Gençlik, bir ülkenin, bir toplumun en önemli dinamizmidir. Bunun başlıca nedeni, fikren, ruhen ve bedenen en verimli dönemin gençlik dönemi olmasıdır. Şüphesiz ki, verimliliğin sağlanması adına, gençliğin yönlendirilmesi, donatılması, farkındalık oluşturulması, özgüvenlerinin sağlanması fazlasıyla önem arz eden bir durumdur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe verdiği büyük önem boşuna değildir. Toplumsal gidişatta, istikbalin varacağı nokta üzerinde, gençliğin yönelimlerimin büyük etkileri vardır, her zaman da var olacaktır.
Bu nedenle gençlik hususu kapsamlı bir şekilde ele alınmalıdır. Bu hususta siyasi kimlik bir kenara bırakılmalı, toplumun her kesiminden her gencine vatan evlâdı gözüyle bakılmalı, eşitlik ilkesi mutlak suretle gözetilmeli, gençliğin içinde bulunduğu sorunların üzerine gidilmeli, söz konusu gençlik de bu işin içine katılarak çözüm metotları geliştirilmelidir.
Heybemizde ne varsa gelecek nesillere onu aktarabiliriz. Nesillerin gidişatını ve ülkenin geleceğini belirleyen en önemli etken de bu aktarımlardır. Dolayısıyla da, geleceği koruma adına, ülkeyi ve değerlerimizi ileriye taşıma adına, çağın gerisinde kalmama adına ve gelişim adına bizlere düşen görev, bugünün gençliğinin heybesini güzel şeyler ile doldurmak, kirlerden arındırmak, onları donanımlı, geleceğe hazır bir hâle getirmektir. Gençlik ne halde? Bunlar mı ülkeye faydalı olacak, şeklinde cümleleri sıkça duymaktayız. Bu cümleleri kuranlara ben de şunu soruyorum. Ne yaptınız? Onlara ne verdiniz de onlardan ne bekliyorsunuz?
Siyasi kavgalardan, çekişmelerden fırsat bulup, gençliğin sorunları şunlardır, çözümleri bunlardır deyip harekete geçmeyen hiç kimsenin bu gençlikten hesap sormaya hakkı yoktur.
Onları dinleyeceğiz, onları anlayacağız. Onların dünyasına gireceğiz. Dertlerine, sorunlarına ortak olacağız. Sorunlarını çözüp onlara yol göstereceğiz. Bu bir lütuf değildir, en asli görevimizdir! Onlara gerekli bilinci aktarıp, gerekli donanımı sağladıktan sonra, bu aktarımı geleceğe taşımak da onların en asli görevidir..
Şimdi ülke gençliğinin başlıca sorunlarını ele alalım: 1)Ebeveyn yetersizlikleri 2)Aile baskısı 3)Toplumsal baskı 4)Mesleki dayatmalar 5)Ezberci eğitim sistemi 6)Atanma ve iş bulma problemleri 7)Sosyal medya etkileri 8)Gençliğin sesi olan kurumların eksikliği 9)Lüks ve gösteriş popülaritesi 10)Uyuşturucu 11)Umutsuzluk sendromu 12)Sahipsizlik 13)Ahlâki çöküntü 14)Ateizm ve deizm popülaritesi 15)Değerlerimizden uzaklaşma 16)Milli bilincin tehlikeye girmesi 17)Anlaşılmamak 18)Şans oyunları 19)Çağdaşlık anlayışının sapması 20) Özgürlük anlayışının sapması vb.
Mutlaka başka örnekler de vardır. Şimdi, ortada bunca sorun var. Kirli eller bir an bile boş durmuyor. Toplumsal algıyı, gençliği, geriden gelen nesilleri bozma adına her şeyi yapıyorlar. Toplum üzerinde, hassas, sabırlı ve uzun vadeli kirli bir çalışma uyguluyorlar. Gençliğin, nesillerin heybesini genellikle onlar dolduruyorlar. Bizler bir şeyler yapmadıkça, meydan hep o kirli ellere kalıyor. İstedikleri gibi at koşturuyorlar. Soruyorum sizlere: Bu durumda onlara neyin hesabını, ne hakla soruyoruz? Atatürk’ün bu ülkeyi emanet ettiği gençlik için ne yapıyoruz? Kısır döngü siyasetten başka, kendimizi aklamaktan ve yüceltmekten başka ne yapıyoruz?
Gelin kutuplaşmaları bir kenara bırakalım. Gelin el ele verelim. Birlik olalım. Mücadele edelim. Lakin kâğıt üstünde bir mücadeleden bahsetmiyorum. Niyet, samimiyet ve gerçek bir hareket içeren bir mücadeleden bahsediyorum. Her şey niyet ile başlar. Niyet ise dert edinmek ile başlar. Derdimiz daim olsun ki, mücadelemiz de daim olsun.
Bugün belki sayımız azdır. Ancak tarih sayfaları, az insanın ortaya koyduğu mücadelelerle ve zaferlerle doludur. Tarih yazmak da zaten budur. Sayıdan çok daha önemli olan şey ruhtur. Efendimiz(A.S) bir avuç insan ile İslâm ışığını yaymadı mı? Atatürk bir avuç insan ile dünyaya kafa tutup, Cumhuriyet’i ilan etmedi mi? Örnek mi arıyorsunuz hâlâ?
Millet Partisi olarak, gençliğin kucaklayıcısı, yol göstericisi olmaya talibiz. Onlara hak ettikleri geleceğin temellerini atmaya talibiz. Geleceği inşa edecek olanlar, hiç şüphesiz ki onlardır.
Hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum..