Dünya değişiyor… Küreselleşme adı altında, medeniyetler, kültürler, ekonomiler çarpışıyor, insanlık ise zülüm altında inliyor! Ancak, bu değişimin insanlık ve temel değerlerden uzaklaşarak sağlandığını farkında olanlar pek az. Küreselleşme bir süreç değil, öncelikle bir projedir. Kıbrıs-Kudüs-Türkistan,tarihi meselemizdir, unutturulamaz! …
BOP, aşama aşama işliyor! Kan kan, can can; Kıbrıs, Kudüs, Türkistan… Biz içeride geçim derdinde siyaset, ikbal ve yolsuzluklarla meşgulken, Kıbrıs Rum kesimini, Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan’ın devlet olarak tanınması ve elçilik göndermesi, Türk kamuoyunun sadece dikkatini çekti. İktidar ve muhalefet suskun. Türk Devletleri ak sakallılar konseyini başkanlığı görevine seçilenlerden de ses çıkmadı, bir açıklama gelmedi. Türk dünyasının ak sakallısı olmanın sorumluluğu yok mu? Türk dünyası aksakallılarından, bu ülkelere bir kınama, bir söz veya bir itiraz olmaz mı?
Üç Türk devleti ve Suriye, KKTC’yi değil de Kıbrıs Rum kesimini niçin tanımıştır? Bunlar neyin, hangi pazarlığın sonucudur? Birlik; düşman oyunları karşısında dik durmak, birlikte hareket etmek değil midir? Bu kardeşlik ruhuna sığar mı, bu düşman emellerine alet olmak değil midir?
Azerbaycan Başkanı Aliyev’in de “Türkiye ile müttefikiz, İsrail ile de dostuz!” sözü, Azerbaycan’ın dış politikasındaki pragmatizmin ve çelişkilerin bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Ancak dostluk, katliamların ortağı olmakla mı tanımlanır? Bu ifade, aynı zamanda derin bir ahlaki sorgulamayı gerektirirken,ikiyüzlü bir diplomasi ne dostluğu ne de ittifakı kurtarabilir. Aliyev’in sözleri, sadece kendi yönetiminin değil, bu kirli çarkın parçası olan her ülkeninde maskesini düşürüyor. Masum çocukların kanı üzerine inşa edilen siyaset, müttefiklik ve dostluklar bu lekeyi temizleyemezler…Bazı sözler sadece bir siyasi manevra değil, aynı zamanda vicdanların sustuğunun, bir teslimiyetin ilanı olsa gerek…
Azerbaycan, İsrail’le ne zamandan beri, nereden dosttur? Azerbaycan halkı da İsrail’in dost mudur? Bu açıklama, Azerbaycan halkının duygularını ne kadar yansıtıyor, bu da ayrı bir soru işareti. Azerbaycan yönetimi “Türkiye kardeş ülke, iki devlet tek milletiz” diyor, ama siz kimin yanındasınız, zalim İsrail’in! Şovenist, katil İsrail sizin, bizim dostumuz olabilir mi? Bu nasıl birlik ve dostluk demezler mi? Kendi topraklarını geri almak için mücadele vermiş bir ulusun lideri, başka bir halkın topraklarını gasp eden bir terörist devlet yönetimiyle nasıl böylesine rahat bir dostluk ilişkisi kurabilir?
Birlik, düşman oyunları karşısında dik durmadır. Birliğe dahil cumhuriyetlerin durumu, akıl, vicdan ve Türklük şuuruna sığdırılamaz…
Vatanseverler; milli ve manevi değerlerimizi, tarihimizi, kültürümüzü önemseyenlerden neden yeterli ses çıkmıyor? Neden biz 41 seneden beri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yeterli tanıtamadık? Buna ne engel oldu da şimdi, Türk birliği içerisinde olan Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, neden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni değil de Rumları tanıdı? Bu, Türk diş politikasının başarısızlığını göstermez mi? Hiçbir devlet bağımsız olmadan, uluslararası statüye kavuşmadan gelişemez, hayatiyetini sürdüremez…Kıbrıs’ta iki devletli çözümden başka bir çözüm, ecdada ve tarihi mirasa ihanettir!
Diğer yandan milliyetçi addedilen bir parti Genel başkanı, neden “Kıbrıs Türk Cumhuriyeti diyemiyor” da artık “KKTC demeye gerek yok, Kıbrıs devleti diyeceğiz” ifadesini kullanıyor, yoksa ‘Kıbrıs Türk Devleti’ diyecekti de dil sürçmesi mi oldu da diyemedi? …
Ey liderler! Tarihiniz, kültürünüz, insanınız, vatanınız ‘Büyük Ortadoğu’ projesine ve düşman projelerine yem edilemez. Orta Asya projesi söylemleri de manipülasyon, yalan ve icazetti politikaların sonucu olarak, Türk devletlerine hizmet etmesi düşünülemez. Çare; gerçekten millet ve devletler arasında fikir, güç hareket birliğini oluşturmaktır. Kökü kutlu kültür, tarihi değerleri bir olan toplum ve devletler, emperyalizme hizmet edemezler ve onlara alet olamazlar. Milli duruş;tarihinle, özünle birlik olmaktır…
Millet Partisi Yıllarca Kıbrıs-Kudüs -Türkistan dedi ve demeye de devam ediyor!..
Kıbrıs, Kudüs, Doğu Türkistan’da, Gazze’de akan gözyaşında, dökülen kanlardan, kaybolan canlardan herkes sorumludur. Bu vahşete ne kadar daha seyirci kalınacak. Yerli ve milli ittifaklar oluşturamaz, ülke içinde ve dışında düşman oyunlarını bozup birlik olamazsak, bizleri bekleyen sömürülmek ve yok oluştur…Başta Türk coğrafyası, İslam dünyası ve insanlık olayları seyretmekle meşgul iken, küresel güçler kafasına koyduğunu zorla yapmaya çalışıyor. Zulüm ve vahşete ortak oluyor. Biz bu konuda ülkemizin geleceği için projeler üretiyor muyuz, hangi tedbirleri alıyoruz? Her Müslüman Türk evladı yüreğinde, ülkesinin, İslam ve Türk coğrafyasının, mazlumların derdini hissetmelidir!
Kıbrıs kendi haline bırakılamaz! Hani Türk devletleri arasında iş birliği, dil birliği, alfabe birliği olacaktı. Kurulan bu birlikteliğin halkalarında çatlama mı var? Tanıyacaksanız önce bağımsız Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanımalısınız, Rum kesimini değil! Ecdadımızın asırlarca idare ettiği coğrafya şimdi zulüm ve esaret altında sömürülüyor, kan ağlıyor…Türkiye; güç birliğini, kardeş birliğini, bölgesinde barış ve huzuru oluşturmada baş mimar olmalıdır! Türkiye ‘siz çözüm üretilemez. Türkiye barışta da savaşta da bölgesel güçtür.
Kadim dostluklar, medeniyet, kültür birliği yapmış Türk toplumlarının her an birlikteliğe ihtiyacı vardır. Sömürülmemek için birbirimize, değerlerimize, soyumuza, kültürümüze kadim medeniyetimize sahip çıkmak zorundayız!Ülkemizin düşmanlarıyla birlikte olanlara karşı bizi birleştirecek olan, Büyük Türk Milletinin ideal ve misyonuna, kültür mirasına sahip çıkmaktır! Neden, ana yurdumun parçası olan, yavru vatan dediğimiz, stratejik öneme sahip olan Kıbrıs’a, Türk devlet ve hükümet yöneticileri, gereken tarzda bu vatana sahip çıkmamışlar? Biz diyoruz ki, yaşasın Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, yaşasın Türk ve Müslüman kardeşliği, yaşasın kadim Türk kültür ve medeniyeti…
BOP Projelerine Yavru Vatan Kıbrıs, Kadim Kudüs hiç edilemez!
Karanlık diplomasi içerisinde yapılan gizli pazarlıklardan neden milletimizin haberi olmaz? Bazı konularda Talabani, Barzani YPG, PYD bilgilendiriliyor ama milletimizin haberi olmuyor. Karanlık diplomasinin derinliklerinde yapılan gizli pazarlıkları milletimizin ruhu duymuyor! Millet, devlet olarak düşman oyunlarını bozmalıyız…
Geçen günlerde T4 denilen bölgede Humus dışında Türk savunma sisteminin kurulacağı bir askeri sahanın İsrail tarafından vurulması ve Türk inşaat mühendisleri ile birlikte çalışan birçok sayıda Suriyelinin şehit olması konusunda yine kimseden ses ve seda yok. Ayrıca Ege´de düzenlenen Iniochos 2025 hava tatbikatına, ABD ve Yunanistan öncülüğünde İsrail, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kıbrıs Rum Kesimi, Hindistan, İngiltere, Fransa, İtalya, Polonya, Slovenya ve İspanya katıldı. Ancak Türkiye bu tatbikatta yok.
İsrail; ABD ve İngiltere desteğinde, Filistin’de, Suriye’de ve Ege’nin her yerinde Türkiye’ye meydan okuyor. Yunanistan, Türk adaların işgal etti, hava sahasını ihlal ediyor ve ne tuhaftır ki, Kıbrıs Rum Kesimi, Türk Cumhuriyetleri tarafından Kıbrıs devleti olarak tanınıyor! Bunlar tesadüfi değil, belli oyunun yansımalarıdır!
Türkiye, Ege’de Mavi Vatan’ı da kendi adalarını da fiilen bırakmış olamaz! Bu millet, Kıbrıs Türkleri için ömür boyu kelle koltukta mücadele veren, ama kalbi kırık giden, büyük dava adamı Rauf Denktaş’ı ve yıllarca Kıbrıs’ın bağımsız bir Türk devleti olma mücadelesi veren Aykut Edibali’yi unutmaz, ruhları şad olsun…
Tarihi öneme sahip konular, yerler, şahsi ikbal ve ihtirasa kurban edilemez, siyasi malzeme yapılamaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümranlık hakları icazetli ve ipotekli politikalarla hiç edilemez.
Türkiye’miz, savunma alanında sevindirici gelişmeler gösterirken, temel problemleri arasında maalesef icazetli politikalar görülen bir ülkedir. Türkiye’nin temel meseleleri egemenlik ve hakları askıya alınıp bir tarafa bırakılarak, siyasal hareket etmekle hem kendimize hem de ülkemize yazık ederiz. Kim ne derse desin, yerli ve milli politika takip edildiğinde ülkemiz kazanacaktır. Türkiye, savunmasında ve dış politikasında yeni strateji uygulama zarureti ile karşı karşıyadır.
Ülkemizde iktidar ve muhalefetinin yeterli tepki koyamadığı olaylara, halktan da tepki gelmeyeceğini bilenler, diplomatik çalımla istedikleri adımı atıyorlar. Boş meydanda at oynatıyorlar.Millet olarak uyanmalıyız! “Medeniyet çatışmasının hedefi olan yeni dünya düzeninin uygulaması ise Büyük Ortadoğu projesidir.” “Felaket planlarının en akıl almaz yanlarından birisi de İslam ülkelerindeki yöneticilerin ABD ve İsrail misyonuna bağlanmasıdır.” (Aykut Edibali. Millet Davası Kitabı)
‘Yeni Dünya Düzeni’ dedikleriküresel dünya, kafasına koyduğunu cebren, hileyle yapmaya çalışıyor. Başta Türk coğrafyası, İslam dünyası olayları seyretmekle meşgul.Biz milli projeler üretiyor muyuz, düşman oyunlarını bozacak stratejiler geliştiriyor muyuz?
“Büyük şeyleri büyük milletler yapar.”
Günümüz dünyasında, gücün yolu birlikten geçmektedir. Yani tam olarak işin özü, dili bir, kültürü ve inancı bir kardeşlerimizle Türkiye Cumhuriyeti olarak, geleceğe göre düşmanlarımızın oyunlarını bozacak yeterli hazırlık yapmalıyız.
Bakınız Atatürk’ün 1921 senesinde söylediği şu sözler, bu olaya açıklık getirmektedir:“Asya için, Avrupa için bizim kanunumuz aynıdır: Tam bağımsızlığımızı korumak!..Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Halbuki hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? tarih, böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir! “(M. K. Atatürk)“İnanıyorum ki Türk birliği kurulduğu gün, Türk milleti yüksek medeni kabiliyetine yeniden ulaştığı gün, bizler için büyük bir bayram olacaktır.”“Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve medeni kabiliyeti, geleceğin yükselen medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır!..
Ülkemizin düşmanlarıyla birlikte olanlara karşı bizi birleştirecek olan, Büyük Türk milletinin ideal ve misyonuna, kültür mirasına sahip çıkmaktır! Kim ne derse desin, yerli ve milli politika takip edildiğinde ülkemiz kazanacaktır. Türkiye, savunmasında ve dış politikasında yeni strateji uygulama zarureti ile karşı karşıyadır. Dış ve iç politikamızı bu bilgiler ve yaşanan gelişmeler ışığında mutlaka yeniden gözden geçirmek durumundayız. Türkiye hiçbir uluslararası vesayet gölgesi taşımadan yol alan ülke haline gelmelidir! Dış siyasetimizi, iç siyasetimizi, ekonomi politikamızı yeniden düzenlemeli, ilimden, millilikten yoksun, icazetli siyasetçilerden ülkemiz kurtulmalı, ordumuza gereken önem verilerek, gözümüz gibi korunmalıdır!..‘Milli İrade’ kavramı, bugün uluslaşmanın anahtarı olarak düşünülürken, ‘Milli Hakimiyet’ de ulus devletinçekirdeği olarak gündemdeki yerini sağlamlaştırmalıdır…Stratejik bir öneme sahip Kıbrıs, Türk yurdudur ve öyle kalacaktır!Kıbrıs’taki Türk varlığını yeniden dünyaya duyuracak olan bağımsız Kıbrıs Türk Cumhuriyetidir! …
Türk ve İslam dünyasının, mübarek beldelerin, mazlum coğrafyaların hamisi, insanlığın; barış ve huzur medeniyetinin temsilcisi Türkiye’dir!İnsanlığa örnek, mazlumun umudu, barışın elçisi, hakkı yenmiş milyonlarca, insanın rehberi olabilecek kültür ve ahlaki mirasa sahip ülke Türki’yedir. Yeter ki, tarihi misyonuna sahip çıksın…Devletimiz yaşayacak düşmanları kahrolacaktır. Devletimizin, Türk ve İslam ülkelerinin bekası için; yaşasın kadim medeniyet ve kültür mirasımızın kardeşliği…Türk ve İslam milletleri aklı selimle, yerli düşünceyle, özüne dönmekle Muzaffer olacaktır.
Türkiye icazetli politikalarla, güçlü Türkiye olamaz. Türkiye’nin, Millet Partisinin “Muhteşem Türkiye” projesine, yerli ve milli bir iktidarına, ülkenin icazetsiz politikalara ihtiyacı vardır.! Al bayrağa selam olsun. Birliğe, kardeşliğe selam olsun…