Aklın be Bilimin Işığında Millet Partisi Programı 2

Meşru yapılar olan siyasi partiler, demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır, demiştik. Her mecliste ülke meseleleri sütsüne beyin fırtınası yapan her vatandaş, şunu iyi bilmeli ki bir fikri devlet politikası haline getirmenin yolu da demokratik seçimler yoluyla milletten yetki almaktır. Bundan başka yol yoktur. Ayağı meşruiyet zeminine basmayan her duruş mil üstündeki karpuz gibidir. Bu sebeple partiler, siyasi hareketlerin meşruiyet zeminleridir.

 

Millet Partisi programında  “Gelişmenin Genel Esasları”nın anlatıldığı 4. bölümde, Gelişmenin Genel Şartı”kuvvetler ayrılığına dayanan parlamenter demokrasi” ara başlığıyla demokrasinin tabana yayılmasının ancak bir yaşam biçimi haline gelmesiyle mümkün olacağının ifade edildiği paragrafta, parlamenter demokrasiye vurgu yapılmaktadır: “Bu yüzden kuvvetler ayrılığına dayanan parlamenter demokrasiyi demokrasinin kitlelere yayılmasının ve güçlenmesini esas şartı saymaktayız.”

 

Parlamenter Demokrasi

Yukarıda vurgulanan demokratik nitelik ne yazık ki Türkiye Cumhuriyetinde bir süreden beri ilga edilmiş bulunmaktadır. Bu demokratik sistem değişikliği, maalesef yine demokrasinin imkânları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Alet, kullananın maksadına göre işlev görür, gerçeğini burada apaçık görmekteyiz. Demokrasiyi bir yaşam biçimi olarak hedefine koyan Millet Partisi, gerçek             demokrasiye             ulaşmanın yollarını aramaya devam etmektedir. Gerçek demokrasi hedefini  “sürekli ve yaygın milli demokrasi” olarak idealize etmektedir. Türk insan ve toplumunu bütün alanlarda demokratik, milliyetçi, insancı ve sağlıklı gelişmesinin şartı sürekli ve yaygın milli demokrasidir. 

 

Milli Ekonomik Modelin Esası

Gelişme kavramına, parti programında sık rastlamaktayız. “İnsan hürriyeti ve gelişme unsurlarının koordinasyonu” ara başlığında yine ekonomiyi “milli demokratik organizasyon” olarak tanımlamaktadır. Ki yazımızın başlığına “Akıl Bilimin Işığında Bir program dememiz boşuna değildir. Ve bu cümlede geçen bir başka tespit daha var ki muhteşem… Milli ekonomik modelin esası… Milletin hayat müdafaasına hizmet eden araçlar toplamından oluşan Milli Ekonomi modelinin hangi esaslar üstüne kurulacağını açık olarak belirtiyor:

“…Bizim Türk milletine teklif ettiğimiz milli demokratik organizasyonu kabaca milli ekonomik modelin esası sermaye, emek, bilgi ve teşebbüs gibi işletmenin vazgeçilmez unsurlarını müşterek eserin inşasında aynı derecede elzem kıymetler olarak görmekten ibarettir.”

Yani parti, bu cümlede bir ekonomik manifesto ortaya koyuyor. Sermaye, emek, bilgi ve teşebbüs ruhu bir işletmede ortak unsurlardır. Niye bu kadar çok parti var diyenlere, vicdan sahibi birinin Millet Partisinin diğerlerinden çok farklı, olduğunu söylemesi lazım.

 

            Gelişmiş Toplum                                                                                                             Millet Partisi “Muhteşem Türkiye” idealine yürürken,  “Gelişmiş toplum” hedefine   odaklanır ve bunu şöyle tarif eder: “Gelişmiş toplum demek maddi bakımdan sanayileşmiş      toplum, manevi bakımdan çağdaş insanlık medeniyeti ile tarihsel ve milli kültürü sentezlemiş bir toplum, demektir.”

Modernizm ve Modernite!

Bunun yanı sıra endüstri devrimi sonrası tarım toplumundan sanayi toplumuna geçen insanlık, yeni bir kavramla karşılaştı: “modernlik”. Makineleşmeyle beraber gelen seri üretimin doğurduğu sosyal bir kavram olan modernlik, ya da modernite daha da ileri giderek “Modernizm” ideolojisine dönüştü. Bu kavramı yenilik, gelişme anlamında kullanan parti, “Modern toplum” başlığı altında bu hedefe ulaşmak için; “Türk toplumunun modern ve ileri bir toplum olmak için endüstrileşmesini sağlamak mecburiyetindedir.” İfadesini kullanmaktadır.

 

Programa göre modern bir toplum oluşturmak;Türk milletinin sadece üretimde değil, tüketim alanında da demokratik organizasyonuna bağlıdır.”                                      “Modern, “modernizm” ve “modernite” kavramlarının parti entelektüellerince yeniden ele alınması ihtiyaç gibi gözüküyor.

“Gelişmenin kültürel-manevi esasları ve politikaları” başlığıyla verilen 5. Bölümde

Gelişme, medeniyet ve siteleşen toplum kavramları dikkat çekiyor. Gelişme için “Gelişme bir medeniyet olayıdır” deniliyor. Yani ne kadar uygarlık rüyası görüyorsan o kadar gelişme enerjisi biriktirebilirsin. Bir medeniyet hamlesi ancak akıl, bilim ve hikmetle mümkün olacaktır.

Medeniyet ve Medeni Hamle                                                                                      

Programda dikkat çeken bir diğer kavramsa Medeniyet… “medeniyet insanların yaşayış tarzı ve ilişkiler bütününden ibarettir.” Cümlesi ezber bozan bir tanım olarak zihnimizde yerini alıyor. Ve devam ediyor: “Her medeni yükseliş hamlesi bir dünya görüşüne bir ahlak anlayışına dayanır.” Buradan bir çıkarımda bulunmak mümkün: Medeni yükselişi mümkün kılan şey, inanç ve ahlaktır. Medeni hamleyi ise şöyle tanımlıyor: Medeni hamle, insan aklının ve ruhunun tabiatın sırlarını çözerek ona hâkim olmasıdır.

Program bize bir felsefe, hikmet ve irfan kaynağından su içiriyor adeta.

Gelişme ve yeni insan ara başlığında ise medeni yücelişin rehber kadrolarından söz ediliyor. Duydunuz mu? İsterseniz devamını birlikte okuyalım bu kadrolar için ne deniliyor?: “Milli, manevi ve ahlaki değerleri, insanlığın ahlaki ve manevi mirası ile zenginleştirmiş, kıymetlendirmiş; pozitif ve rasyonel düşünceyi benimsemiş, medeni yücelişin rehber kadrolarına şiddetle ihtiyaç vardır.”

Bir parti ki davası bu kadar büyük bu kadar mübarek ve makul… İnsan bu davanın peşinden bir ömür harcasa azdır. Çünkü insan ancak böylece Hakkın huzuruna alnı ak, yüzü pak varabilir.

 

            Siteleşen Toplum

 

Programda yine dikkat çeken bir kavram var ki o da “Siteleşen toplum.” Tanımını birlikte okuyalım:

Siteleşen toplum, medeni hamlesini başarıyla yönetecek; maddi açıdan sanayi ötesi toplum düzeyine gelirken, insanın maddi ümranın efendisi haline gelmesi, hür olması, kültür ve sanatın yüksek sentezlerine ulaşması mümkün olacaktır.”

 

Ey Allah’ım bu yüksek ideallerin yolunda yolcu eyle bizi. Bizi ölümle karşılaştırma ki bu mübarek hedefe nail olalım ve öyle huzuruna gelelim.

 

Programı incelemeye devam edeceğiz.

Related posts

BAŞYAZI: Yargı sopasıyla toplumsal muhalefet yok ediliyor #34

Avrupa Birliği Ordu Kurabilecek Mi?

Siyasette Arınma: Kirlenen Siyaset Mi, İnsan Mı?