Toplumda sergilenen illüzyonların bedeli ise bu illüzyonlara dayanarak uygulanan yanlış ekonomi politikaları ve onların orta – uzun vadede getirdiği sorunlardır.
Ahmet KARA
İktisatçı Mahfi Eğilmez, kendi internet sitesinde yayımladığı “7 Maddede Ekonomide İllüzyon Rehberi” başlıklı yazısında, ekonomik gerçekliğin giderek yerini kurgulanmış anlatılara bıraktığını vurgulamaktadır. Eğilmez’e göre sorun yalnızca verilerin doğruluğu değil, bu verilerin nasıl sunulduğu ve hangi bağlam içinde anlamlandırıldığıdır. Zira eksik ya da çarpıtılmış bir anlatı, doğru rakamları dahi yanıltıcı hâle getirebilir.
Gerçeklerin üzerinin örtülmesi kısa vadede rahatlatıcı olabilir; ancak uzun vadede telafisi güç sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Vakit geç olmadan siyasi illüzyonistlerin gerçekleri maskelemek için başvurdukları yöntemlere itibar etmeyerek uyanmak ve gücümüz nispetinde illüzyonistlerin uyuttuklarını uyandırmak zorundayız.
Eğilmez’in dikkat çektiği yedi temel “illüzyon” şu şekilde özetlenebilir:
“Ekonomide giderek gerçeklerle değil, hikâyelerle yaşıyoruz.
Rakamlar doğru olabilir. Ama hikâye eksikse bu bir anlatım sorunudur.
Rakamlar da hikâye de eğilip bükülüyorsa, artık ortada bir ekonomi değil, bir illüzyon vardır.
Bugünün ekonomisini anlamak için yedi basit illüzyonu anlamak yeterli olabilir:
- Kur ve Büyüme İllüzyonu
Enflasyonu yüksek tutarken faizi de yukarıda bırakırsın. Sıcak para gelir, döviz kuru baskılanır.
Sonuç: Ekonomi dolar cinsinden olduğundan büyük görünür. Kâğıt üzerinde büyür, dünya sıralamasında yükselirmiş gibi yaparsın.
- Kişi Başına Gelir İllüzyonu
Sığınmacıların üretimini milli gelire eklersin ama onları nüfusa katmazsın.
Sonuç: Kişi başına gelir bir anda artar. Kimse zenginleşmez ama herkes zenginleşmiş gibi görünür.
- İşsizlik Oranı İllüzyonu
İşgücü tanımını daraltır, işgücüne dâhil olmayanları genişletirsin.
Sonuç: İşsizlik oranı olması gerekenden düşük çıkar. İş bulunmaz ama işsizlik sorunu yokmuş gibi görünür.
- Dış Borç İllüzyonu
Dış borcu, kimden alındığına göre değil, kimin elinde tuttuğuna göre yazarsın. Üstelik nominal değeri değil, anlık piyasa fiyatını esas alırsın.
Sonuç: Dış borç azalıyor görünür. Oysa değişen sadece yöntemdir.
- Faiz Politikası İllüzyonu
Politika faizini sabit tutar, fonlamayı arka kapıdan yaparsın. Haftalık repo ihalesi yerine gecelik borç verme kanalını kullanırsın.
Sonuç: Politika faizi vitrindir, arka kapı faizi faturadır. Gerçek faiz yükselir ama ilan edilmiş politika faizi yerinde sayar. Artırmamış gibi yaparsın, artırmış olursun.
- Bütçe Dengesi İllüzyonu
Yılın başında harcamayı kısar, vergiyi öne çekersin.
Sonuç: Bütçe açığı düşük görünür, hatta fazla bile verilebilir. Takvimle oynarsın, tablo düzelmiş gibi görünür.
- Enflasyon İllüzyonu
Enflasyon sepetini güncellersin. Konut, kira ve aidatlar hızla artarken bunların sepetteki ağırlıklarını düşürürsün.
Sonuç: Enflasyon gerilemiş görünür. Hayat pahalılaşır, ama rakamlar sakinleşir.
İllüzyonlar her zaman çekicidir. İnsanı şaşırtır hatta hayran bırakır: Ta ki arkasındaki gerçek ortaya çıkana kadar. Gerçek ortaya çıktığında hayal kırıklığı kalır. Sahnede sergilenen illüzyonların bedeli yalnızca gösteri için ödenen bilet bedelidir. Toplumda sergilenen illüzyonların bedeli ise bu illüzyonlara dayanarak uygulanan yanlış ekonomi politikaları ve onların orta – uzun vadede getirdiği sorunlardır.”