Karabağ Kıbrıs olmasın!

Karabağ Kıbrıs olmasın!

   İkisinin kaderi bir birine ne kadar da çok benziyor. Görünen o ki;  Karabağ’da yeni bir Kıbrıs’ımız oldu?  Çözmek için ne kadar mücadele edeceğiz onu ancak Allah bilir. Şu iyice bilinmelidir ki Ermeniler gündüz külahlı gece silahlı olacaktır. Bizim güneydoğumuzda olduğu gibi…

                                                                                                                                       Mustafa GÖKTEKİN

İkiz kardeşler

Karabağ ve Kıbrıs iki kardeş, ikisi de Türk ve ikisi de içinde farklı etnik kimlikleri de barındıran Türk yurtları. İkisinin kaderi bir birine ne kadar da çok benziyor. Kıbrıs yüzyılın başından beri İngiliz sömürgesi ve içinde İngiliz yok denecek kadar az; buna olmasına rağmen topraklarının hatırı sayılır kısmı 1974 harekâtımıza rağmen İngiliz hâkimiyetinde ve büyük bir kısmı Rumlara peşkeş çekilmiş durumda! Karabağ Azerbaycan’ın özü olduğu halde yine yüzyılı aşkın bir zamandır Rus ve Batı himayesindeki Ermeni zulmü altında! İkisi de esarete, ikisi de soykırıma uğramış, hem de anavatanlarına rağmen emperyalist güçlerin oyuncağı halinde!

Herkes bilir ki 2.Abdülhamit Han tarafından – Olayı o günün şartlarında değerlendirmek gerekir.- İngilizlere -sözüm ona- kiralanmış ve sonrasında İngilizler tarafından ilhak edilmiş! İçindeki Türk-Müslüman varlığı sahipsiz bırakılmış! Kıbrıslı Türkler, İngiliz- Rum-Yunanlılar tarafından dışlanmış, katledilmiş ve tehcire maruz bırakılmış! Türklerin çoğu Rodos, Girit adası benzerleri gibi topraklarını terk etmek zorunda kalmışlar. Kalanlarda esir muamelesi görmüş ve ezilmiş.

Türk yurdundan sürgünler veya kaçkınlar

“İki vatan parçasının kaderi bu kadar mı benzer” demeyin! Dahası var. Karabağ da Hocalı katliamı yetmezmiş gibi bölgede Türkler bulundukları yerlerden sürgün edilmişler. Tıpkı Revan(Erivan) gibi, bu gün Revan (Erivan) Ermenistan’ın başkenti eskinin kadim Türk yurdu. Bugün orada bir tek Türk bulabilir misiniz? Hiç sanmam, diplomatların haricinde zor. Örneğin Selanik gibi; bu gün Karabağ’ın uluslar arası sahada Türk toprağı olarak kabul edildiği halde, Karabağlılar Azerbaycan’ın içine dağılmış durumda, kendi vatandaşları tarafından bile “Kaçkınlar” diye tarif ediliyor. Düşman boş durmuyor ve yapacağını yapıyor. Tıpkı Filistinlilerin büyük bir kısmını Gazze şeridine hapsettiği gibi! Gazze şeridinde yaşayanların büyük çoğunluğu da Filistin’in değişik yerlerinden Gazze’ye sürgün edilenlerden oluşuyor. Gazze’de kime sorsanız Filistin’in başka bir yerinin adını verir. Politika aynı sür ve temizle…

Bir tokatta yıkabilecekken…

Kıbrıs barış harekâtı!  O günleri yaşayanlar ve okuyanlar bilir ki, iki aşamada yapılmıştır. Karabağ harekâtı kaç aşamada yapıldı? İki aşamada değil mi? Niye tek seferde çözüp bitiremedik? Her iki toprak parçamızda muhatabımız sadece bizimle birlikte oturanlar mı? Elbette hayır? Biz sorunlarımızı neden çözemiyoruz? Bir tokatta yıkabileceğimiz hasımlarımızın arkasında onları koruyan, silah veren ve himaye edenler var. Siz sorunu çözeceğiniz zaman birileri taşlarınızı dağıtıp, oyunu bozuyor. Peki, biz ders alıyor muyuz? Ona da asla diyoruz! İşte onun için tarih tekerrür ediyor.

Geçtiğimiz 2020 yılında biz Kabağı kurtarmamış mıydık(?!) Devlet adamlarının o günkü beyanlarına göre Karabağ kurtulmuştu! Hatta Ermeniler terk ettikleri, bıraktıkları yerleri yakmışlar taş üstünde taş bırakmamışlardı. Peki, Hankendi de yeniden seçim yapan Ermeniler için o gün tedbir almamış mıydık? Bu gün seçim yapanlar savaş sırasında nerede idi? Demek ki, beyanlar eksikti ve açıklamalar  sadece tribünlere yapılmıştı! Demek ki olayları kendi kendimize her zaman ki gibi abartmıştık. Gerçekleri saklamıştık? Peki,  ikinci Karabağ harekâtı ne kadar sürdü? Bir gün! Bir günde neyi halettiniz? Neyi hal ettik de harekât durdu? Biz bu filmi görmüştük. Hem de elli yıldır sorun olarak yaşadığımız ve bir türlü çözemediğimiz Kıbrıs’ta1974 yılından bu yana görüyoruz.

Politikalar Milli Olmalıdır

Birilerinin talimatı ve dayatması ile politikalarınızı belirlerseniz sonuç değişmez. Matematikte iki kere iki dört eder; kural budur. Eğer tarihten ders alarak milli politikaları hayata geçiremez ve pansuman politikaları, derin yaraların üzerine yaparsanız, hem yaranız derinleşir hem de tedavi edemezsiniz. Paşinyan ne diyor? “40 bin aileyi misafir edecek tedbir aldık.” Gönderin gitsinler. 2020 de boşalttıkları yerleri yakarak, yıkarak bir tek hane bırakmadan gidenler demek ki nereye gitmişler? Sizse bütün ihanetlere rağmen onların iaşe ihtiyaçları için yardıma koşun(!) Türkiye Kıbrıs’tan ders almadı mı ki; Azerbaycan yönetimine gerekli ikazı yapmıyor?

Karabağ yeni bir Kıbrıs mı?

Görünen o ki; yeni bir Kıbrıs’ımız oldu? Onun için de; kim bilir kaç yıl çözmek için mücadele edeceğiz orasını Allah(CC) bilir. Beyler; söz dinleyin Türkiye ve Azerbaycan birlikte Karabağ ile ilgili bütün gerekli tedbirleri almalı ve Karabağ’ı Ermeni unsurlardan tamamen temizlenmelidir. En azından asgari sayıya indirilmelidir. Azerbaycan Türkü’nün Karabağ’da Ermenilerden meydana gelen yeni bir Rum ve PKK benzeri baş belası ortakları olmasın.

Gece silahlı gündüz külahlı!

 Azerbaycan bütün tepkilere rağmen gerekli tedbirleri kararlılıkla almalıdır. İradesini ortaya koyarak geri adım atmamalıdır. Mesele sorunu kökten çözmektir. Geçici tedbirler asla kalıcı çözüm olamaz. Ancak sorunu çözümsüz hale getirir, yaranızı derinleştirirsiniz. Gelecek için daha büyük sorunların habercisi olur. Görünen o ki; Karabağ’da halen tam ve emin bir temizlik yapılmamış; geçici ateşkes sağlanmıştır. Ermenilerin silahlarını tamamen teslim ettiğine ve edeceğine; militanların bölgeyi boşatacağına yani Ermenilere kim inanır? Böyle bir şeyi Ermenilerce kendiliğinden olması mümkün mü? Şu iyice bilinmelidir ki Ermeniler gündüz külahlı gece silahlı olacaktır. Bizim güneydoğumuzda olduğu gibi…

Dün uyardık bugünde

Sonradan vah etmenin anlamı yoktur. Vebali de elbette hem bize hem de Türk Milletine ağır olur. Dün Millet Partililer “Türkiye’nin Kıbrıs Politikası ne olmalıdır?” diyerek Kıbrıs politikasının ne olduğunu gösterdiler. Ancak hayata geçirilmeyen önerdiğimiz çözümlerimizin, uyulmayan görüşlerimizin cezasını millet çekerken; gelinen nokta bizim gösterdiğimiz noktadır. O çözümü gösterenler bugünde “Azerbaycan’ın ve Türkiye’nin Karabağ Politikası ne olmalıdır?” diyerek yapılması gerekeni hatırlatıyor. O kadar.

 

Related posts

BAŞYAZI: Yargı sopasıyla toplumsal muhalefet yok ediliyor #34

Avrupa Birliği Ordu Kurabilecek Mi?

Siyasette Arınma: Kirlenen Siyaset Mi, İnsan Mı?