdığı PKK/PYD/YPG’yi bizim de destek verdiğimiz yeni Suriye yönetimi ile uzlaştırıp yönetime dahil ediyor. Peki ya Türkiye ne yapıyor?
Ne yapsın, Suriye fatihi, meşhur BOP eşbaşkanı Erdoğan, yani yeni Türkiye, bu durumu ister istemez olumlu karşılıyor.
Peki Suriye’deki bu uzlaşma niçin? Hedefte ne var? Bölgeye ve bize ne getirecek?
Bu uzlaşmanın arkasındaki hedef, Erzurum’dan Bağdat’a kadar Dicle ve Fırat havzasını, PKK/PYD/YPG üzerinden İsrail’e teslim etmektir
Satın Alan Belli Ya Satılanlar
Nisanın ilk haftası, Semerkant’ta, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in ev sahipliğinde, AB ve Türk Cumhuriyetleri Orta Asya Zirvesi adıyla Türk Cumhuriyetleri ile bazı AB yetkililerin katıldığı bir zirve toplantısı yapılır.
Semerkant’ta düzenlenen zirveye, AB adına, Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Antonio Costa ile Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen katılır.
Zirveye, Kazakistan adına Kasım C. Tokayev, Kırgızistan adına Sadır Caparov, Tacikistan adına İmamali Rahmanve Türkmenistan adına da Serdar Berdimuhammedovkatılır.
Ursula Von Der Leyen; Türkistan coğrafyasındaki devlet liderlerine hitaben büyük abla havalarında şunları der:
“Stratejik konumunuz küresel ticaret yollarını ve yatırım akışını açacak, bu yeni yatırımlar ise…
… egemenliğinizi arttıracak, ayrıcaekonomilerinizi güçlendirecektir. Ortaklığımız enerji, turizm, ticaret ve ulaşım vb. gibi sektörlerde yeni fırsatlara yol açacaktır.
Bu amaçla bölge için on iki milyar Üroluk yatırım paketi açıklıyorum. Ama Kıbrıs Cumhuriyeti’ni adanın tek meşru devleti tanıyacaksınız!
Ha, bir de büyükelçi atayacaksınız, Türkiye’nin işgalci olduğunu kabul edecek, KKTC’yi tanımayacaksınız!
AB, vereceği birkaç milyon Yüro ile bunları sömürecek, KKTC’yi satma bahtiyarlığı ise Türk Cumhuriyeti liderlerin olacak. Yazıklar olsun!