Özgeçmişiniz ve yazdığınız eserler hakkında bilgi alabilir miyiz?
1963 yılında Ankara’da doğdum. Ankara, Sakarya ve Erzurum’da okudum. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. Gazete ve televizyon kuruluşlarında metin yazarı ve yapımcı olarak çalıştım. 2000 yılından sonra yayıncılık ve yazarlıkla geçindim. “Boğaz’daki Aşiret” kitabıyla başlayan bir yazarlık sürecim var.
Hangi amaçla biyografi alanında çalışma ihtiyacı duydunuz?
Biyografiyi iş edinen bir insanım. Tanpınar, Günlüklerinde ‘kendini yapmak’ tabirini kullanır. Aslında her insan bir şekilde kendini inşa eder, kendi tercihleriyle kendi biyografisini yazar. Benim ilk hedefim haftalık bir haber-yorum dergisi çıkarmaktı. Bunun için arşiv çalışmasına başlamıştım gençlik yıllarında. Ama bunun sektörel bir iş olduğunu anlayınca Taha Toros’un bir söyleşinden ders alarak hedef küçülttüm ve giderek biyografiye yöneldim.
Ne diyordu Taha Toros?
Taha Toros, Türkiye’nin önemli arşivcilerinden biriydi. Ömrünün sonlarında kendisiyle yapılan bir söyleşide pişmanlıklarını sıralar. Bir arşivci olarak en önemli tespiti, arşivin sınırlarının belirlenmemesidir. Arşiv, mutlaka sınırlandırılmalı ve belli bir alana yoğunlaşılmalı. Ben de Taha Toros’un uyarısıyla artık kendimi sınırlıyorum. Artık 21. Yüzyıla pek karışmıyorum. 20. Yüzyıl biyografileri içinde kalmak benim için daha tutarlı geliyor.
Türkiye’nin ilk biyografi sitesi www.biyografi.net‘i ne zaman kurdunuz?
Evet, 2000 yılında internet Türkiye’ye yeni geldiği zaman www.biyografi.net internet sitesini kurdum. Arkadaşım Nihat Çeliker’le birlikte bugüne kadar güncelleyerek getirdik. Şimdi yeni bir tasarımı yapılıyor. Cep telefonu versiyonu olan daha gelişmiş bir tasarımla okurlarımızın karşısına çıkacağız.
Daha önce yayınladığınız Biyografi Analiz dergisi ne durumda?
Türkiye’de çıkan sayılı biyografi dergisinden biri Biyografi Analiz dergisidir. 2003 yılından itibaren 14 sayı yayınladık. Dergicilik zor bir iş… Sonra uzun bir süre ara verdik. Dergicilikte önemli değişimler var. Mesela Uyanış dergisi, internet dergisi olarak yayınlanıyor. Bu yeni bir yöntem… Biz Biyografi Analiz’i kitap formatında seçki-kitap olarak yayınlamaya başladık. Önceki 14 sayıyı 2 cilt olarak takım haline getirdik. Sonra Biyografi Analiz 3 ve Biyografi Analiz 4’ü 200 sayfalık ciltler halinde yayınladık. Şimdi Biyografi Analiz 5’in tasarımını yapıyoruz. Birkaç aya çıkacak inşallah.
Sizce biyografi, soybilim neden önemli?
Evet, biyografi çok geniş bir disiplin. Tarih ile edebiyatın değişik türlerinde, güzel sanatların her türünde biyografik çalışma yapmak mümkün. Benim Boğaz’daki Aşiret kitabımla başlayan kitaplarım soybilim-aile tarihi çalışmalarıdır. Soybilim etnik yaklaşımla değil, aileler vasıtasıyla kurulan bağları araştırır. Michel Foucault, Niçe üzerine yazdığı yazıda Soybilimsel yöntemi, bilinen deklare edilen bilimlerin karşısına çıkarır ve tarihsel-felsefi bir sorgulama olarak niteler, Soybilim’i ‘karşı-bilimler’ sınıfına koyar. Soybilim, tersine bir inşadır. Ve soybilim, sadece aile tarihiyle, kökenle alakalı değildir. Kişinin yetişme tarzı, çevresi de biyografi ve soybilim’in çerçevesine girer. Bir çeşit sosyolojidir soybilim. Soybilim, bir networku anlamaya çalışmadır.
Ölüm ilanlarını biyografik veri olarak kullanıyorsunuz.
Evet! Ölüm ilanlarını, biyografik veri olarak kullanmak, X İlişkiler, Aydın Yabancılaşması, Boğaz’daki Aşiret, Kart Kurt Sesleri, Teyze ile Prenses ve Genetik İhanet adlı kitaplarımızla öne çıkan bir yöntemin ürünüdür. Bu yöntemi, belki ‘spot anlatım’ diye adlandırmak mümkündür. Fakat anekdot, dip not, fotoğraf ve soyağaçlarıyla takviyeli bir metottur.
Soyağacı konusunda ilginç örnekler var mı?
Tarihi eserler içinde, soy araştırma bilimi yani nesep ilminin eğlendirici bir yönü vardır. Biyografisi yazılan kişinin, nesebi doğal olarak araştırılır. Hayatı yazılan kişinin nesebi içinde, ilginç kişilerin bulunması, okuyucuya ve onu bulan yazara apayrı zevkler yaşatır. Çünkü bir insanın kökenini bilmek, onun hakkındaki büyüyü çözmek demektir. Kökenle bazen dilin çeliştiği süreçler de yaşanır. Turganyev, Rahmaninof, Çaykovski, Anna Ahmatova… Bu isimler Türk kökenli olmasına rağmen, Rus kültür çevresinin ve nihayet Rusçanın belirleyiciliği ile Rus sanatçısı olarak anılmaktadır. Aynı şekilde Lev Tolstoy, Cengiz Han’ın torunlarından ve Goethe, Selçuklu asilzadesi olmasına rağmen mensup oldukları kökenle değil, kültür çevresine mensubiyetleriyle anılırlar.
Türkiye’de biyografi çalışmalarını nasıl görüyorsunuz?
Türkiye’de hala Biyografi Enstitüsü yok. Azerbaycan’da gelişmiş bir enstitü var mesela. Türkiye’de bizim gibi araştırmacıların ferdi gayretleriyle yol almaya çalışıyoruz. Devlet kurumlarının başında bu durumu idrak edecek yöneticiler yok. Gelen evrak giden evrak tiyatrosuyla oyalanıyorlar…
Yurtdışında başarılı örnekler var mı?
Almanya’daki Dünya Biyografi Enstitüsü’nün Türk Biyografileri Bölümü’nde 1995 yılında 75 bin kişinin biyografisi vardı. Bugün bu sayı birkaç katına çıkmıştır, bilmiyoruz. Yine de umudumuz var. Ülkemizde yapılan biyografik araştırma sayısında ve niteliğinde artışlar var.
Basından gelen biri olarak şu anda basın ve yayın dünyamızı nasıl görüyorsunuz?
Basın yayın dünyası internetle yeni bir evreye geçti. Bu evrede sosyal medya imkânı ile insanlar enteraktif olabiliyor. Bu şüphesiz önemli bir şey. Ama nitelikli işler için bakış açısı ve ekip çalışması gerekiyor. Arada güzel içerikler üretiliyor. Biz de güzellikleri görünce seviniyoruz.
Basından kültür hayatımıza geçelim isterseniz. Aynı zamanda kültürle ilgilenen biri olarak kültür politikaları, yapılan olumlu-olumsuz çalışmalar hakkında neler söylemek istersiniz?
Ben önümdeki işe bakarım. Kendi yapabildiklerime bakarım. Gaspıralı ve Ziya Gökalp’in çalışma disiplinini örnek alırım. Devlet kurumları ve sivil toplum örgütleriyle ilgilenmem. İstisnalar müstesna, yapılan işlerin birçoğunu da yanlış buluyorum.
Son olarak, şu anda üzerinde çalıştığınız konular ve ileride neler yapmak istediğinize dair bilgi alabilir miyiz?
En son Maturidi Tarih İnşası kitabını yazdım. Aralıklarla 2 yıl uğraştım. Çok şükür yayınladım. Olumlu dönüşümler aldım. Mutlu oldum. Önümüzdeki dönem, biyografi.net’in güncellenmesi üzerinde duracağım. Yayıncılık ve yazarlık faaliyetlerine devam edeceğim.