Osman Tekin
Dava nedir? İnsanın Yaşatılmasına ve sürdürülmesine inandığı tüm değerler diyebiliriz.
Dava Ülküdür. Ülkünüzdür. O da ulaşılması gereken bir hedeftir.
Eğer davanız bir medeniyet davası ise çalışmalarınız sadece politik hedeflerle sınırlı olamaz. Dava dediğiniz şey özlemini duyduğunuz değerler sisteminin bir sosyal sisteme dönüşmesi ete kemiğe bürünmesi için çaba gösteriyorsanız insan inşa etmek mecburiyetiniz ortaya çıkar. O zaman da karşınıza çok zahmetli bir uğraş çıkar.
İnsan ne, İnsan kim?
İnsanın tanımından ihtiyaçlarından insan davranışlarından ve insanlık tarihinde ki tüm kavgalarından haberdar ve bilgi sahibi olmak zorunluluğunuz bir zaruret olur.
Teknolojinin insan “oku”masını tahrip ettiği çağımızda uzun uzun yazarak mesajın yerine ve amacına gitmediği ulaşmadığı kanaatindeyiz. Bu nedenle kısa dokunuşlarla yetineceğiz, iktifa edeceğiz.
İnsanın bir meselesi varsa insandır. Doğada, tabiatta yaşayan tüm canlılara yüklenen temel özellik farkındalıktır. Bir hayvan düşünün çıt sesi duyduğunda hemen tepki verir kaçar. Bir refleks gösterir. Bu refleks onun yaşaması hayatta kalması için genlerine yüklenmiş bir içgüdüdür. Canlılar önce korunmak ve hayatta kalmak için yüksek farkındalığa sahip olarak donatılmışlardır.
Farkındalık Arapça kökenli faraka kelimesinden türemiştir. Fark etmek. Kötüyü-iyiyi, doğruyu-yanlışı, sıcağı-soğuğu, geceyi-gündüzü, renkleri, tatları, çukuru-yüksekliği, gökyüzünü, okyanusları dağları kısaca içinde yaşadığı dünyanın, kozmik alemin farkında olduğunuz kadar insansınız.
Faraka yani farkındalık yani Furkan. Fark etmemiz için Furkan gönderilmiştir. Ve insan olma görevlerini tüm insanlığa sunmak üzere Furkan apaçık bir uyarı diye tanımlanarak gönderilmiştir.
İnsan olabilmenin devasa ödevleri bu yazıya sığmaz. Amacına ulaşan bir kalem ile bir kelam edersek bir damla su ihtiyacını karşıladığınız bir garip kuşun duası belki bizi inandığımız cennete götürebilir umudunu yaşarız.
Muradımız Ne? Derdimiz Ne?
Dertsiz insanla işimiz yok. Çünkü dertliyiz, dertlisiniz. Kim gibi? Yolundan yürüdüğünüz mesajı size getiren elçi gibi Resul gibi.
İnsan yaşadığı toplumun içindeki buhranı, insanı dilim dilim doğrayan insanı insanlığından uzaklaştıran insanı köleleştiren tüm şartları görüyorsa bir isyanı ortaya koyar haykırır. Arayışa girer O kutlu nebinin yaptığı gibi Hıra ya çıkarak bir arayışın içinde olur. Tıpkı yıldızlara, aya, güneşe bakan atası İbrahim’in arayışı gibi.
Hıraya çıkış bir münzevi hayat arayışı değil. İçindeki yangını söndürecek bir arayışın kaçışı. İçinde yaşadığı toplumun ve insanlığın kurtuluş umudunu arayışının kaçışıdır bu. Kaçış denmez denemez. Bir arayış o kutlu Nebi’nin Hıra da yükselişi gibi. Hem kendisi ve hem de insanlığın yükseliş ve yücelişi için bir umut yürüyüşüdür O.
Farkında olan insan arayışta olur, insanca bir yürüyüşte olur.
Derdi olan insan, insandır.
Derdi olan dertli insanı arar.
Dertlinin derdine derman olur
O insan gönül insanıdır. Gönül’e girer.
Dertli dertlinin derdini dinliyorsa insandır.
Dertli derdini tek tek anlatır. Anlayanı arar. Ortaktır dertleri.
Dertlinin derdini teşhis için bir doktor titizliğinde muayene eder.
Dinler. Kalbini nefesini ölçer, gözlerindeki mahzunluğu seyrederek derdini anlar. Hemen ilaç yazmaz. İlaç olacak çareyi düşünür. Çözüm o kadar kolay değildir.
Tedavi zor iştir. Sabır gerektir. Bildiği tüm ilmini, bilimini dertliye aktarmaz.
Tıpkı tane tane oku. Acele etme. Dediği gibi Furkan’ın.
Bildi mi derdini? Merhemini sürdü mü? İşte o zaman dertliyle kardeş olmuştur. Dertlide onu kardeş bellemiştir.
İşte Furkan’ın emrettiği yerine gelmiştir.
Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz. Kardeştir onlar artık. Onların kardeşliğinin önüne hiçbir makam mevki, kadın ve para geçemez.
Geçerse işin sırrı, tılsımı bozulur. Dünya başlarına yıkılır.
Dertliler araya şeytanı sokmazlar. Fitne ve fesada fırsat vermezler. Onların derdi tüm insanlığın derdidir.
Elleriyle yaptıkları hiçbir eser onlar için amaç değil araçtır.
Dertli çabasını, gayretini sadece Allah’ın yarattığı insan için sarfeder.
Onu yakınları bile anlamaz.
Dertli gariptir. Kalabalıklar içerisinde yalnız adamdır.
Kalabalıklar onu anlamaz. O da kalabalıklardan medet ummaz.
Onun derdi, dertlilerin buluşması kötülüğe ve kötülere karşı kale gibi olmalarıdır.
Dertlilerin kardeşliğinden, el ele tutuşmasından yeni bir medeniyet doğmalıdır. Doğar da Atalarının yaptığı gibi.
İnsan , inkılap ve değişim
İşte biz buna inkılab diyoruz. Büyük değişim diyoruz. İnsanın inkılabından toplumun inkılabına giden yol bulunur. Orada huzur bulunur. Orada Muhteşem Türkiye kurulur.