Çatal yürekli, büyük adam; Muharrem Mutlu!
Mehmet GÖKTEKİN
Bir MUTLU adam göçtü bu dünyadan. Sessizce vuslat vakti deyip gurbet ellerde emanetini sahibine teslim edip hakka yürüdü. Yüreğimiz yandı. Hüzünlendik gözlerimizden iki damla yaş aktı.
Muharrem Mutlu davasına olan sadakati, inancı, imanı, cesareti ve mütevazılığı ile örnek bir mücadeleci ve samimi bir Millet Partili idi… Uzun yıllar öğretmenlik yaptı. Öğretmenlik yaptığı yıllarda da siyasi kimliğini ve duruşunu kimseden saklamadan yüreklice ifade edip, “Rızkı veren Allah!” diyebilecek cesur ve yürekli bir dava adamı olarak hafızalarımızda yer etti. Birilerinin arka kapıdan dolaştığı günlerde, o her yere ve her riske ön kapıdan girecek kadar çatal yürekli yiğit birisi idi. Emekli olduktan kısa bir süre sonra Millet Partisi Kütahya İl Başkanlığına soyundu. O görevi de iki dönem hakkıyla yerine getirdi. Sonraki dönemde bir başka kahraman kardeşine başı dik bir şekilde il Başkanlığı görevini devretti. Hiç yüksünmeden, kendisine uygun görülen il başkan yardımcığı görevini de üstlendi. Son seçimlerde de milletvekili adayı olarak diğer Kütahyalı kahramanlar ile beraber ilçe, ilçe, köy köy, pazar pazar, sokak sokak dolaştı. Bayrak salladı, broşür dağıttı. Her günün sonunda yorgunluk çayı içerken kardeşleri ile soyadı gibi MUTLU oldu.
Anlıyoruz ki son arzusu özlem duyduğu evlatları ile buluşmakmış. Bu buluşmaya, heyecana kalbi dayanmadı. Şimdi o fani dünyadaki görevlerini tamamladı. Belki hayali“Olmasın son günümde çelengim top arabam, Alsın götürsün beni inanmış dört adam “ diyenlerden olmaktı. Her daim son saltanatına hazır ve nazırdı.
Cahit Sıtkı Tarancı nasıl tarif ediyor son saltanatı? “Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar? Neylersin ölüm herkesin başında. Uyudun uyanamadın olacak. Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak, Taht misali o musalla taşında.”
Onu sevenleri omuzlar üstünde, gözyaşları ile Yahya Kemal’in “Sessiz gemi” şiirindeki, “Artık demir almak günü gelmişse zamandan. Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden” mısralarıyla uğurladılar.Bizden selam götür tüm şehitlerimize! Musa Akın’a, Zeki Yılmaz’a, ismini bilemediklerimize Oradaki dostlara ve Bilge Lider Edibali’ye… Onlara de ki, “Emanetiniz emin ellerde!”Sevgili kardeşim “hesabın kolay, makamın cennet olsun” inşallah!