Daha dün gibi hatırlıyorum, ilk tanıştığımız günü, bakışlarını, sesini, duruşunu… Ruhumun derinliklerine kazıdığın adını… Çünkü Sen öğretmensin, adamdan insan, insandan adam çıkaran kahramansın sen
Sevgili öğretmenim, nasıl bir destan yazdığını farkında mısın? Kaç geceyi gündüze çevirdin biliyor musun? Şu toprağa diktiğin fidanların, gelecekte bütün acı ve ıstırapları dindireceği günü düşünebiliyor musun?
Şu an senin yerinde olmayı kim İstemezdi ki öğretmenim. Sen peygamberlerin meslektaşı, bilgelerin yoldaşısın. Fatih’i sen yetiştirdin, Mimar Sinan’ı, Atatürk’ü sen… Yeryüzünde iyilik adına ne varsa hepsi de senin eserin.
Bak işte zil çalıyor Birazdan ders başlayacak. Sen yurdun ıssız bir köşesinde kaya diplerinde açmış çiçeklerini yüreğinle sulayacaksın. Adın Güneş senin öğretmenim.
Sen Bingöl’ün Karlıova ilçesinin Bahçe köyündeki çocukların hem annesi hem öğretmenisin artık. Yoklama yapıyorsun sınıfa bakarak. Elif Kara… Yok, diyor arkadaşları. O hasta öğretmenim. O an kara bir bulut gelip oturuyor gözlerine. Elif’i düşünüyorsun, o ince, zayıf ve hasta bedenini. Uzatıp elini dokunmak istiyorsun alnına. Adın Şifa senin öğretmenim.
Sen, Afyon’un Emirdağ ilçesinin Avdan köyünde Mehmet öğretmen… Bir destan yazıyorsun adı Anadolu olan. Kara tahta başına geçmiş Atatürk’ü anlatıyorsun. Öyle kabarıyor ki yüreğin sanki Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacak gibisin.
Sen Manisa’nın Kula ilçesinin Ayvatlar köyünde Salih öğretmen. Bu sabah Hayat Bilgisi dersinde önce insan olmak gerektiğini öğrettin çocuklarına. Boyadın kara tahtadan yüzünü beyaza, ağarttın bahtını kır çiçeklerinin.
Konya’nın Bozkır ilçesinin Bozdam köyü ilkokulunda Ayşe öğretmensin sen. Tutmuşsun küçük Ahmet’in elinden yeni bir dünyanın kapısını aralıyorsun kurşun kaleminle. Ahmet’inse gözleri çakmak çakmak bir harf, bir ses daha veriyorsun, sanki birazdan bütün sesler kanatlanacak
Sen Kastamonu’nun Cide ilçesinin Bağyurdu köyünde Leman öğretmen. Okutup öğrettiklerinin yetmezmiş gibi oturmuş suyu konuşuyorsun muhtarla. Yol istiyorsun gönüllere köprü olacak. Medeniyet getirmemiz lazım diyorsun, yeşersin istiyorsun çorak toprak yeşersin istiyorsun bütün Anadolu
Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesi Aşağıtarla köyünde bir neşe öğretmensin sen. Bu gece çok kar yağdı. Sen hep ayakkabısı delik Hasan’ı düşündün, uyku girmedi gözlerine. Bir hüzün gelip oturdu mesafe tanımayan yüreğine.
Sen Diyarbakır’ın Kulp ilçesi Merkez İlkokulu Okulunda Yılmaz öğretmen. Bu sabah Sosyal Bilgiler dersinde haritanın başına geçip bu vatan hepimizin diyorsun. Dönüp bakıyorsun sınıfa otuz yürek tek ses olup haykırıyor: Bu vatan bizim…
Sevgili öğretmenim,
Biliyoruz ki öğretmen etrafını aydınlatırken kendini tüketen insandır. Yine biliyoruz ki ülkesini büyütürse ancak öğretmen büyütür, yaşatırsa öğretmen yaşatır, korursa öğretmen korur. Ey cumhuriyetin bekçisi, ülkemin aydınlık yolcusu yolun açık, bahtın aydınlık olsun.
Bugün 24 Kasım. Kapına geldim bir demet çiçekle. Biliyorum senin zaten bir bahçe dolusu çiçeğim var. Benimkisi çaresizlik sana vereceğim Ne olabilir ki ellerinden öpüyorum öğretmenim. Yüreğin ne kadar büyük!