Abla Ben Büyüyebilecek miyim?

 

Bir muhacir çocuğun gök kubbeyi sarsan feryadı

“ABLA BEN BÜYÜYEBİLECEK MİYİM?”

Yurtlarından hicrete mahkum edilen insanlar için bir borcumuz yok mu? Bu borç MERHAMET borcudur.  Ama anlıyoruz ki MERHAMET insanlığın gönüllerinden hicret etmiş görünüyor.  Bütün bu olumsuzlukların temelinde fıtratını kaybetmiş, adeta vahşileşmiş insan olma vasfını yitirmiş, merhamet yoksunlarının kanlı elleri vardır.

                                                                                                

Yazmayı sevenler, bu işin tadına varanlar bir arı misali harfleri, kelimeleri ve cümleleri bala dönüştürerek önce kendileri sonrada diğer insanlara bir armağan olarak sunarlar.  Nasıl ki arı bin bir çiçekten topladığı çiçek tozunu bala dönüştürür ve karşılığında bizden bir şey beklemezse şairler, yazarlar ve düşünürlerde aynı duyguyu taşırlar. Belki yazdığı şeyin ne kadar faydalı olacağını önceden kestiremezler bile. 

Şimdi sizlere Diyanet Aile Dergisinin Aralık 2019 sayısında Sümeyra Çelik imzasıyla yayınlanan bir yazıdan alıntılar sunarak insanın fıtratında var olan bazı duyguların yitirildiğinin acıklı halini görmeye çalışalım.

Yazıda bir mülteci çocukla söyleşi yapılıyor.  Yedi yaşında bir çocuk. Yedi yaşında ama yüreğinin yaşını bilemezsiniz. Mülteci kampında insani yardım dağıtımı sırasında yapılmış bir röportaja dayanıyordu yazının konusu. Diş macunlarını bile yiyecek sanacak kadar açlığa mahkum edilmişti bu insanlar. Bunu okuduktan sonra sofralarımıza konulan yemeği beğenmemeye devam edecek miyiz acaba?

Bu muhacirlerin çocuklarından birine  : “Büyüyünce ne olacaksın” diye bir soru yöneltiliyor. Çocuğun bu soruya verdiği cevap şu an yeryüzünde yaşayan bütün insanlığı mahkum edecek kadar anlamlıydı.

“Abla ben büyüyebilecek miyim?”

Bu çocuğun ailesinin pek çoğu,  bitmesinden umudunu kestiği bir savaşta hayatlarını kaybetmişlerdi.  Kalanlarda sığınma hakkını bulabildikleri yerlere hicret etmişler.  Karınlarının doyurulmasından başka bir öncelikleri yoktu adeta.

Bu ve buna benzer milyonlarca insanın yurdundan yuvasından, evinden ocağından, öz vatanından mahrum edilmesinin failleri için söylenecek kelime bulamıyorum.  İnsanoğlunun hemcinsine reva gördüğü bu durum belki vahşi hayvanları bile isyan ettirecek kadar zalimane bir davranış olsa gerek.

Yukarıdaki makalede yurtlarından hicrete mahkum edilen insanlar için bir borcumuz yok mu? diye soruluyor ve bu borcun Merhamet borcu olduğu dile getiriliyor.  Merhametin insanlığın gönüllerinden hicret ettiği ifade ediliyor haklı olarak.  Bütün bu olumsuzlukların temelinde fıtratını kaybetmiş, adeta vahşileşmiş insan olma vasfını yitirmiş, merhamet yoksunlarının kanlı elleri vardır.

Söylenecek çok söz var ama Yüce yaratıcımızın merhamet elçisi olarak gönderdiği Hz. Muhammed (sav) in insanları yurtların yuvasından mahrum etmelerini bırakın bir adamın ben çocuklarımı hiç okşayıp sevmem demesi karşısında:

“ Merhamet etmeyen kimseye merhamet olunmaz”  diyerek cevap vermesi insanlık için asrı sadette olduğu gibi kıyamete kadar umut ışığı olacak cihanşümul bir uyarı değil midir? 

Yurtlarından, yuvalarından, öz vatanlarından mahrum bırakılan insanların hicret ettikleri topraklara dönmesini istiyorsak kalplerden ve gönüllerden hicrete mahkum edilen “ merhamet ve şefkat” duygusunun ana vatanlarına dönmesini sağlamakla işe başlamalıyız.  Yoksa insanlığın hicret serüveninin boyutları her geçen gün artarak devam edecektir.

Konuyla ilgili olduğu için yıllar önce yazmış olduğum bir şiirle veda edelim.

 

KÖR DÜNYA

Basın medya haber verir,

Duyulunca tüy ürperir,

Dayanamaz vicdan erir,

Zor dünya da şaka gibi.

 

Mazlumlara dünya dardı,

Şer ateşi arzı sardı,

Çığlık sesi arşa vardı,

Gör dünyada şaka gibi.

 

Gık çıkmıyor hiç kimseden,

Paramparça olmuş beden,

Ateş kusar tayyareden,

Kor dünyada şaka gibi.

 

Rusya Çin de esir Türkler,

Talan olur  mal ve mülkler,

Sözde kalan özgürlükler,

Hür dünyada şaka gibi.

 

Yenilenler içe sinmez,

Filistin’de acı dinmez,

Zalim üste çıkmış inmez,

Şer dünyada şaka gibi.

 

Dikilmeden fidan kurur,

Körpeleri kurşun vurur,

Tüm insanlık bakar durur,

Kör dünyada şaka gibi.

 

Related posts

BAŞYAZI: Yargı sopasıyla toplumsal muhalefet yok ediliyor #34

Avrupa Birliği Ordu Kurabilecek Mi?

Siyasette Arınma: Kirlenen Siyaset Mi, İnsan Mı?