Milletin birliği ve Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü edebi söz olduğu düşünülebilir. Demokrasi ve insan hakları kavramlarının esas olduğu zannedilebilir. Bu değerlerin her biri bir temeldir, esastır, prensiptir, biri diğerinin sonucu veya gölgesi değildir.
Türkiye’nin herhangi bir noktasında, hemşehrilerin kahir ekseriyeti beni seçti diye, sen o bölgede ne krallık ilan edebilirsin ne diktatörlük ne otonomi ne de federasyon? Böyle bir ütopyanın, hayalin barış, kardeşlik ve bölgenin menfaatleri ile hiçbir ilgisi yoktur. Dünyanın enerji kaynak ve hatlarının kontrolü için kapışan, savaşan emperyal güç odaklarının kör bir aleti olmaktan başka bir anlamı yoktur.
Türkiye’nin “Kürt Meselesi” “Güneydoğu Anadolu Meselesi” dediğinizde, bütüncül yaklaşılması lazım, tarihi bir perspektiften bakılması lazım gelir. Türkçe dışında Türkiye’de üç yüz altmışa yakın etnik unsur var. Bunların her birinin dilleri, kültürleri vardır. Dil konusuna geldiğimizde -öne çıkan dil konusudur- iyi düşünmek lazım geliyor. Bir dil, bir etnik ayrılığı ifade etmez. Net ifade edeyim. Bunu siyasiler bilsin, BDP milletvekilleri de -özellikle eş başkanlar da- bilsin. Kürtçe konuşur olmak, size ayrı bir millet olma özelliği vermez. Bu Kürtçülerin tavrıdır. Beynelmilel Kürtçülerin Türkiye’yi bölmek isteyenlerin, siyasi Kürtçülük davası peşinde koşanların kanaatidir, doğru da değildir.
İngilizceyi konuşan kaç tane millet var? Bunun aslı İngiltere, İngilizler… İngilizler de zaten altı tane millet, kendilerine İngiltere demiyorlar; Büyük Britanya diyorlar. İngilizce Kanadalılar tarafından da Amerikalılar tarafından da Güney Afrikalılar tarafından da konuşulan bir dildir. Ama Kanadalılar Anglo-Sakson kökünden gelmiş olmalarına rağmen hiçbir zaman “İngiliz’iz” demiyorlar. Keza İngilizce konuşmuş olmalarına rağmen biraz yamuk, kovboyca konuşmuş olmalarına rağmen Oxford lehçesi ile değil kendilerine uygun, kendilerinin geliştirdikleri bir Amerikan lehçesi ile konuşuyorlar. Dolayısı ile İngilizceyi konuşmuş olmak ne Avusturalya’yı ne Amerika’yı ne de İngiltere’yi ayrı ayrı milletler olmaktan kurtarmıyor, aynı dili konuşuyorlar ama ayrı milletler.
Dillerini Unutan Kavimler
Dillerini unutmuş onlarca değil, yüzlerce yıl sonra hatta binlerce yıl sonra hatırlamış olan milletler var. Mesela Yahudiler, İsrailoğulları dillerini unutmuşlardı, yoktu dilleri. Dünyanın hertarafına dağıldılar ve İsrail’e varınca yeni bir dil icat ettiler, son zamanlara kadar telaffuzunu bilmiyorlardı. Telaffuzu üzerini Sami dillerden, Arapça’dan yardım aldılar. Bugünkü İsrail’de konuşulan İsrail dili, Yahudi dili, ölü bir dil olarak sadece Tevrat’ın metinlerinde kalmıştı. Dolayısıyla, dil bir millet için her şey değildir, bir ayırımı ifade etmez. Yeryüzünde binlerce insan İngilizceyianadili gibi biliyor. Bunların her biri ayrı ayrı milletler. 0 halde bir dili konuşur olmak bir ayrı millet olma davasının delili değildir. Türkiye’de şu kadar dil vardır, konuşulacaktır, yaşaması lazım. Ve Türkiye’de yaşatmak için gayret sarfetmelidir. Bizim hassasiyetimiz, Soranice, Zazaca vs. lehçelerini öğrenmek isteyenlere Türkiye imkanlarını sağlamalı. Bütün vatandaşlara Kırmança’yı ben öğretirim, Ankara öğretir başkasına ihtiyaç yok. 0 eğitim programını da Ankara düzenler. Başkasının burnunu sokmasına gerek yok. Bizim kültür programımız bu. Türkiye’de bütün diller serbesttir, Türkiye’deki bütün diller Türkiye’nin zenginliğidir. Bunları Ankara öğretecektir.(Eğitim ile dil öğrenme karıştırılmamalıdır.)
Yıllar evvel bir Süryani rahibi ile Kadim Ermeni kilisesinden bir zatın sözleri şu oldu:”Bizi başkalarına niye muhtaç ediyor, Türkiye Cumhuriyeti? Niye bizim çocuklarımız dinini öğrenmek için Rusya ya, Amerika’ya oraya buraya gitsin? Gitmesin Türkiye öğretsin.
Türkiye Cumhuriyeti kendi ülkesinde yaşayan insanların Müslim, gayrı müslim kim olursa olsun kültürlerini, dillerini en iyi şekilde öğrenmeyi taahhüt etmeli. Siz yapmazsanız yapanlar var. Hiç de hayırlı amaçlar için yapmıyorlar. Gelsin adam Süryaniliği senden öğrensin. Gelsin adam Kadim Ermeni Kilisesinin ritüellerini sizden öğrensin, sizin alimlerinizden öğrensin. Bu çok farklı bir bakıştır, ecdadımız Fatih’in bakışıdır. Mustafa Kemal gibi bakıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tebaasını hiçbir şekilde dışa muhtaç etmez.
Kadim Ermeni cemaati dedim. Bu cemaat üzerinde ne kadar kötü oyunlar oynanmıştır. Olmayan belli yerlerdir. Onlar da bir kısmı dostumuz, alış-veriş yaptığımız devletlerdir. Kötü olmanın gereği yok. Ama sen de bil, işine sahip ol. Sen gayrı müslimine sahip çıkamazsan Müslümanına nasıl sahip çıkacaksın?”(1)
Ortadoğu’nun İslam Medeniyeti’nde Yeniden Yapılandırılması Şarttır
“Terörün eleman devşirdiği bölge, esas itibariyle İslam Orta Doğusu’dur! Bu dünya bu bölgenin İslam, Osmanlı Türk geçmişine saygı duymayan emperyalist emellerin güdümünde yabancılar tarafından büyük bir hoyratlık içinde parçalanmış şekillendirilmiştir! Bu coğrafya yeniden aslına uygun olarak restore edilmek durumundadır! Yani siyasetin PKKterörü ile mücadele programının coğrafi boyutu ve tarihi boyutu vardır! O da Ortadoğu’nun İslam Medeniyeti yani barış medeniyeti temelinde yeniden yapılandırılmasıdır! Türkiye’nin. PKK terörü ile mücadelesinin coğrafya ve medeniyet vaz geçilmez boyutu İslam’dır! Bu husus unutulmamalıdır!” (2)
Terörle Mücadelenin Vazgeçilmez Esası ve Boyutu İSLAMDIR
“PKK terörünü besleyen iç ve dış kaynaklar vardır! Bu bataklıkların ekonomik, kültürel, sosyal tedbirlerle kurutulması gerekir! Üslerinden, irtibatlarından ve desteklerinden ayrılması gerekir! Ve terörü ortadan kaldıracak bu savaşın kararlılıkla, bir tek Mehmetçiğin kanını feda etmeden yapılması gerekir! Terörist saflarında bulunanların da kandırılmış, saptırılmış unsurlar olduğu asla unutulmadan sonuç olarak bu bölgenin, bu ümmetin kandırılmış unsurları olduğu göz önünde bulundurularak terörle savaşmalıyız!” (3)
Ve İslam’da şeref bulmuş bütün Müslümanlara/ Rasulullah (S.A) Efendimizin, soy, sop, kabile üstünlükleri davasını, cahiliye davası olarak telin ettiğini hatırlıyor ve hatırlatıyoruz! Peygamberimizin veda hutbesini hep birlikte hatırlayalım!
Peygamberimizin çağrısı
“Ey insanlar! Hepiniz Hz. Âdem ve Hava’nın çocuklarısınız! Arap’ın Acem’e üstünlüğü yoktur!.. Her türlü kabile övünmesi cahiliye bidatidir ve ayaklarımın altındadır! Üstünlük ancaktakvadadır” sözünü kulaklarımıza küpe yapalım, izzete, şerefe, kardeşliğe, birliğe ve efendiliğe çağıran iki cihan serveri Peygamberimizin sözünü, dinleyelim!” (4)
Yıllar önce Bilge lider Edibali’nin yerine getirilmeyen önerileri ve Irak, Suriye’nin bu günlere gelmesinde siyasilerin yaptıkları yanlışlar sonucu ortada. Emir büyük yerden gelir ve Türkiye’ye şartlı verilmiş İmralı’da yatan bebek katili mahkûm, ABD-İsrail-İngiltere destekli “Türk Düşmanı” Öcalan canisinin kurulan komisyondan istekleri sıralanıyor. Komisyonda konuşulanları tek bilmeyen Türk milleti. Sızan bilgiler şunlar:
-Öcalan’ın hukuki ve siyasi hakları tanınsın! Umut hakkı uygulansın.
-Ana dilde eğitim olsun.
-Resmi Dil Türkçe’nin yanına Kürtçe ve Arapça da olsun.
-Türk ve Kürt halklarının adları Anayasada yer alsın.
-Dağdaki PKK’lılar affedilsin.
-Anayasa Md 66’daki Türk tanımı değiştirilsin.
-Avrupa Yerel Yönetimler Şartı yerine getirilsin.
-Gabar Dağından ve bölgeden çıkan petrolden elde edilen gelirden, bölgedeki yerel yönetimlere pay verilsin.
-SDG silah bırakmayacak.
Ne günlere kaldık?
———————————————————————————-
Kaynaklar: 1- Aykut Edibali Ekin tv röportaj, 30 Nisan 2011
2- Egemen Millet’inSesi, başyazı 11
3- Egemen Milletin Sesi, başyazı 11
4- Çınar, Başyazı 122