Mustafa TEMİZER
Günü kurtarmanın, yarını kazanmanın temel şartı düşünmektir. Eşref-i mahlukat olarak yaratılan insanın en önemli özelliklerinden biri de düşünen, araştıran, değişen, değiştirebilen bir varlık olmasıdır. Fert veya toplum düşünme melekesi ile her geçen zaman doğruya, daha iyiye, daha güzele ulaşarak huzur ve mutlu bir hayata, yarınını kazanmaya çalışır.
Yüce Allah (cc) yarını kazanmak için insanların düşünmesini istiyor. …..Siz hiç düşünmez misiniz? (Al-i İmran 65), ….hiç düşünmediler mi?…. (Rum 8), Hala Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? ……Hiç düşünmez misiniz? (En’am 50), Şüphesiz Allah katında canlıların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir. (Enfal 22), İnsan düşünmez mi ki, ….(Meryem 67), Onlar düşünmezler mi ki, ……(Mutaffifin 5) gibi birçok ayette insanları düşünmeleri konusunda uyarıyor. Geçmiş kavimlerden haber veriyor. Onlara kin ve nefret duyulması, onlarla kavgalı olunması için değil; düşünüp ibret alınsın, onların düştüğü hataya düşülmesin diye insanları uyarıyor.
Fert veya toplumların yarınını kazanması bugün ile geçmiş arasında kuracakları bağa bağlı. Bugün ile geçmiş arasında kurulacak sağlıklı bağ geleceği kazandırırken geçmişle kavga geleceği kaybettiriyor.
Gazi Mustafa Kemal “Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez. “Tarihini bilmeyen bir millet, yok olmaya mahkumdur” “Tarihini bilmeyen milletler, başka milletlerin şikarıdır, avıdır” diyor.
Geçmiş övünmek veya nefret etmek için değil ders çıkarmak için bilinecek. Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy;
Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
‘Tarih’i ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? diyor. Geçmiş ne başarılarıyla avunmak için ne de kavga etmek için bilinmeli. Geçmiş doğrularının mirasçısı yanlışlarının düzelticisi olmak için bilinmeli. Geçmişin başarılarıyla avunmak veya geçmişle kavgalı olmak insanın ve toplumun geleceğini kaybetmesine neden oluyor.
Winston Churchill “Dün ile bugün arasında bir kavga çıkarsa, yarın kaybeder,” diyor Ona göre geçmiş, ders almak içindir, intikam almak için değil. Bugün ise fırsatların yakalanması gereken bir andır. Eğer dünü ve bugünü bir çatışmaya sürüklerseniz, yarın hiçbir şey kazanamaz.
Dün, yaşanılanların ve tecrübelerin toplamıdır. İnsanlar ve toplumlar, geçmişte kazanılan başarılardan, hatalardan ders alarak geleceğin yolunu aydınlatır. Yusuf Has Hacip; geçmiş ile ilgili ”her mağlubiyetten bir muzafferiyet, her muzafferiyetten bir kanun” çıkarılması gerekir der.
Yarını kazanmanın yolu dün ile bugünü kavga ettirmemekten geçiyor. Bugün milli mücadelenin önderi Gazi Mustafa Kemal ile ya kavgalı, ya da ona insan üstü özellikler yüklenerek milletin geçmişine takılıp kalması sağlanıyor. Dolayısı ile milli mücadelenin kazanımlarından ve hedeflerinden uzaklaşılıyor ve vazgeçiliyor.
Geçmiş ile kavga dini, siyasi her alanda görülüyor. Toplum mezhep kurucularıyla, hadisçilerle, sahabeyle kavgalı hale getiriliyor ya da onlara insan üstü özellikler yükleniyor. Toplum, o günün şartlarını düşünüp araştırmak, yanlışlarından ders, doğrularından prensipler çıkaran bir toplum olma yerine geçmişiyle kavgalı, başarılarıyla avunan bir toplum haline getiriliyor. Toplumun tüm enerjisi bu kavgada harcanırken geçmişe olağanüstülükler yükleyerek geçmişin başarılarıyla avunmalar; başarı potansiyelinin ortaya çıkmasına her türlü gelişmeye engel oluyor. Millet yarını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadır.
Çare; Geçmişin doğrularının mirasçısı, yanlışların düzelticisi Millet Partisi kadrolarının yarım asrı aşkın zamandır yaptığı “Milletim Uyan! Varlığın, birliğin, geleceğin tehlikede!” çağrısını duymak. Onları desteklemek, onların önderliğinde milli iktidarın, milli devletin, “Muhteşem Türkiye’nin” gerçekleşmesini sağlamaktır.