Eşkıya Venezüella’yı bastı…
ABD ifadeleri ile Venezüella’nın nadir elementlerine ve petrollerine çökmek için aylardır bir taraftan tehditler savururken bir yandan işgalin ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu almanın planları yapılmış.Gerekçe “narko terör.” Aslı varmı?Aslı ABD’ye giren uyuşturucunun %5’i kadar.
Bir devlet başka bir devlete devlet yönetimi atıyor ve kendi şirketleri ile eski ve hantal üretim araçlarının yerine yeri ve modern araçlarla üretim yapacak. Kim kazanacak? Venezüella Halkımı elbette ABD kazanacak. Afrika’nın elmas madenlerini çıkarıp halkını aç bırakanlar gibi bu kez Amerika kıtasındaki halkları aç bırakacaklar.Zenginlikler ABD’ye ve ABD zenginlerinin kasalarına akarken diğer Amerikan halkları aç kalacaklar.ABD’nin eşkıya başıDonald John Trump ile İsrail’in Benyamin Netanyahu’su arasında bir fark var mı? Uluslararası hukuka uygun yaptıkları ne var veya bir şey varmı?
Sayın Erdoğan “dünya beşten büyüktür”demişti.Son gelişmeler dünyanın beşten büyük olmadığı gibi ikiden bile büyük olmadığını gösterdi. Çünkü diğer dördü ABD’nin hiç bir şekilde işgal ve saldırılarına karışmıyor veya karışamıyor.
Ülkeler arka bahçeniz mi?
Her ne sebeple olursa olsun dünyanın tanıdığı bir ülkenin içine birgece giriyorsunuz ve devlet başkanını alıp çıkıyorsunuz ve ülkenizde yargılayacaksınız! Dünya sizin arka bahçeniz mi? Kimseden ciddi manada bir tepki var mı? O zaman nerede kaldı uluslararası devletlerin tanıdığı bağımsız bir ülkelerin egemenlik hakları? Hiçbir devlet başka bir devletin egemenlik haklarına tecavüz edemez, etmemeli. Nerede Gazze, nerede İran, Nerede Venezüella, Nerede Suriye ve Irak, Libya? Bu devletlerin egemenlik hakları fütursuzca çiğnenmedi mi? Hatta yarın başka ülkelerin egemenlik hakları çiğnenmeyecek mi? Emperyalizmin Jandarması arkasına kendisi gibi sömürgeci ve vasalı olan devletleri alarakkendisi gibi inanmayan ülkelerin sınırlarını değiştirip geçiyor. Zorlandığı ülkelerde kendi içinden devşirdikleri ile anasından doğduğuna pişman ederek zayıflatıyor, bölünmeye hazır hale getiriyor.Son örnek İran gibi…
Uluslararası Hukuk Nerede?
Eskiden bir ülkeye saldırmak için bahaneler uydururlardı, şimdi ona ihtiyaç bile duymuyorlar. İran’da olduğu gibi ülkenin iç işlerinde meydana getirdikleri çatışmalara bile müdahalesini saldırı nedeni sayarak tehdit ediyor ve sağ gösterip sol vurarak başka bir ülkenin devlet başkanını alıp kendi vatandaşı gibi yargılamak için ülkesine götürüyor. Garip olansa ülkenin silahlı kuvvetleri, güvenlik güçleri ve tepki vermesi gereken bütün etken varlıkları büyülenmiş gibi tek kurşun atmadan devlet başkanlarını teslim ediyor. Diğeri de filim seyreder gibi olayları seyrediyor ve bununla övünüyor. Kim suçlu? Elbette saldıran suçlu ama; içerdeki ihanet şebekelerinin, gaflet içindeki basiretsiz o devlet yöneticilerinin ve onları seçen milletin hiç mi suçu yok?
Şimdi bütün Birleşmiş Milletler üyesi olan devletlere sormalı; “Dünya kaçtan büyük? Birleşmiş Milletler gibi varlığı kendinden menkul bir kurum gerçekten var mı? Hukuken var ama fiilen var mı? Varsa kimin için var? Kime karşı var? Yaptırımlarını, aldığı kararlarını kim uyguluyor? Bugün ne acıdır ki Birleşmiş milletler işlevsiz hale gelmiştir.
ABD, İsrail ve Onlara Çanak Tutanlar Haydut mu?
ABD’nin Venezüella’ya saldırısı yasal olmadığı gibi haydutluktan öte bir şeyde değildir.Venezüella fakir, demokrasisi olmayan, zayıf, hatta uyuşturucunun merkezi bile olabilir. Başkanları, yöneticileri diktatör, despot ve halkı aç ve sefil vaziyette olabilir.Bütün bunlar hiçbir devletinbu ülkeye saldırmasına ve onun devlet başkanını derdest etmesine imkân ve izin vermez.Alınsanız sizinde ondan farkınız kalmaz.Sizde haydut olursunuz.Herşey ülke içinde ise o ülkenin hukukuna göre, uluslararası ise uluslararası geçerli hukuka göre yapılabilir, yapılmalıdır. Öylemi?
Hedef ne? O ülkelerin nadir elementlerine, petrolüne ve sair zenginliklerine çökmek. Neymiş kendi büyük şirketlerini gönderip oranın, o ülkenin zenginliklerini ele geçirmekve sömürmek. Gerekçe uydurma; ABD’nin güvenliğini koruma! ABD’yi şu an bu garip ve fakir devletlerden hangisi tehdit edebilir? Kaldı ki gözünü Grönland’a dikmiş oraya ihtiyacının olduğundan bahsediyor.Gerçekten düşünelim; bugün ABD’yi ve onun Orta doğudaki uzantısı, İsrail’i İran veya başka bir ülke tehdit edebilir mi? Veya tehdit olabilir mi? Lakin ABD İran’a MOSSAD ve CİA ajanlarının ülke içinde meydana getirdikleri karışıklıkları, kalkışmaları bastırmak için silah kullanırsa İran’a saldıracağını söyleyen kim? ABD’ye “İran’a sen saldır” diyen kim? İsrail! Bu ülkelerde cirit atan ajanlar kimin ajanları MOSSAD ve CİA ajanları. Saldıran kim? Yine bunlar.
Yeni Bir Yalta mı?
Dünya yeni bir Yalta’ya evriliyor. Dünya yeniden bölüşülüyor ve dünya yeniden şekilleniyor da bizim mi haberimiz yok?Bizimdevlet adamlarımız bu ayrışmanın ve bölüşmenin neresinde? Biz kimin hissesine düşmüş görünüyoruz, biliyormuyuz? Sayın Erdoğan’ın 4.1.2026 günü televizyonlarda çıkan haberinde “Türkiye’yi yanına alan kazanır.” derken neyi kastediyordu?Thomas Barrack denilen;başkanı kadar saygısız ve saldırgan ABD’nin elçisi(Bölge valisi(!)) “Türkiye ile İsrail savaşmaz hazar denizine kadar birlikte yönetecekler”derken neyi kast ediyor?ABD veya beynelmilel güçler Türkiye’ye yeni bir rol mü biçtiler? ABD başkanı, Trump her Allah’ın günü Sayın Erdoğan’a övgüler düzerken neyi kast ediyor? Bu bir uyutma politikası mı? “Bu bölgede bizim yapacağımız işlere karışmayın sizin işinizi sonra hal edeceğiz” mesajı mı? Bizim bu konuda bir hazırlığımız var mı?
İşin doğrusu ABD’nin İran’ı tehdidi ve Venezüella’ya müdahalesini konuşurken hemen yanıbaşımızda bizimde dahlimiz ile fiilen bölgelere ayrılmış Suriye’de PKK’nın evrilmiş hali ve Kuzey Irak Kürt yönetiminin biraz daha ilerisindeki SDG’nin yapılanmasına bizim herhangi bir müdahalemiz var mı? Yapabiliyormuyuz? Bizim buraya gerekli müdahalemizin yapılamıyor olması Venezüella’ ya ABD’nin müdahalesinden ne farkı var.Birine kendisi müdahale ediyor diğerine sizin ülkenizin bölünmesi bahasına ettirmiyor. Bu eşkıyalık değil mi? Hangi kırmızı çizgimizi koruyabiliyoruz?
Birleşmiş Milletler kadük mü kaldı?
Evet, Birleşmiş Milletler ne yazık ki işlevini yitirmiştir ve dünyanın yeniden güçlü ve bütün ülkelerin eşit oy hakkına sahip olduğu yeni bir yapının kurulması gerekir. Bu Birleşmiş Milletler teşkilatı hantal bir yapıya bürünmüş ve yaptırımı ortadan kalkmıştır. Sınıflı bir yapıdaki birleşmiş millet teşkilatı ancak güçlü ve büyük olursanız işinize yarar veya işinize karışamaz yoksa ikinci sınıf bir devlet olarak yapılan tehditler karşısında yapacağınız bir şey olmaz olamaz.İkinci sınıf devletler asla kendini bu yapısı içinde güvende hissedemez etmemelidir.Eğer ülke zenginlikleriniz varsa ve emperyalist ülkelerin sizin zenginliklerinizde gözü varsa gün olur sıra size de gelir.
Ya güçlü olacaksınız kimse size saldırmaya cesaret edemeyecek veya kaderinize razı olup sömürüleceksiniz. Türkiye buna razı olur mu? Türkiye asırlar boyu mazlum milletlerin hamisi olmuş bir millet ve devlet olarak güçlü olmak zorundadır ve olmalıdır.Bu birleşmiş millet yapısı değişmedikçe mazlum ve emperyalist milletlerin durumu değişmeyecektir.Çünkü Emperyalist devletlerin “dostları yoktur, ancak menfaatleri vardır.”Sizin ne zaman sıranız gelecek?Mesele budur.
Önemli olan Türkiye’nin, ne NATO’nun nede BM’nin kendisi için koruması için yetmeyeceğini bilmesi ve gardını ona göre alması gerektiğidir. Politikalarını ona göre değiştirecektir. Tedbirlerini alacaktır. Güçlenecek ve güçlü bir Türkiye’nin kendini korumaya kadir olduğunu bilecektir.Kendisine himmet edemeyenler başkasına himmet edemezler. Güçlü ve “Muhteşem Türkiye” özlemimiz olmalıdır.